Falyalı cinayeti: Bir acayip mafya hikayesi

Halil Falyalı 8 Şubat 2022’de Kıbrıs’ta uğradığı silahlı saldırı sonrası hayatını kaybetti. Falyalı’nın ismi mafya lideri Sedat Peker’in milyonlarca izleyiciye ulaşan videolarında da geçmişti.

Öldürülmesi üzerinden haftalar geçti ama Halil Falyalı suikastı “Bir acayip mafya hikayesi” olarak gizemini koruyor. Suç örgütü lideri Sedat Peker’in sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye gündemine gelen Halil Falyalı’nın “infaz” görünümlü suikastının arka planında Kuzey Kıbrıs’taki suç örgütü “baronunun” değişimi mi, yoksa çok şey bilen “iş insanının” susturulması mı var?

9 Şubat’taki “infaz” sonrasında çok iddialar gündeme getirildi. Peker’in yaptığı günlük sosyal medya paylaşımlarında ismi geçen ve yine “çok şey bildiğinden ortadan kaldırılacağı” iddia edilen Falyalı’nın suikasta uğraması daha ilk andan itibaren “susturuldu” iddiasıyla beraber paylaşıldı. İddialara göre Falyalı Peker’in yayınladığı videoların çok daha fazlasına sahipti.

Falyalı ABD’nin de kırmızı bültenle aradığı bir suç örgütü lideriydi. KKTC tanınmayan bir devlet ve Türkiye hariç hiçbir ülke ile adli yardımlaşma anlaşması yok. Türkiye ile anlaşma da sadece Türkiye lehine çalışıyor, o başka hikaye.

KKTC’de özel ilişkilere sahipti

Hakkında ABD kırmızı bülteni olan Falyalı’nın tutuklanmaması KKTC’nin özel statüsünden olduğu kabul edilse bile neredeyse siyasetin en tepesindeki cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlardan en alttaki yerel yöneticilere kadar çok özel ilişkilere sahip birisinin kendine yönelik böyle bir eylemi öğrenememesi “güç sarhoşluğu” olarak değerlendirilebilir mi?

Adı uyuşturucu ticaretinden, yasadışı bahise, zorla senet imzalatmaya ve şiddet kullanmaya kadar pek çok alanda geçen Falyalı’nın suikastinin yankıları sürüyor. Elinde geniş bir şantaj kaseti arşivi olan ve çok şey bildiği belirtilen Falyalı susturuldu. Yerine kim geçecek? İddialar var.

Çakıcı mı devraldı?

Pasta büyük. Ana aktörlerden en önde geleni devre dışı. Boşluk mümkün mü? İddia ediliyor ki Türkiye’deki en sağdaki siyasi bir partinin yakın desteğine de sahip, “suç çetesi lideri” suçlamasından daha yeni hapisten çıkmış birisi tam da bu günlerde Kuzey Kıbrıs’ta. İddialara göre Alaattin Çakıcı Kuzey Kıbrıs’ta bir otelin gazinosunun işletmesini devralmış bile.

Türkiye’deki “derin mafya” konularındaki yazılarından tanıdığımız Tolga Şardan’ın “ismini vermediği” kaynaktan “öğrendiğini” yazdığına göre “bir çalışanını dövdürme” soruşturması çerçevesinde bazı hoş görülmeyen davranışlarıyla hapse attırılarak uyarılan Falyalı’nın büyük oranda hastanede geçirdiği gözaltı döneminde de “rahat durmadığı” bu nedenle de “kontrol altına alınmak” yerine “tamamen saf dışı” bırakılması kararlaştırıldı. Kim verdi bu kararı? Şardan’a göre “Türkiye kökenli mafya grupları veya uluslararası oluşumlar.”

Kim? İddia o ki aslında Halil Falyalı da Türkiye’deki kumar, fuhuş ve özellikle çevrimiçi bahis sisteminin “baronu” İngiltere vatandaşı Scott William Matersson. Kim Falyalı’nın yerine gelecek sorusunun cevabının sadece Matersson tarafından verilebileceği.

Tatlı hayat” cenneti

Türkiye kumarhaneleri 1998’de yasakladı. Halen özelleştirilen Milli Piyango kanalıyla bir anlamda kumar oynamak serbest devam etse de, 2006’da da Türkiye hükümeti yurt dışı merkezli olanlar dahil çevrimiçi kumar oynanmasını da yasakladı. 1998 tarihinden başlayarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kısa sürede Türkiye kumar baronlarının yeni operasyon alanı haline dönüştü, mantar gibi lüks oteller ve yasa dışı olsa da büyük oranda 2006 sonrasında çevrimiçi ve “bet ofis” dahil sanal kumarın önemli bir merkezi haline dönüştü.

Enteresan bir şekilde geçen hafta göreve gelen yeni KKTC hükümetinin ilk açıklaması kısa süre içerisinde “bet ofis” ve sanal kumarın yasallaştırılacağı oldu.

Adanın Kıbrıs Türk kontrolündeki bölümünün uluslararası toplumdan siyasi, ekonomik ve özellikle hukuki açıdan kopukluğu, küçüğü ve büyüğüyle Türkiye yeraltı güç odaklarının adaya yönelişlerini cesaretlendirirken, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkı için “dolaylı” ama ciddi bir gelir imkanı doğurdu. Güney Kıbrıs ve hatta Türkiye’deki turistik tesisler gibi servis sektörünün kalifiye olmayan eleman ihtiyacı doğu Avrupa’dan Uzak Doğu Asya’dan ucuz, kısa dönemli ve çoğu “stajyer” adı altında her türlü sosyal güvenlikten yoksun elemanlarla sağlanmaya başladı. Bu mantar gibi biten ve hızla gelişen, Kuzey Kıbrıs’ı 4-5 yıldızlı lüks oteller ve kumarhanelerle giderek “ucuz alışveriş” yapılan yer statüsünden, ucuz kumar, gazino, kadın ticareti dahil her türlü “tatlı hayat” cennetine dönüştüren süreç doğal olarak siyasetin desteği olmadan mümkün olamazdı.

Falyalı ve siyasetin finansmanı

1998 sonundan başlayarak özellikle merkez ve merkez sağ siyaset, ancak aynı zamanda aşırı sağdan başlayarak siyasetin her rengine bu sektörün mali destek karşılığı siyasi destek satın alındığı öldürülen Halil Falyalı’nın hayatına ve ilişkilerine bakıldığında net olarak ortaya çıkar.

Bir yanda KKTC’nin varlığına, hatta federal çözüme hep karşı çıkan ve 1960 cumhuriyetine ve sistemine dönülmesini savunan, Afrika gazetesi sahibi gazeteci Şener Levent’le samimi beraber yemek görüntüleri ve maddi destek iddiaları, diğer yandan da Cumhurbaşkanı Ersin Tatar – ki o da Falyalı’yı adeta kahraman gösteren bir taziye mesajı yayınladı – dışında neredeyse merkez ve merkez sağ siyasetçilerin neredeyse tümü Falyalı’nın cenazesinde idi.

Belki de Ambassadors oteli ve diğer işletmelerinde 1600’den fazla kişinin – Kıbrıs şartlarında oldukça yüksek – çalışması, spor kulüplerinden, STK’lara cömert bağışları, ailesinin geçmişinde Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) bağlantısı olması da Falyalı’yı adeta bir “halk kahramanı” statüsüyle defnedilmesi sonucunu doğurabilmiştir.

Siyasiler suskun

Ancak bir diğer önemli konu da bir türlü şeffaflaşamayan siyasetin finansmanına, özellikle Ulusal Demokrasi Partisi ve diğer sağ partilere, gruplara seçim döneminde yapılan ama hiç açıklanmayan cömert bağışlardır. Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın anıtının yapımının finansmanına hükümet yetersiz ve yeteneksiz kalırken gazinocular örgütü tarafından destek çıkılması ve bunu Denktaş ailesinin teşekkürle kabul etmesi anlamlı değil midir?

Siyasetçiler arasından bir tek Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçim kampanyasına veya destek olarak Falyalı’dan hiç destek almadığını açıklaması ancak hiçbir siyasi partiden iddiaları yalanlayan açıklama yapılmaması anlamlı değil mi?

Peker iade edilecek mi?

Bu arada, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki 2015 sonrası gelişen krizin yerini son günlerde ılık yeniden yakınlaşma rüzgarlarına bırakmasıyla Türkiye’deki yönetimin en ciddi baş ağrılarından suç örgütü lideri Peker’in Türkiye’ye iadesi gündeme geliverdi. Türkiye Peker’in iadesini ister miydi? Yoksa Türkiye Peker’in elektronik iletişimi yasaklanmış, biraz lüks içinde olsa da fiili ev hapsinde ama UAE’de ikamet etmesini tercih mi ederdi?

Türkiye’ye iadesi durumunda hapishanede bir şekilde rahatsızlanıp ölmez ve mahkemeye çıkarsa bildikleriyle acaba kaç kişi için ciddi tehdit olabilirdi Peker? Sonuçta, evde ama başına dert açan bir Peker’den ziyade, yurt dışında denetim altında olması, en azından bir süre daha, herhalde Ankara’nın güç merkezinin arzuladığı durum.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...