Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Türkiye’nin Jeopolitik Primi ve Güven Açığı

Yazar: Ahmet Erdi Öztürk / 19 Haziran 2026, Cuma / Oda: Siyaset

Ankara’nın NATO Zirvesi’ne hazırlandığı, ABD-İran mutabakatına dijital imzaların atıldığı, G7 Zirvesi’nin Fransa’da toplandığı sırada Dışişleri Bakanı Fidan, Kazan’daki ASEAN Zirvesi’nde Rusya Cumhurbaşkanı Putin ve heyetiyle görüşüyordu. Jeopolitik konum önemli ama kalıcı olmayabilir. Soldan sağa, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Putin, Putin’in Dış Politika Danışmanı Uşakov, Fidan, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Bilgiç. (Foto: X/Dışişleri)

Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun çok negatif Türkiye raporu, Ankara’nın demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve muhalefet üzerindeki baskılar nedeniyle Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir normatif maliyet taşıdığını bir kez daha gösterdi. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın G7 zirvesi sırasında Rusya’da temaslarda bulunması, Türkiye’nin Batı güvenlik mimarisi içinde yer alırken Moskova ile doğrudan konuşabilen az sayıdaki NATO aktöründen biri olduğunu yeniden hatırlattı. Bulgaristan’daki Karadeniz, NATO ve enerji güvenliği temasları da Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından hâlâ merkezî bir konuma sahip olduğunu ortaya koydu.

Bu tablo Türkiye’nin güncel jeopolitik önemini açıkça gösteriyor. Ancak aynı zamanda ciddi bir paradoksu da beraberinde getiriyor. Türkiye, Karadeniz, Suriye, enerji koridorları, Rusya ve Ortadoğu dosyalarında vazgeçilmez bir aktör olarak öne çıkıyor. Fakat içerideki demokratik gerileme, kurumsal zayıflama, yargının siyasallaşması ve Batı ile büyüyen güven sorunu bu jeopolitik değeri daha kırılgan hale getiriyor.

Başka bir ifadeyle Türkiye bugün önemli, görünür ve gerekli bir aktör; fakat bu onun otomatik olarak güvenilir, öngörülebilir ve kalıcı biçimde etkili bir ortak olduğu anlamına gelmiyor.

Denge Siyasetinin Getirisi ve Sınırı

Fidan’ın, ev sahibi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başka “orta güçleri” davet etse de Türkiye’yi davet etmediği G7 zirvesi sırasında Rusya ile görüşmeler yapması sembolik açıdan oldukça önemliydi. G7’nin ana gündemlerinden biri Ukrayna savaşı, Rusya’ya yönelik baskı, yaptırımlar ve enerji güvenliği iken, Türkiye’nin Moskova ile doğrudan temas kurması, Ankara’nın klasik bir Batı müttefiki gibi davranmadığını gösterdi. Fakat bu durum basitçe bir “eksen kayması” olarak okunmamalı. Daha doğru okuma, Türkiye’nin uzun süredir sürdürdüğü çok yönlü dengeleme siyasetinin güncel bir yansıması olarak görülmeli.

Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekliyor, NATO üyesi olarak Karadeniz’deki güvenlik risklerini doğrudan hissediyor ve Avrupa güvenlik mimarisinin parçası olmayı sürdürüyor. Aynı zamanda Rusya ile enerji, ticaret, turizm, Suriye, Kafkasya ve Karadeniz güvenliği üzerinden koparılamayacak ilişkilere sahip. Bu nedenle Ankara’nın Moskova ile konuşabilmesi Batı açısından zaman zaman rahatsızlık yaratsa da tamamen dışlanabilecek bir davranış değil. Savaşın uzadığı, diplomatik kanalların zayıfladığı ve Karadeniz’in askerî risklerle dolduğu bir ortamda Türkiye’nin Rusya ile konuşabilmesi belirli bir stratejik işlev üretiyor.

Ancak bu işlevin sınırları var. Türkiye’nin Rusya ile konuşabilmesi ona diplomatik değer kazandırabilir; fakat aynı anda Batı’da Ankara’ya yönelik güven sorununu derinleştirebilir. Dahası, Türkiye bugün NATO’nun doğu ve güneydoğu kanatlarının kesiştiği yeni bir güvenlik hattında kritik bir aktör olarak görülüyor. Bu durum Ankara’nın önemini artırıyor fakat Avrupa ile ilişkilerdeki demokratik sorunları ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, Türkiye ne kadar vazgeçilmez hale gelirse, yurt içindeki siyasal düzen de o kadar fazla uluslararası tartışmanın konusu oluyor.

Merkezde Olmadan Etkili Olmak

Türkiye’nin benzer bir rolü Ortadoğu ve enerji güvenliği alanlarında da görülüyor. Ankara Suriye’de hâlâ sahada olan, sınır güvenliği, göç, Kürt meselesi, muhalif gruplar ve bölgesel normalleşme dosyalarında etkili bir aktör. Ancak İran-ABD hattında ortaya çıkan diplomatik yumuşama ihtimali, Hürmüz Boğazı etrafındaki enerji güvenliği tartışmaları ve yeni enerji koridorları arayışı, Türkiye’nin bölgesel enerji mimarisindeki konumunun hem önemli hem de sınırlı olduğunu gösteriyor.

Türkiye Hürmüz’ün doğrudan tarafı değil. Ne Körfez üreticisi ne de Boğaz’ın askerî kontrolünde birincil aktör. Fakat Hürmüz’de yaşanacak her kriz, enerji fiyatları, LNG akışları, Avrupa’nın enerji güvenliği ve alternatif koridor arayışları üzerinden Türkiye’yi dolaylı biçimde etkiliyor. Körfez enerjisinin Hürmüz’e bağımlılığının sorgulanması, Irak-Suriye-Türkiye hattı, Doğu Akdeniz, Güney Kafkasya ve Orta Koridor gibi başlıkları yeniden gündeme taşıyor. Türkiye bu süreçlerin tam merkezinde yer almayabilir, ancak çevresinde şekillenen enerji ve güvenlik mimarisinin dışında da kalmıyor.

Burada önemli olan nokta şu: Türkiye’nin dış politika kapasitesi artık yalnızca askerî güç, coğrafya ya da diplomatik çeviklikle ölçülemez. Ankara’nın etkisi, farklı kriz alanları arasındaki bağlantısallıktan besleniyor. Suriye’deki pozisyonu göç ve güvenlik üzerinden Avrupa’yı ilgilendiriyor. Karadeniz’deki rolü NATO’yu ve Rusya’yı doğrudan etkiliyor. Enerji koridorlarındaki yeri Avrupa’nın arz güvenliğiyle ilişkileniyor. Rusya ile ilişkiler hem Ukrayna savaşını hem de Batı ittifakını ilgilendiriyor. Bu bağlantısallık Türkiye’ye manevra alanı açıyor, ancak kuşkusuz aynı zamanda onu daha kırılgan bir aktöre dönüştürüyor.

Jeopolitik Önem Kalıcı Güç Değildir

Türkiye’nin bugünkü jeopolitik görünürlüğü önemli, fakat bu görünürlük kalıcı, garantili ya da tek başına yeterli değil. Uluslararası sistemin geçişken yapısı, bugün avantaj üreten bir pozisyonun yarın maliyete dönüşebileceğini gösteriyor. Rusya ile konuşabilmek bugün diplomatik değer yaratabilir, ancak Batı ile güven sorununu derinleştirebilir. Suriye’de sahada olmak pazarlık gücü sağlayabilir, ancak uzun vadeli güvenlik yükü üretebilir. Enerji koridorlarının kesişiminde bulunmak stratejik önem yaratabilir ama alternatif güzergâhlar, yeni teknolojiler ve bölgesel normalleşmeler bu önemi zamanla azaltabilir.

Bu nedenle Türkiye’nin yalnızca coğrafyasına, krizlerdeki vazgeçilmezliğine ve jeopolitik konumuna güvenmesi riskli. Jeopolitik önem, kurumsal kapasite, ekonomik istikrar, diplomatik öngörülebilirlik ve demokratik meşruiyetle desteklenmediğinde kırılgan bir avantaja dönüşür. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik eleştirileri tam da bu noktada anlam kazanıyor. Batılı aktörler Türkiye’ye ihtiyaç duyabilir ama ne yazık ki bu ihtiyaç Ankara’ya duyulan güvenin arttığı anlamına gelmez.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Avrupa Parlamentosu, jeopolitik, Türkiye-G7, Türkiye-Rusya

OKUMAYA DEVAM EDİN

Rusya-Ukrayna: Türkiye’nin Reel Politikaya Dönüşü ve NATO’da Artan Rolü
Gürsel Tekin polisle girdiği binadan “Al polislerini git” diye çıkarıldı
Dağ fare doğurdu; yayın seçim sonucunu etkilemez
  • Pervin Buldan: 5 günlük işi var. Yasayı Meclis tatile girmeden çıkaralım19 Haziran 2026
  • Türkiye’nin Jeopolitik Primi ve Güven Açığı19 Haziran 2026
  • Orta Güç Türkiye G7 Zirvesine Neden Davet Edilmedi?18 Haziran 2026
  • Avrupa Parlamentosu “davalar siyasi” dedi Akın Gürlek’e yaptırım istedi18 Haziran 2026
  • Rusya’nın Ankara Büyükelçisi: Türkiye’nin NATO tercihine saygı duyuyoruz17 Haziran 2026
  • NATO zirvesi Türkiye’ye AB kapısını açar mı?16 Haziran 2026
  • ABD-İran anlaşması daha imzalanmadan İsrail “Bizi bağlamaz” dedi15 Haziran 2026
  • Yeni Nesil Savaşların 5 Cephesi: Süngüden Algoritmaya15 Haziran 2026
  • CHP’deki krizin asıl sorusu: Yetki geri alınabilir ama ya rıza?15 Haziran 2026
  • Öztrak: Özel’e öyle şey söylemedim, Tekirdağ’da istediği zaman yürürüz14 Haziran 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP