

DEM’in PKK lideri Öcalan’a sürece özel baş müzakereci statüsü verilmesi talebi MHP lideri Bahçeli’den örtülü destek buldu. Tartışmaya MHP’li Yıldız “Osmanlı’da dağdan inen eşkıyaya paşalık verirlermiş” sözüyle katıldı. Fotoğraf bir MHP-DEM görüşmesinden. Soldan sağa, TBMM Başkanvekili Celal Adan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, DEM Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, DEM Grup Başkanvekili Sezai Temelli.
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli açtı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kendi çıkışına uyarak yaptığı 27 Şubat örgütü fesih ve silah bırakma çağrısının seneyi devriyesi yaklaşırken Öcalan’ın “statü sorununun” halledilmesi gerektiğini söyledi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarına destek teşekkürüne girmişken gazeteci milleti de koridorda bekleyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın etrafını sardı: Bahçeli ne demek istemişti? Yıldız önce “Ben de tam bilmiyorum” dedi, “Herhalde DEM’e hitaben söylemiştir” dedi, sonra “Biraz tartışın, tartışılsın” dedi.
Acaba MHP de Öcalan’ın bir yandan yasalar Meclis’te görüşülür, diğer yandan silah bırakma süreci gözlenirken devlet karşısında tek muhatap, ya da baş müzakereci olmasını mı istiyordu?
Feti Yıldız, bıyık altından gülümsedi: “Osmanlı’da dağdan inen eşkıyaya paşalık verirlermiş” dedi.
Dağdan İnene Paşalık mı?
Dağa çıkmanın da dağdan inmenin de bir bedeli, karşılığı var demek istiyordu. İktidar hâlâ sürece ihtiyatla yaklaşıyor. MHP’liler de AK Partililer de daha önce DEM Parti’nin de PKK’nın da Öcalan’ı dinlemediğinden yakınmışlardı.
Yıldız’a “Burada çelişki var” dedim; “Daha önce DEM, Öcalan’dan talimat alıyor diye suçluyordunuz, şimdi almıyor diye.”
“Doğru” dedi, dengeler de roller de değişmişti.
Yıldız’a, Bahçeli’nin yanından çıktıktan sonra da sorduk “statü” meselesini Deniz Zeyrek ile birlikte; “Henüz konuşamadık” dedi.
Aynı soruyu DEM Parti grubuna hitap ederken, Bahçeli’nin statü talebini destekleyen, kendilerinin zaten bunu bir süredir istediğini söyleyen ama “süreçte” adını koymadan daha geniş imkânlara ihtiyacı olduğunu söyleyen DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç’a toplantı çıkışında sordum: Statü derken Öcalan’ın baş müzakerecilik mi istiyorlardı?
Bir an duraksadı ama net yanıt verdi. “Evet”.
Bunun için sürece özel, süreli yasa beklenmeliydi.
“Ahmetler” İçin Yasa Gerekmiyor
Oysa DEM’liler kamuoyuna “sıra devlette deseler de”, Bayram sonrası başlayacak yasa çalışması sürecinde, PKK’lıların silah bıraktığı güvenlik güçlerince saptanıp onaylanmadan yasanın çıkmayacağını biliyorlar.
Yasa çalışması silah bırakma ve fesihler onaylanmadan başlayacak ama onaylanmadan bitmeyecek.
Ancak örneğin Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, ya da belediyelere devlet memurlarının kayyım atanması için durum öyle değil. Adalet Bakanının, İçişleri Bakanının imzalarına bakar ve tabii öncesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayına. Yine de DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Başkanı Kurtulmuş’un teşekkür ziyaretinde hatırlattı, hiç değilse Bayram’dan önce kayyım ve AYM, AİHM kararlarının uygulanması taleplerini.
Görevden alınıp yerlerine kayyım atanan Ahmet Türk ve Ahmet Özer’in durumundan hareketler “Ahmetler makama” diye konuyu gündeme getiren de bunun artık hükümetin bileceği iş olduğunu söyleyen de yine Bahçeli olmuştu.
İç Cephe Böyle mi Güçlendirilecek?
Türkiye hassas bir dönemeçte.
Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta etrafımızın bir ateş çemberine dönüştüğünü, içeride sıkı durmamız gerektiğini söylüyor. Zaten Terörsüz Türkiye de “İç cepheyi güçlendirme” hedefinden kaynaklı.
Gelinen noktada, Öcalan’a statü tartışmalarıyla aslında Öcalan’a “münfesih PKK lideri” sıfatıyla sadece baş müzakerecilik değil, bir ihtimal “Demokratik Cumhuriyet Partisi” adıyla kurulacak yeni bir partinin fiili liderliğini üstlenmesine kapı açılıyor.
Çelişki, bir yandan PKK’nın silahtan arındırılmasıyla Kürt sorununa Meclis çatısı altında çözüm arayışı sürerken diğer taraftan seçmenin üçte birinin oy verdiği ana muhalefet CHP üzerindeki baskının arttırılması ve cumhuriyetçi, demokrat, laik seçmenin giderek yabancılaştırılmasında.
Son örneğine yine dün tanık olduk.
Öcalan’a Statü Tartışılırken Özel
TBMM Başkanı Kurtulmuş, CHP lideri Özgür Özel’e sürece katkılarından dolayı teşekkür ziyaretinde bulunurken, aynı gün Özel’in yargılanabilmesi amacıyla milletvekilli dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezlekelerin TBMM Başkanlığınca işleme alınıp Anayasa ve Adalet Karma Komisyonuna iletildiği haberleri çıktı. Aynı şekilde CHP TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir ve İstanbul Milletvekili Yunus Emre’nin dokunulmazlık fezlekelerinin de… Siyasi kuliste (tartışmalı iddialarla dolu) Siyasi Casusluk Davasına dayanılarak CHP’ye kapatma davası açılabileceği de konuşuluyor.
İç barışa hizmet edecekse, Meclis’teki görüş birliği bu yöndeyse, zaten fiilen baş müzakereci olan Öcalan’a resmi statü de verilebilir.
Ama bir yandan iç barışa hizmet etmesi niyetiyle stratejik bir süreç başlatacak, diğer yandan siyasi rakiplerinizin yargı yoluyla darbelenmesine ellerinizi ovuşturacaksınız, öyle mi?
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?


