Asuman Suner

Prof. Dr., İTÜ

Hong Kong: kenti yansıtan bir panorama

Hong Kong Doğu Asya bölgesinde COVID-19 salgınına karşı en başarılı mücadele veren kentler arasında gösteriliyor. 7.4 milyon nüfuslu kentte geçtiğimiz hafta itibariyle vaka sayısı 1,056; iyileşen hasta sayısı 1,026; ölüm sayısı 4. 

Rakamların ortaya koyduğu başarıya rağmen kent önlemleri gevşetme konusunda temkinli davranıyor. Zira tüm dünyada olduğu gibi Hong Kong’da da bilim insanları durumun hala belirsizliğini koruduğunu söylüyor. Nitekim kentte iç kaynaklı bulaşın tespit edilmediği 23 günlük sürenin ardından 13 Mayıs’ta bir ailede üç kişinin COVID-19 pozitif çıkması tedirginliği yeniden arttırdı. 

COVID-19 salgını 2019 yılının son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmasının ardından kısa sürede Hong Kong’a ulaştı. Ocak ayı sonunda kentte acil durum ilan edilerek 3 hafta süreyle kısmi karantina uygulamasına geçildi. Mart ortasında salgının yayılma hızı kontrol altına alınmış görünüyordu. Sosyal mesafe kuralları çerçevesinde çalışma, ticaret ve kent hayatının bazı unsurları kontrollü biçimde açılmaya başlandı. Mayıs ayıyla birlikte normalleşme adımlarının çerçevesi genişliyor. Ofis ve iş yerlerinde dönüşümlü veya evden çalışma düzeninden normal düzene geçilirken, okul, spor salonu, sinema gibi alanların alınacak özel önlemlerle bu ay içinde açılması planlanıyor.¹

SARS tecrübesi

Hong Kong’un COVID-19 salgınıyla başarılı mücadelesinin ardındaki en önemli sebeplerden birisi olarak kentin 2003 yılında yaşadığı ağır SARS tecrübesinden çıkardığı dersler gösteriliyor. COVID-19 ile aynı aileden gelen ancak öldürücülüğü çok daha yüksek olan SARS virüsü 2003’te dünyada 8,000’in üzerinde kişiye bulaşır, 774 kişiyi öldürür. Ölümlerin neredeyse yarısı, 299’u Hong Kong’da gerçekleşir.² Yarattığı toplumsal travmanın yanı sıra kentin ekonomisini de çöküşün eşiğine getiren SARS krizinin ardından, küçük bir ülke büyüklüğündeki şehir yeni bir salgın tehdidine karşı hazırlık sürecine girer. Sağlık altyapısının desteklenmesi, kent mekanlarında hijyen standartlarının yükseltilmesi, farklı kurum, şirket ve işletmeler için salgın durumunda uygulanacak önlem protokolleri hazırlanması gibi boyutları içeren eylem planlaması yapılır. COVID-19 salgınının başarıyla baskılanmasında önceden hazırlıklı olmanın etkili olduğu düşünülüyor.³ Ancak toplumsal farkındalık ve disiplinin, kent halkının önlemleri sıkı biçimde uygulamasının da bir o kadar etkili olduğuna kuşku yok. Hong Kong metrekareye düşen insan sayısının dünyada en yüksekler arasında seyrettiği, dikey yapılaşma ve aşırı dar yaşam alanlarının norm olduğu, bu nedenle hayatın büyük ölçüde dışarıda aktığı bir kent.⁴ Bu koşullarda karantina tedbirlerine uymanın ne kadar zorlayıcı olduğu düşünülünce, toplumun gösterdiği disiplinin önemi daha iyi anlaşılıyor.  

Ekonomik kriz

Hong Kong’un şu ana dek sağlık krizinde başarılı sınav verdiği bir gerçek. Buna karşın kentte salgının derinleştirdiği ekonomik kriz alarm verici boyutta. Dünyanın üçüncü, Asya’nın bir numaralı finans merkezi konumundaki şehir geçtiğimiz yazdan beri kriz içinde. Ekonomisi ağırlıklı olarak perakende, hizmet ve turizm sektörlerine yaslanan kentte yılın ilk çeyreğinde gayri safi milli hasılada yüzde 8.9 küçülme yaşandı.⁵ Yüksek işsizlik oranına ilaveten karantina döneminde pek çok kişi ücretsiz izne gönderilme ve maaş kesintileri kaynaklı gelir kaybıyla karşı karşıya. 

Salgın ekonomiye büyük darbe indirse de, Hong Kong’daki kriz esas itibariyle siyasi sebeplerden kaynaklanıyor. 

‘Asya’nın “tüketim mabedi” olarak tanımlanan Hong Kong AVM’leri, yine çoğunlukla tüketimle özdeşleşen Anneler Gününde siyasileşti, bir protesto ve çatışma sahasına dönüştü. ‘

Foto: Asuman Suner, 2017

2019 protestoları

COVID-19 terimi henüz manşetlere yerleşmemişken, kenti sarsan protestolar sebebiyle Hong Kong 2019 yazı ve sonbaharı boyunca hemen her gün küresel medyada haber oluyordu. Kentteki tutukluların Çin mahkemelerinde yargılanmasını mümkün kılabilecek suçluların iadesine ilişkin yasal düzenlemenin geri çekilmesi amacıyla başlayan protestolar, kısa sürede demokrasi ve özgürlük taleplerini ifade eden yaygın ve dirençli bir harekete dönüştü. Gösteriler sırasında şehir polisi daha önce görülmedik oranda yoğun şiddet kullanırken, barışçıl yöntemlerle seslerini duyuramadıklarını düşünen bazı gruplar yine kentte daha önce alışılmadık biçimde radikal ve şiddet içeren eylem biçimlerine yöneldi.⁶ Protestolar nedeniyle kent ekonomisi 2019’da büyük darbe aldı. Kente yıllık turist girişi Ağustos sonu itibariyle yüzde 40 azalırken, otellerin doluluk oranı yarıya düştü, kent ekonomisine önemli katkı sağlayan uluslararası spor, sanat ve kültür etkinlikleri art arda iptal edildi.⁷ 

Hong Kong polisi daha önce görülmedik oranda yoğun şiddet kullanırken, barışçıl yöntemlerle seslerini duyuramadıklarını düşünen bazı gruplar yine kentte daha önce alışılmadık biçimde radikal ve şiddet içeren eylem biçimlerine yöneldi.

Hong Kong demokrasi hareketi ve protestoların ne anlama geldiğini düşünürken, kentin içinde şekillendiği çok özel tarihsel bağlamı hesaba katmak önem taşıyor. 1 Temmuz 1997’de Hong Kong’da egemenlik devri yaşandı. Kent yaklaşık yüz elli yıl boyunca sömürgesi olduğu Britanya yönetiminden çıkarak Çin’e devredildi. Egemenlik devri sonrasında Hong Kong herhangi bir Çin kenti değil, yarı özerk yapıda bir Özel Yönetim Bölgesi statüsünde olacaktı. 1984 yılında imzalanan Çin-Britanya Ortak Bildirgesi uyarınca “Tek Ülke İki Sistem” modeli temelinde Hong Kong’un 50 sene boyunca (2047’ye kadar) mevcut yaşam tarzını muhafaza ederek Hong Kong Özel Yönetim Bölgesi’ne dönüşeceği garanti edilmişti. Bu anlamda Hong Kong, insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konularda diğer Çin kentlerinden daha geniş demokratik alana sahip bir kent. Ancak yeni binyılda Çin’in küresel bir güç olarak yükselişe geçmesi Hong Kong’u ekonomik olarak anavatanına artan ölçüde bağımlı hale getirdi. Özellikle Mao’dan sonra en güçlü Çinli lider kabul edilen Xi Jinping’in 2012’de devlet başkanı olmasının ardından Çin’in şehir üzerindeki tahakkümü giderek güçleniyor. Hong Kong demokrasi hareketi kentin özerk yapısının, hayat tarzının ve varolan demokratik özgürlüklerin Çin’in otoriter müdahaleleriyle tamamen ortadan kalkmaması için mücadele veriyor. 

Salgın döneminde siyasi gerilim

Güney Kore ve Tayvan gibi Doğu Asya’daki diğer başarılı örneklerden farklı olarak, Hong Kong’da salgınla başarılı mücadelenin kent yönetiminin doğru adımları zamanında atmasından ziyade, çoğu kere sivil inisiyatifin yönlendirmesiyle gerçekleştiği ifade ediliyor.⁸ Pekin ile ilişkileri iyi tutma hedefini önceleyen Carrie Lam liderliğindeki kent yönetimi, salgının başında sınırların kapatılması konusunda ayak direrken, bu kararı ancak sağlık çalışanlarının greve gitmesinin ardından (ve hala anakıtayla geçişlerden birini açık tutarak) alabildi. Benzer biçimde salgında maske kullanımı tüm dünyada teşvik edilirken, Hong Kong yönetimi 2019’da yüz taramasıyla kimlik tespiti yapabilmek amacıyla koyduğu protestolarda “maske yasağını” kaldırmamakta, maske kullanımını özendirmemekte ısrar etti. Buna karşın kent halkının SARS döneminden alışık olduğu maske takma pratiğini kendiliğinden yaygın biçimde benimsediği anlaşılıyor.⁹ 

‘Salgında maske kullanımı tüm dünyada teşvik edilirken, Hong Kong yönetimi 2019’da yüz taramasıyla kimlik tespiti yapabilmek amacıyla koyduğu protestolarda “maske yasağını” kaldırmamakta, maske kullanımını özendirmemekte ısrar etti.’

Siyasi gözlemciler Pekin yönetiminin salgın döneminde ortaya çıkan olağanüstü koşulları bahane ederek kentteki demokrasi hareketini tamamen bastırabileceği endişesini dile getiriyor. Nitekim Nisan ortasında aralarında Demokrat Parti’nin kurucusu, “Hong Kong demokrasisinin büyükbabası” lakaplı 81 yaşındaki Martin Lee’nin de bulunduğu 15 kişi göz altına alındı.¹º Küresel salgın ve ekonomik kriz nedeniyle dünyanın Hong Kong’a dikkat sarf edecek durumda olmadığı bir dönemde gerçekleşen tutuklamalar, Pekin yönetiminin koşullardan istifade ederek kentin zaten daralmış özerklik alanını tamamen ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atabileceği kaygılarını arttırıyor.¹¹

AVM’ler protesto alanına dönüştü

Öte yandan, salgının kontrol altına alınmasının ardından Hong Kong demokrasi hareketinin yeniden sesini yükseltmeye başladığına tanık oluyoruz. Salgın nedeniyle 8 kişiden kalabalık grupların kamusal alanda toplanmasının yasak olduğu günlerde ilginç bir protesto eylemi beklenmedik bir yerde kendini gösterdi. Anneler Günü olan 10 Mayıs Pazar günü kentin farklı noktalarındaki 10 kadar AVM’de biraraya gelen göstericiler 2019 protestolarının pankartları, sloganları ve şarkılarıyla yeniden ortaya çıktı. Bazı AVM’lerde tam teçhizatlı polisle gösterilere müdahale edildi, arbede yaşandı. Eylemlerde 230’un üzerinde kişi tutuklandı.¹² AVM’lerde polis ve göstericilerin karşı karşıya geldiği görüntüler tuhaf ve oldukça ironikti. Asya’nın “tüketim mabedi” olarak tanımlanan Hong Kong AVM’leri, yine çoğunlukla tüketimle özdeşleşen Anneler Gününde siyasileşti, bir protesto ve çatışma sahasına dönüştü. 

Bugünlerde herkesin aklında aynı soru: İkinci dalga gelir mi? Salgında ikinci dalganın yaşanmaması ortak dilek elbette. Peki ya demokrasi hareketi? 2020 yazında yeni bir dalga gelir mi? 


Dipnotlar

¹ “Coronavirus: Hong Kong to Keep Social-Distancing Rules for More Two Weeks”, South China Mourning Post, 16 Mayıs 2020. 

 ²,³ Laignee Barron, “Coronavirus Lessons From Singapore, Taiwan and Hong Kong”, TIME, 13 Mart 2020.

 ⁴ Asuman Suner, Hong Kong – İstanbul: Şehri Şahsileştirmek, İstanbul: Metis, 2018, s. 145.

⁵ Natalie Wong, “Hong Kong Economy and Unemployment Rate Could Worsen, Finance Chief Paul Chan Warns, Saying Resurgence of Protests Could be the Greatest Hurdle to Recovery”, South China Mourning Post, 17 Mayıs 2020. 

⁶ Asuman Suner, “Hong Kong: İlginç Zamanlarda Yaşama Laneti (Bölüm 1: 2019 Yazı Protestoları, Hem Şaşırtıcı Hem Değil)”, T24, 23 Eylül 2019.

⁷ Jerome Taylor, “Event Cancellations Mount in Protest-Wracked Hong Kong”, Hong Kong Free Press, 14 Eylül 2019. 

⁸ Zeynep Tüfekçi, “How Hong Kong Did It? With the Government Failing, the City’s Citizens Decided to Organize Their Own Coronavirus Response” The Atlantic, 12 Mayıs 2020.

⁹ Helen Davidson, “Hong Kong Face Masks Ban Largely Upheld Despite Coronavirus”, The Guardian, 9 Nisan 2020.

¹º  Verna Yu, “Police in Hong Kong Arrest 15 Activists Amid Autonomy Warnings”, The Observer, 18 Nisan 2020.

¹¹  Jeffrey Wasserstrom, “Hong Kong’s Democracy Confronts Its Own Pandemic Threat” Foreign Affairs, 24 Nisan 2020. 

¹² Danny Mok, “Hong Kong Protests: Tensions Flare as Anti-Government Rallies Staged in At Least 10 Shopping Centers to ‘Celebrate’ Carrie Lam’s Birthday”, South China Morning Post, 13 Mayıs 2020.