CHP’nin Kürt Seçmen ile Yeni İmtihanı

Diyarbakır, Şanıurfa, Mardin ve Van’da yürütülen anketler, CHP’nin onlarca yıldan sonra doğu ve gündeydoğuda destek bulmaya başladığını gösteriyor. Desteğin kalıcı olup olmayacağı sorunu var. Kılıçdaroğlu 9 Aralık’ta Şanlıurfa’da bir esnafın ikram ettiği kuruyemişi tadarken görülüyor. (Foto: CHP)

Kürt seçmen tabii ki sadece Doğu ve Güneydoğu’da değil. Hep söylenir; İstanbul dünyada en çok Kürtün yaşadığı şehirdir. 23 Haziran 2019 seçim tekrarında ibrenin AK Parti adayı Binali Yıldırım’dan CHP adayı Ekrem İmamoğlu’dan yana daha güçlü bir şekilde dönmesinde (yanılsamaya gerek yok, sadece HDP de değil) Kürt seçmenlerin payı büyüktü.
Özellikle ikinci turda İmamoğlu’na oy veren seçmenin tamamının CHP seçmeni, hatta İmamoğlu seçmeni olduğunu söylemek zor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yenildiğini kabul etmemesine ve ortağının da MHP lideri Devlet Bahçeli olmasına tepkiydi.
Ama bir de Doğu ve Güneydoğu’da son iki yılda gelişen bir durum var. Bunların başında onlarca yıl aradan sonra yeniden siyasi yelpazede görünmesi, yeni kurulan DEVA ve Gelecek Partilerinin oyuna girmesi ve bu üç partinin de AK Parti seçmen tabanından oy çekiyor görünmesi geliyor.
Bu eğilimler 2018 yılında Diyarbakır’da kurulan ve bölgedeki siyasi ve sosyal eğilimleri kamuoyu yoklaması sonuçlarıyla paylaşan Rawest araştırmalarında görülebiliyor.

Doğu ve Güneydoğuda değişen seçmen profili

Rawest’in bir özelliği anket sorularını doğu ve güneydoğuda kullanılan dört anadilde sorup yanıt almaları. Örneğin Ocak 2021’de yayınladıkları Siyasi Eğilimler araştırmasının künyesinde, anketin Diyarbakır, Van, Şanlıurfa ve Mardin illerindeki 20 ilçe ve 100 mahallede, yüzde 85’i Kürtçe ve Zazaca, yüzde 15’i de Türkçe ve Arapça olmak üzere 1497 kişiyle yüz yüze yapıldığı yazılı.
Siyasi Eğilimler araştırmasında çıkan sonuçlar ilginç. Yanıt verenlerin yüzde 61’i asla Erdoğan’a oy vermeyeceğini, yüzde 30’u da vereceğini söylemiş ama Erdoğan’ın seçileceğine inananların oranı yüzde 55. Yani Türkiye’nin genelindeki çelişkili durum doğu ve güneydoğuda da aynen geçerli.
Araştırmada AK Parti’nin bölgenin genel durumunu yansıtan bu dört büyükşehir ortalamasındaki oy kaybı ve CHP’nin oy kazancı görülüyor.

Diyarbakır, Şanlıurfa, Van ve Mardin illerinde yürütülen anket çalışmasının Ocak 2021 itibarıyla durumu. Araştırmacı Girasun, o tarihten bu yapa CHP’nin desteğini biraz daha artırdığını söylüyor. (Grafik: Rawest)

Ancak CHP oyunu yaklaşık 3 katına çıkarıp bölgede üçüncü parti olmasına rağmen hala yüzde 7,4 oranında desteğe sahip görünüyor. HDP’de hafif kayba karşın gücünü koruduğu görülüyor.

Seçmen eğilimi ve CHP’nin durumu kalıcı mı?

Ocak 2021’deki bu saptamanın yıl boyunca değişip değişmediğini ve kalıcı görünüp görünmediğini anlamak için Rawest Genel Müdürü Roj Girasun ile görüştüm. Girasun yakında sonuçlarını açıklayacakları bir çalışma daha yürüttüklerini, dolayısıyla son durumu henüz rakamlarla veremediklerini ancak gözlem ve izlenimlerini, paylaşabileceğini söyledi. İşte söyledikleri:
– “Temmuz ayı itibarıyla CHP bölgedeki (bu dört şehir ortalamasındaki) oyunu 2018’in dört katına çıkarmış görünüyor. (Bu da yüzde 10’u bulmuş olması demek). Yakın döneme dek bölgede sembolik il başkanlarıyla tabela partisi hüviyetinde görülen CHP, artık il kongrelerinde listelerin yarıştığı bir siyasi cazibe merkezine dönüşmeye başladı.
– CHP merkez sağın, sonradan AK Partiye eklemlenen oylarının bölgedeki yeni adresi olmaya başladı diyebiliriz. Bunun bir nedeni Türkiye genelinde değişen siyasi hava, diğeri de başlarda ilgi odağı olan DEVA’nın Türkiye genelinde beklenen çıkışı yapamamış olması.”

CHP’nin doğu ve güneydoğudaki durumunun kalıcı olup olmaması Türkiye’nin genel siyasi görünümü açısından önem taşıyor.

Gençlerde “radikalleşme” azaılyor

İmamoğlu iki ay kadar önce -görünürde siyasi olmayan bir program için gittiği- Diyarbakır’da adeta bir siyasi pop-star gibi karşılanmıştı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise geçen hafta Şanlıurfa programı dönüşünde uğradığı Diyarbakır’dan herhangi bir programa katılmadan ayrıldı. İyi hazırlanılmadan öngörülen bazı görüşmelerin CHP’ye yarar değil zarar vereceği son gün yapılan parti-içi uyarı ve değerlendirmelerle anlaşılmıştı.
Bu gelişme CHP’nin mevcut destek eğilimini korumak için çok dikkatli ilerlemesi gerektiğini gösteriyor. Rawest araştırmaları ve Girasun’un YetkinReport’a yorumları, genç seçmen arasında “radikalleşmenin azalmasının” ciddi bir faktör olduğunu gösteriyor. Aralık 2020’de yayınlanan bir Rawest araştırmasında gençlerin en büyük kaygısının yüzde 39,8 oranıyla “işsizlik”, yüzde 22,9 oranıyla “geçim sıkıntısı/ekonomi” olduğu görülüyor. “Siyasi” kaygılar yüzde 8,5 ile üçüncü sırada.
Toplamda yanıtların yüzde 70’i ekonomik/sınıfsal, yüzde 18’iyse siyasi/ideolojik nitelikle.
Girasun, gençlerde radikalleşme eğiliminin yalnızca etnik planda değil aynı zamanda siyasi İslamcılık planında da azaldığını söylüyor. Bunun tercümesi, sadece gençlerin PKK’ya değil, Hizbullah, El Kaide, IŞİD gibi gruplara yönelimin azalması.

Genç seçmen Demirtaş ve İmamoğlu’nu benzeştiriyor

Benzeri bir saptamayı bir süre önce merkezi Diyarbakır merkezli Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) düzenlediği bir video konferansta CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da yapmıştı. Tanrıkulu’na göre Kürt siyasetçiler de Kürt seçmen kendilerini sürekli olarak baskı, hapis ve yenilgilere mahkûm eden mevcut mücadele çizgisinden hüsrana uğramış, yorulmuştu. Ayrılıkçı çizgi yerine Türkiye’nin yönetiminde pay sahibi olmak istiyorlardı.
KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, Girasun’un çizdiği tablonun, kendilerinin Türkiye genelindeki bulgularıyla büyük oranda örtüştüğünü, Covid-19 salgını ve ekonomik sorunların, çelişkileri ideolojik olmaktan çıkarıp sınıfsallaştırdığını söylüyor. Ağırdır, bölgede AK Partinin çözüldüğünü ancak CHP’nin çıkışının kalıcı olduğunun henüz söylenemeyeceği görüşünde.
Bu çerçevede İmamoğlu etkisinden de söz etmek gerekiyor. Girasun’a göre, doğu ve güneydoğudaki genç seçmen, İstanbul belediye Başkanı İmamoğlu’nu bir şekilde HDP’nin önceki eş-başkanı, beş yıldır hapiste tutulan Selahattin Demirtaş ile benzeştiriyor. Bu sadece Demirtaş ve İmamoğlu’nun daha genç kuşak siyasetçiler kuşağını temsil etmelerinden kaynaklanmıyor. Kazandığı belediye başkanlığının elinden alınmak istenmesini de mağduriyet sayıyorlar.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...