İktidardan iki tuzak, muhalefette iki sorun

İktidar muıhalefete iki siyasi tuzak kurarak istemediği tartışmalara çekmek istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Soylu işle Marmaris’teki orman yangınını söndürme çalışmalarını denetlerken. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Son siyasi gelişmeler iktidardaki AK Parti-MHP ittifakının muhalefet partilerini iki konuda tuzağa çekmeye çalıştığını, muhalefet saflarında ise iki ciddi sorunun ortaya çıktığını gösteriyor. İktidarın muhalefeti çekmeye çalıştığı iki tuzak da yasal konularda; biri orman yangınlarıyla yeniden harlanan idam cezası tartışmaları, diğeriyse Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı üzerine. Muhalefet saflarında ise CHP ile İYİ Parti arasında, eğer bir an önce el atılmazsa büyüme eğilimindeki rekabet ve HDP’nin muhalefet kampanyasının odağına yeniden yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarını alması bulunuyor.
Öyle ki aslında bu sorunlar muhalefet partilerinin kendilerine kurduğu tuzak, ya da bindikleri dalı kesme gibi görülebilir.
Gelelim ayrıntılarına.
İktidarın muhalefeti içine çekmeye çalıştığı iki tuzak tartışma da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın çıkışlarıyla yön değiştirdi. Birincisi, Erdoğan’ın 2023’te yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasında sakınca bulunmadığı beyanıydı. Hatta muhalefet konuya yeterince ilgi göstermeyince beyanını tekrarladı.

İdam cezası ve HDP

Oysa İYİ Partili Aytun Çıray daha Bozdağ’ın bu bahsi açmadan önce, bu tartışmaya girip Erdoğan’ın yeni bir mağduriyet kampanyası başlatmasına yol açmayacaklarını söylemişti. Meral Akşener Erdoğan’ın adaylığının “önünü açacaktı”; Altılı Masa Erdoğan’ı sandıkta yenmek istiyordu. Belli ki Altılı Masanın -Anayasal zeminin el vermesine rağmen- gündeme dahi getirmediği bir konu kaşınmak isteniyordu.
Marmaris’teki orman yangını daha devam ederken MHP lideri Bahçeli “idam cezası” bahsini yeniden açtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Ağza hoş gelmiyor ama” diyerek tartışılmasına destek vermişti. Topa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da girdi. Ancak Adalet Bakanı Bozdağ’ın da tartışmaya yeşil ışık yakması adeta muhalefeti orman yangınları ve sonraki adımda cinsel cinayetler ve terörizm üzerinden istemediği tartışmalara çekmeyi amaçlıyordu.
Tam da o günlerde HDP eş başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar muhalefet odağını ekonomik krizden, yeniden PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki hapishane koşullarına kaydırmışlardı. Sancar T24’te Murat Sabuncu’ya “HDP, AKP’ye kanmaz” dedi sonradan gerçi; “Sanki Öcalan ile görüşme başladığında AKP’nin işini kolaylaştıracakmış gibi bir hava yayılıyor. Doğru değil” diye de ekledi.

Demirtaş-HDP makası

HDP’nin beş yıldır hapiste tutulan kendi önceki eş-başkanları Selahattin Demirtaş için kampanya açmazken ve kendi seçmeninin öncelikli sorunu da hayat pahalılığı, işsizlik iken Öcalan konusunu öne çıkarmaları reel politikanın olağan akışına aykırı.
Sancar, Sabuncu’yla mülakatında, hapishane ziyaretinden döndüğü Demirtaş ile HDP arasında sorun olmadığını özellikle vurguluyor. Demirtaş’ınsa avukatları aracılığıyla yayınladığı makalelerde tamamen reel politika sorunlarına, ekonomi ve seçim odaklı sorunlara yöneldiği açıkça görülüyor. Yine dışarıdan görünen oy potansiyeli HDP’nin üzerinde görülen Demirtaş’ın meşru siyaset zemininde ısrarıyla öne çıkmasının sadece Kandil değil, HDP yönetimince de pek hoş karşılanmadığı. Kimi Kürt kaynaklarına göre, ortada henüz ideolojik ayrışma olmasa da bir fraksiyon ayrışması var ve 3 Temmuz’daki HDP kongresinde “güvercinler” ya şahinlerin safına geçecek ya da tasfiye edilecek. Yine bu kaynaklara göre, Buldan ve Sancar’ın eş-başkanlıklarını koruması da bekleniyor.
HDP eğer hem (MHP’ye rağmen) AK Parti’den hem de Altılı Masadan Kürt sorununa açılımları bekliyorsa, Öcalan çıkışının atılabilecek en yanlış adım olduğunu görmüyor demektir.

CHP-İYİ Parti rekabeti mi?

Her siyasi parti iktidarda olmak amacıyla kurulur; doğrusu da budur. Bu nedenle İYİ Parti lideri Meral Akşener’in “İstanbul’da da Türkiye’de de birinci parti olacağız” demesinin yadırganacak bir yanı yok. Gelin görün ki, bu sözler CHP saflarında başka türlü yankılanıyor, muhalif seçmende Altılı Masaya “Kendi içlerinde yarışıyorlar” güvensizliğini besleyebileceği şeklinde yorumlanıyor.
İYİ Parti’nin AK Parti’den merkez sağa seçmen çekebileceği bölgelerdense CHP’nin etkili olduğu seçim bölgelerinde çalışması CHP’de daha önce de konu edilmişti.
CHP yönetimindeki bazı isimler genel başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuyu 3 Temmuz’da Akşener ev sahipliğinde yapılacak Altılı Masa toplantısına getirmesi gerektiği görüşünde. Altı partinin birinci önceliğinin de Erdoğan’ı seçimle devirmek olması gerektiğinin vurgulanmasını aksinin bir tuzak olduğunun görülmesini istiyorlar. Ancak Kılıçdaroğlu’nun önceliği parti çıkarlarına değil, Altılı Masanın birliğinin bozulmamasına verdiği biliniyor. Yine de bu konunun devamı, muhalefet koalisyonunda soruna dönüşme potansiyeli taşıyor.

Aykut Erdoğdu hadisesi

CHP’de Aykut Erdoğdu hadisesiyle ortaya dökülen kayırmacılık rezaletini görmezden gelmek mümkün değil. Bu Altılı Masanın değil doğrudan CHP’nin sorunu. Sepeti ahbap çavuş usulü, ağzı laf yapan, ne oldum delisi çürük elmalarla doldurursanız sonuç budur.

Geçiştirdiğimi sanmayın, bu haftanın kriz gündemi ağır, sonra CHP’yi masaya yatırmak şart oldu. CHP’nin önce kendi tabanıyla helalleşmesi gerekiyor.

 

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...