Avatar

Gazeteci-Yazar

Türkiye’de terör saldırısı olabileceğine dair güvenlik uyarısı ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yazılı olarak yapıldı.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği 23 Ekim’de temsilciliklerini vize işlemlerine kapattı, bunu da yazılı bir “Güvenlik Alarmı” ile duyurdu.
Bu pek sık ve alışık olunan bir gelişme değil. Çünkü oldukça ayrıntılı. Duyuruda “Türkiye’deki ABD misyonu İstanbul’daki ABD vatandaşları ve diğer yabancıların yanı sıra, İstanbul’daki ABD Başkonsolosluğu dahil Türkiye’deki muhtemel diğer yerlere yönelik muhtemel terör saldırıları ve insan kaçırmalar olabileceğine dair güvenilir bildirimler almıştır” deniliyor. ABD Büyükelçiliği bu çerçevede “Büyük ofis binaları veya alışveriş merkezleri dahil” Amerikalıların veya yabancıların bulunabileceği yerlerde çok dikkatli bulunmalarını tavsiye etti. Yine bu çerçevede ABD Büyükelçiliği Türkiye’deki vatandaşlarından “kalabalıklardan uzak durmaları” ve “yerel medyayı izlemelerini” istedi.
Bu duyurunun sadece ABD vatandaşları ve yabancıları ilgilendirmediği açık. Duyuruda “Türkiye’deki diğer yerler” gibi, “büyük ofis binaları” gibi, “AVM’ler” gibi ifadeler yeterince açık. Çünkü buralara yönelik bir saldırı sadece orada bulunmaları muhtemel Amerikalı veya diğer yabancıları değil, daha çok Türk vatandaşlarını etkileyecektir.
ABD, Türkiye’yi büyük terör saldırılarına karşı alenen uyarıyor.

Uyarı sadece seçim hassasiyeti mi?

“Türkiye’deki diğer yerler” ifadesiyle yabancılar gitsin gitmesin diğer binaların, örneğin devlet dairelerinin, havalimanı, tren istasyonu, otobüs terminali gibi yerlerin kast edilip edilmediği açık değil. Ama Washington, Ankara’yı Türkiye’de büyük terör saldırıları olabileceği ve bunların büyük ofis binaları, AVM’ler gibi yerleri da vurabileceği konusunda uyarıyor. Bu güvenlik alarmının ABD Dışişleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bilgisi dışında yazılı olarak duyurulduğunu düşünmek safdillik olur.
Güvenlik kaynaklarına bu istihbaratın ABD makamlarına Türk makamları tarafından mı verildiğini, yoksa Amerikan makamlarının mı Türk makamlarını uyardığını sorduğumda aldığım yanıt da ilginçti. Kaynaklarım, mealen, “Onlardan gelen bir ihbar. Seçim öncesinde hassaslar galiba. Ama geniş önlemler alındı zaten”.
Bu yanıttan çıkan sonuçlar:
1- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan (muhtemelen CIA irtibatıyla) MİT ve Dışişleri kanallarıyla güvenlik alarmından haberdar edilmiş durumda,
2- ABD’nin güvenlik uyarısının sadece “seçim hassasiyetine” bağlı olması halinde başka ülkelerdeki büyükelçiliklerinin de benzeri şekilde alarma geçirilmiş olması gerekirdi. 24 Ekim sabah itibarıyla sadece Türkiye’de var.

Dış gelişmelerle bağlantılı mı?

Güvenlik kaynakları zaten geniş güvenlik önlemlerinin alındığını dolayısıyla ABD’den gelen uyarının ciddiye alındığını söylediler. Zaten bu işin şakaya gelir yanı yok. Umalım böyle bir terör saldırısı hiç olmasın, sadece Amerikalıların seçim hassasiyeti olarak kalsın. Çünkü olması halinde bunun başka dış bağlantıları üzerinde durmak da gerekir.
MİT ve Emniyet son zamanlarda IŞİD ve El Kaide bağlantılı gruplar üzerine bir dizi operasyon yaptı. Keza “silahlanan tarikatlara” operasyon ihtimali belirdi. En güçlü ihtimal cihatçı örgütler olabilir. Yine MİT ve Emniyet son zamanlarda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hesabına casusluk yaptıkları şüphesiyle, bazı Filistinlileri Emniyetle birlikte yakalıyor. Bu da bir bağlantı olabilir. Keza Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında durmasından ve ABD’den umdukları desteği bulamayan bazı silahlı Ermeni grupların hareketliliği de düşünülebilir. Özellikle Suriye’deki varlıklarını büyük ölçüde ABD’ye emanet etmiş olan PKK’nın Amerikalılara yönelik eylem yapmasının intihar anlamına geleceği düşünülmeli. Öte yandan PKK üzerinden ABD Ortadoğu’daki istihbarat kaynaklarını genişletti. Bu gelişmeler güvenlik makamlarınca değerlendiriliyordur mutlaka. Umalım boşa çıksın.