Türkiye’de toplum on yılda nereden nereye geldi?

KONDA’nın yaptığı araştırma, Türkiye’nin son on yılda geçirdiği değişimi, aynı zamanda hiç değişmediği alanları gözler önüne seriyor. (Foto: Shutterstock)

İş dünyasından bir dostum dün ortak yazışma grubumuzla ilginç bir analiz paylaştı. KONDA araştırma şirketi elindeki verileri derleyip Türkiye’de toplumun son on yılda hangi alanlarda nasıl değiştiğinin, hangi alanlardaysa pek değişmediğinin adeta röntgen filmini çekmiş özel aboneleriyle paylaşmıştı. Dostuma güvensizlikten değil ama etrafta çok sahte bilgi dolaşması nedeniyle KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ı arayıp sordum. Evet, onlar yapmış, önce özel abonelerine iletmişlerdi, haftaya da kamuoyuna açmayı planlıyorlardı. Ama madem bu bilgiye ulaşmıştım, YetkinReport okurlarıyla şimdiden paylaşabilirdim.

KONDA verilerine göre son on yılda, yani 2011-2021 arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok sevdiği ifadeyle “nereden nereye” geldiğimizin resmi.

Yaşlanıyoruz, rıza dışı evleniyoruz

Yakın zamana dek genç nüfus olmakla övündüğümüz Türkiye on yılda biraz daha yaşlanmış. 2011’de 50 yaş üzeri nüfus toplumun dörtte birini oluştururken 2021’de 3’te birine yükselmiş.

Yetişkin nüfusun yarısından azı, yüzde 44’ü çalışıyor. Çalışanlar arasında en büyük grup kol emeğiyle çalışan (Amerikan deyimiyle mavi yakalı) işçiler. Fikir emeğiyle çalışan işçi (ve yöneticilerin), yani beyaz yakalıların oranıysa yüzde 10.

On yılda kadınların istihdamı artmış. Ancak her 100 kadından 56’sı hala “ev kadını” olarak görülüyor. Yüzde 16 işçi ve esnaf olarak çalışıyor. “Beyaz yakalı” oranıysa sadece yüzde 8.

Son on yılda değişmeyen gerçeklerimizden biri evlilik usullerimiz. Her 100 evlilikten 54’ü ya görücü usulü ya da rıza dışı, zorla evlendirme yoluyla.

Maalesef on yılda değişmeyen bir başka gerçeğimiz de eğitim alanında. KONDA analizi genel eğitim düzeyi yükselmiş olsa da nüfusun yüzde 7’sinin hala herhangi bir eğitim almamış olduğunu saptıyor.

Hayat tarzı, köken, inanç

Toplumun yüzde 45’i kendisini hayat tarzı bakımından geleneksel muhafazakâr, yüzde 31’i modern, yüzde 24’ü ise dindar olarak tanımlıyor.

Ancak inanç alanında bir başka ilginç değişim var. Son on yılda kendisini inansız, ya da ateist olarak tanımlayanların oranı yüzde 2’den yüzde 7’ye çıkmış. Bunu AK Parti iktidarının son on yılda dinsel ölçüleri hayatın her alanında baskın kılma çabasına tepki olarak değerlendirmek da mümkün.

Etnik köken olarak toplumun yaklaşık 5’te 1’i kendisini Kürt ya da Zaza olarak tanımlıyor.

Neler almışız, nereden bilgileniyoruz?

Gazete okumuyoruz, 4 kişiden 1’i gazete okuduğunu söylemiş ki bu konuda verilen yanıtların doğruluğunu tartışabiliriz. Nüfusun dörtte biri gerçekten gazete okuyor olsa, gazete satışlarının 20 milyon civarında olması gerekirdi, oysa (hükümetten ilan alabilmek için şişirilmiş rakamlara göre bile) dağıtım kayıtları bunun onda biri civarını gösteriyor. Haberleri sosyal medyadan alıyoruz. On yılda yüzde 38’den yüzde 82’ye çıkmış sosyal medya kullanımı: Instagram yüzde 66, Facebook yüzde 51, Twitter yüzde 23. Troller hala lüks saysa da her 10 yetişkinden 9’unda akıllı telefon var.

Hükümetin konut politikası işe yaramış, kirada oturanlar nüfusun 3’te 1’i. On yıl önce her 100 kişiden 37’sinin arabası varken şimdi 56’sının var. Banka hesabı olanlar da artmış on yılda; her 4 yetişkinden

3’ünün hesabı var. Bunda ticari işlemler ve maaş ödemelerinin bankalar üzerinden yapılmasının payı var. On yıl önce her 100 kişiden 38’i kredi kartı sahibiyken bugün 52’sinde kredi kartı bulunuyor.

Seçim anketlerini bu analiz ışığında değerlendirmekte fayda var.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...