

ABD ve Rusya, Suudi Arabistan’da Ukrayna olmadan Ukrayna konuşurken Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky, Erdoğan’ın konuğu olarak Türkiye’de teselli arıyordu. Avrupa Birliği ise neredeyse tamamen devre dışı görünüyor.(Foto: Cumhurbaşkanlığı)
Son durumu şöyle özetleyelim: 18 Şubat’ta ABD ve Rusya Dışişleri Bakanları Suudi Arabistan’da Ukrayna’yı çağırmadan Ukrayna savaşını konuşurlarken Ukrayna Cumhurbaşkanı Ankara’da Türk Cumhurbaşkanında teselli arıyordu. Avrupa Birliği de masada yoktu, o konuya geleceğiz. ABD’nin yeni ABD Başkanı Donald Trump, bu toplantıdan kısa süre sonra Florida’daki malikanesinde gazetecilere Ukraynalıların “Davet edilmedik” yakınması üzerine “Üç yıldır durdunuz” dedi; “Üç yıl önce bitirebilirdiniz. Hatta hiç başlamayabilirdiniz. (Ruslarla) anlaşabilirdiniz.”
Trump “Hiç başlamayabilirdiniz” derken Joe biden yönetiminin Ukrayna’yı uzlaşmaz bir tutuma zorlayarak Rusların 2022’deki işgal harekâtına başlamasına yol açtığı iddiasını tekrarlıyor. “Rusların hiç mi suçu yok?” diye sormayın; Trump’ın güç politikaları böyle işliyor. “Üç yıl önce bitirebilirdiniz” derken de 2022 ilk baharında Rus ve Ukraynalıların iki kez İstanbul’da buluşup mesafe almış olmalarına atıfta bulunuyordu. Ankara hâlâ -gayrı resmi olarak- o toplantılarının devamının gelmemesinden Londra’nın Kiev üzerinde kurduğu baskıyı sorumlu tutuyor.
Türkiye hala oyunda ama
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD ve Dışişleri Bakanları arasındaki bu görüşmenin de Riyad yerine Ankara’da ya da İstanbul’da yapılmasını, ABD ve Rusya dışişleri bakanları Marco Rubio ve Sergey Lavrov’a Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faisal bin Farhan yerine Hakan Fidan’ın ev sahipliği yapması çok isterdi. Yine de dün bu toplantının yapıldığı sıralarda Ankara’da Volodimir Zelensky’yi ağırlayarak, sembolik olarak eğitim ve medya işbirliği anlaşmaları imzalayarak oyundan düşmediğini gösteriyor. Erdoğan’ın, Zelensky ile basın toplantısında Rusya-Ukrayna görüşmesi için Türkiye’nin “ideal ev sahibi” olacağını söylemesi ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi arayıp her çabaya hazır olduğunu tekrarlaması da oyunda kalma gayretinin göstergesi.
Trump ise sahnede ve başrolü kimseyle paylaşmaya hazır görünmüyor. Suudi Arabistan tercihiyle Arap dünyasından memnuniyet mesajları geliyor. Vladimir Putin ise Suriye’de Erdoğan’ın önemli katkısıyla devre dışı kalmasından memnun değil. Ayrıca elinde “Türkiye NATO üyesi, Ukrayna tarafında” gibi işine geldiğinde kullanabileceği bir söylem var.
Trump da Putin de Avrupa güçlerini artık bu işin dışında tutma niyetinde görünüyor buna AB ve NATO bağlantıları dahil.
Putin Kazandı
Tabii bir de Putin’in, Trump’ın ağırlığını koymasıyla Ukrayna’daki kazancını teyit etmesi söz konusu. Avrupa güçleri hala Zelensky’nın sırtını “Sen kazandın aslanım” diye sıvazlayadursun, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth Ukrayna’nın 2014 sınırlarına dönmesinin de NATO üyesi olmasının da artık “gerçekçi” görünmediğini hem de NATO toplantısında ilan etti bile.
Hegseth’in sözleri, Trump ABD’nin en azından Rusya’nın 2014 Kırım, 2022 Donetsk ve Luhansk ilhaklarını fiilen kabul ettiği, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, Zelensky’yi kaale almadan pazarlık maddesi yaptığını gösteriyor.
Sırada ABD’nin değerli maden yatakları karşılığında Ukrayna’yı Rusya’ya karşı korumayı önermesi bulunuyor. Mayfanın koruma parası ası altında haraç sistemine banziyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, Münih Güvenlik Konferansında Avrupa ile ABD ortaklığını sorgulamasıyla Konferansın Başkanı, soğukkanlılığıyla tanınan deneyimli Alman diplomat Christoph Heusgen’i, lafın gelişiyle değil, gerçekten ağlattı. Biden yönetimi askeri bütçesinin sadece yüzde 3’ünü Ukrayna’ya aktararak Rus ordusunun yarısını çökerttiğini söylüyordu ama Trump 1800’lerde Napolyon, 1900’lerde Hitlerin Rusya bozgunlarından daha iyi ders çıkarmış görünüyor.
Avrupa kaybetti
Avrupa iki temel noktada kaybetti:
Birincisi siyasi itibar kaybıdır. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ile Avrupa kıtasına, özellikle kuzey ve doğu Avrupa’da depreşen tarihi Rus korkusu, Avrupa Birliğinin ABD askeri varlığı olmaksızın siyasi bir güç olmadığını tescil etti. İsveç ve Finlandiya bu korkuyla yıllardır uzak durdukları NATO’ya üye olabilmek için Türkiye’nin PKK ile mücadele için koyduğu yasal ve anayasal koşulları kabul etmek zorunda kaldılar. Polonya, askeri harcamalarını yüzde 2 NATO standardının da üzerinde yüzde 5’e çıkardı. Almanya, İkinci Dünya Savaşından beri görülmemiş bir hamleyle 100 milyar avroluk silahlanma bütçesi ilan etti.
İkincisi ekonomik kayıplardır. Biden ABD’sinin zorlamasıyla AB ülkeleri Rusya’ya ekonomik yaptırım ilan etti. Avrupa’ya Baltık Denizi altından Rus doğal gazı taşıyan iki Kuzey Akımı boru hattının durmasıyla Almanya başta olmak üzere merkezî ve doğu Avrupa ülkelerinde enerji sıkıntısı baş gösterdi. Bu ülkeler Rus doğal gazı yerine ABD’den çok daha pahalıya LNG almaya başladı. Rusya’ya ticaret yaptırımları nedeniyle Avrupa markaları Rusya operasyonlarını kapatmak zorunda kaldı; Alman ekonomisinin son birkaç yıldır hiç büyümemesi altında bu yatıyor. Şimdi Trump, Ukrayna’ya karışmamasını istediği AB’ye lütfen yaptırım esneklikleri tanınabileceğinden söz ediyor.
Trump-Putin, Trump-Erdoğan
Riyad’da sadece Ukrayna konuşulmadı.
Örneğin, Trump-Putin görüşmesinin nerede, ne zaman, nasıl yapılabileceği konuşuldu. Lavrov’un Riyad’a Putin’in en yakın danışmanı Yuri Uşakov, Rubio’nun da Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ile gitmesi. Çıkan ilk anlaşma Ukrayna nedeniyle bozulan ABD-Rusya diplomatik ilişkilerinin canlandırılması oldu.
Görüşmede ABD heyetinde Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi ve milyarder golf arkadaşı Steve Witkoff’un ve Suudi Arabistan’ın Suriye’de yönetime gelen Ahmet Şara ile öteden beri temasta olan ve Suriye’ye yaptırımların kaldırılması için lobi yapan Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid al-Aiban’ın bulunması Suriye’den İsrail-Filistin meselesine dek Ortadoğu konularının da ele alındığının işareti.
Türkiye oyunun hala içinde ama konumunu kaybetmeme gayretinde. Trump-Putin görüşmesinde Ukrayna’nın yanı sıra Suriye, İran, İsrail-Filistin’den Çin, Japonya, Kuzey Kore’ye dek, hatta -ayrıntılarını başka yazıya bırakıyorum- Trump’ın Grönland çıkışı ve Avrupa güvenliğine dek pek çok konunun konuşulacağı kesin.
Gelişmeler Putin-Trump görüşmesinin, henüz bir işareti kamuoyuna yansımayan Erdoğan-Trump görüşmesinden önce yapılabileceğine işaret ediyor.