Hayat

Tehlikeli ve Büyüleyici Bir Uğraş: Sualtı Mağara Dalışı

1985 yılında Fransız dalgıç Henri Cosquer Marsilya’daki Morgiou Burnu’nda 37 metre derinlikte yaptığı dalışlar sırasında dar bir tünel fark ediyor. 175 metre uzunluğundaki tünelin sonunda ulaştığı galeride at, bizon, dağ keçisi, geyik, insan eli, fok hatta soyu tükenmiş deniz kuşlarına ait resimlerle karşılaşıyor.

Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak hayatlarına kimsenin yaşamadığı, kimsenin yapmadığı heyecanlar katmaya çalışıyorlar. Bu bazen sürmekte olan savaş bölgesindeki patlamış nükleer santral Çernobil’in hâlâ radyasyonlu bölgesine ve Pripyat şehrine kaçak girmek, bazen Afganistan’ın içlerinde Bin Laden’in mağarasını ziyaret etmek, bazen de Güney ve Kuzey Kore arasındaki askersiz bölgelerde olabiliyor. “Dark Tourism” veya “Urbex” (urban exploration) meraklıları her geçen gün daha da artıyor.

Hem spor hem adrenalin hem de seyahat tutkunları da gittikleri yerlerde selfie çekmek, gezi kitaplarında, dergilerinde okudukları tavsiye edilen lokantalarda yemek yemekle, müzeleri gezmekle yetinmiyor. Ekstrem spor meraklarını gidermek için düz kayalara tırmanıyor, bazen iki tepe arasında ip cambazlığı yapıyor bazen sadece “bungee jumping” yapmak için dünyadaki meşhur köprüleri, kuleleri ziyaret ediyor. Gündelik hayatlarından sıkılanların artmasına paralel bir şekilde ekstrem turizm de çeşitleniyor.

Ekstrem Turizm ve Sualtı Mağara Dalışı

Ekstrem turizmin en eski ve en tehlikeli türlerinden biri de dünyanın dört bir yanını gezip su altı mağaralarına dalış yapmak. Mağaraların insanlık tarihi, iklim tarihi, biyoloji ve jeoloji açısından taşıdığı bilgiler onları bilim insanları için inceleme noktası haline getiriyor. Sualtı mağaralarında bulunan tarih öncesi kalıntılar bilim insanlarına hâlâ yeni ufuklar açıyor. İçlerinde barındırdıkları kristal oluşumlar, ışık huzmeleri, milyonlarca yılda oluşmuş hiçbir insanın elinin değmediği galeriler dalgıçlarına çok az insana nasip olan eşsiz bir deneyim sunuyor.

Ama bunların ötesinde mağaralar taşıdıkları riskler ile insanın kendi sınırlarını zorlama arzusunu kamçılayan benzersiz bir fırsat sunuyor. Teknik ustalığı test etmek ve kendi kendine meydan okumak her sualtı dalgıcının en büyük motivasyonlarından biri. Suyun altındaki yoğun odaklanma, dikkatli alınıp verilen nefes, tam yoğunlaşma dalgıçlara meditatif dinginlik sağlıyor.

Ve elbette insanın bilinmeyeni keşfetme, görülmeyeni görme, gidilmeyene ulaşma arzusunu tatmin etmek için yapılabilecek en iddialı işlerden birisi sualtı mağaralarına dalış.

Maldivlerde Trajik Dalış Kazası

14 Mayıs 2026 günü Cenova Üniversite’sinde deniz biyolojisi ve ekolojisi alanında çalışan ve Maldivler’de ekosistem ve iklim değişikliğinin yumuşak deniz mercanları üzerine etkisini araştırmak için bulunan Prof. Monica Montefalcone, kızı ve iki araştırmacıdan oluşan ekip, adaya yerleşmiş dalış eğitmeni ve rehberin  eşliğinde Vaavu Atol bölgesindeki Dhekunu Kandu (Shark Cave – Köpekbalığı Mağarası) mağarası üzerine dalış için gidiyor (Cenova Üniversite’si bu dalışın akademik bir çalışma olmadığını, grubun kendi merakları için yaptığı bir dalış olduğunu bildirdi). Gruptaki herkesin dalgıçlık deneyimi olduğu, Prof. Montefalcone’nin çok deneyimli bir dalgıç  olduğu biliniyor. Beş kişilik grup elli metre derinlikteki Köpekbalığı Mağarasına dalışa geçiyor.

Teknede grubu bekleyen ekip dalgıçlar, ekip üyelerin çıkmaları gereken zamanda çıkmayınca alarm veriyor. İlk müdahale Maldivler Ulusal Savunma Gücü tarafından yapılıyor. Mağaranın çıkış ağzı yakınlarında rehberin cansız bedeni bulunuyor. Kurtarma operasyonunun ilk günü Maldivlerin  en tecrübeli kurtarma dalgıçlarından biri de vurgun yiyor ve yaşamını yitiriyor. Mağaranın derinliği, karmaşık yapısı ve düşük görüş koşulları nedeniyle MUSG operasyonda güçlük yaşıyor ve Divers Alert Network Europe’tan yardım istiyor.

DAN Europe kazaya müdahale için  üç Finli dalgıçtan yardım istiyor. Ekipteki 2 dalgıç  2014 yılında Norveç’teki Plura mağarasında dalış sırasında hayatını kaybeden iki Finli dalgıcı çıkarmalarıyla  tanınıyor ve sualtı mağaralarına dalış konusunda dünyanın en yetkin isimlerinden kabul ediliyor. Bu kurtarma çalışmalarından sonra yapılan “Diving into the Unknown” belgeseli bu alandaki en önemli çalışmalardan biri sayılıyor. Olay günü İsveç’in Varmland bölgesindeki yüzyıllar boyunca işletilmiş ve içi suyla dolu Langban maden sahasında eğitim dalışındaki üç Finli mağara dalgıcı durumu kendi aralarında değerlendirip görevi kabul ediyor. Finli dalgıçlar 17 Mayıs’ta Maldivler’e ulaşıyor.

18 Mayıs’ta yapılan dalışlarda dört Cenovalı dalgıcın yerleri tespit edildikten sonra 2 gün içinde ekip üyelerinin cansız bedenlerine ulaşılıyor. Halen devam etmekte olan araştırmanın ilk bulguları facianın sebepleri hakkında genel bilgiler verdi. En önemli neden olarak dalgıçların mağaraya inerken dönüşte yollarını bulmalarını sağlayacak kılavuz halatları kullanmaması olarak görülüyor. Ekip mağaraya girdiğinde mağaranın cidarlarına yapışmış tortuların dalgıçların uzun derin su paletlerinin hareketleriyle suya karışması ve görüşü kapatıp çıkış yolunu kapatması kılavuz halatsız inen ekibin çıkışı bulamamasındaki baş sorumlu olduğu düşünülüyor. Finli ekip yaptıkları dalışlardan sonra İtalyan ekibin on beş dakika daha oksijeni olsa hayatta kalabileceğini tahmin ediyor.

Başdöndürücü Bir Keşif Dalışı: Cosquer Mağarası

Sualtı mağaralarına yapılan dalışlar her zaman böyle büyük trajedilerle sonuçlanmıyor. 1985 yılında Fransız dalgıç Henri Cosquer Marsilya’daki Morgiou Burnu’nda 37 metre derinlikte yaptığı dalışlar sırasında dar bir tünel fark ediyor. 175 metre uzunluğundaki tünelin sonunda ulaştığı galeride at, bizon, dağ keçisi, geyik, insan eli, fok hatta soyu tükenmiş deniz kuşlarına ait resimlerle karşılaşıyor.

Daha sonra yapılan incelemelerde mağaranın 33.000 bin yıl önce insanlar tarafından kullanılmaya başladığı buz devriyle sular yükselene kadar 14.000 yıl boyunca insanlara ev olduğu anlaşılıyor. Cosquer mağarasının keşfi insanlığın öyküsünü anlamamızda en önemli keşiflerden biri oluyor.

Cosquer mağarasına giriş bugün çok tehlikeli olduğu için yasaklanmış durumda ama Morgio Burnu’na kurulan suyun altında kurulan muhteşem müze mağaradaki replikaları 2022’den ziyarete açıldı. Müze’nin adı keşfeden dalgıcının onuruna Cosquer. Yolunuz Fenike şehri Marsilya’dan geçerse gezilecek yerler listesinin en tepesine koymanızı öneririm.

Son söz, “mağaralar hatayı affetmiyor” ama “sadece ileriye gitme riskini alanlar ne kadar ileri gidebileceğini öğreniyor”.

Caner Kuzgunkaya

Mühendis-Gezgin

Recent Posts

DEM: Çerçeve yasada ne olduğu bize de söylenmiyor, çoğu AKP’liye de

Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e…

4 saat ago

Ankara NATO Zirvesi: Güvenlik Vardı, Peki Barış?

Ankara, 7–8 Temmuz tarihlerinde NATO'nun son yıllardaki en önemli zirvelerinden birine ev sahipliği yaptı. Zirvenin…

1 gün ago

İmamoğlu ‘Savunma hakkım engelleniyor’ dedi, hâkim dışarı çıkarttı

Silivri’deki Marmara Cezaevinde sürmekte olan İBB davasında mahkeme başkanı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem…

2 gün ago

Erdoğan Trump’ın, Trump Avrupa’nın sözünü tutmasını bekliyor

Türkiye açısından Ankara’da iki zirve var. Biri NATO’nun yeni bir döneme “3.0 dönemine” gireceği zirve…

2 gün ago

İkinci Soğuk Savaşın NATO’su Ankara Zirvesinde kuruluyor: 3.0 o demek

NATO’nun 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi’ni “Yeni Soğuk Savaş” NATO’sunun kuruluş toplantısı olarak baktığınızda, Türkiye’deki CHP…

3 gün ago

NATO’nun Türkiye üzerinden Orta Doğu açılımı ve Trump’ın iki görüşmesi

Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi'nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama…

4 gün ago