İki Türkiye: Antalya’da diplomasi Diyarbakır’da siyaset

Kılıçdaroğlu 10 Mart’ta Diyarbakır’da yeni CHP üyelerine rozetlerini takarken.

Türkiye çelişkiler ülkesi. Bir yandan Rusya’nın Ukrayna’yı istilasıyla derinleşen ciddi bir ekonomik krizden çıkma çabasında. Diğer yandan hükümet bütün dünyanın dikkatini üzerine çeken bir diplomasi örneğiyle Rusya ve Ukrayna Dışişleri bakanlarını Antalya’da bir araya getiriyor. Ana muhalefet partisi ise yıllardır ihmal ettiği Kürt seçmene kendini affettirmek için hükümetin bıraktığı boşlukları Diyarbakır’da değerlendirme hamlesinde.
10 Mart Antalya toplantısına bir başka mercekten bakınca, 1991 sonuna kadar Sovyetler Birliği üyesi olan Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmayı yatıştırmak için NATO üyesi komşuları Türkiye’nin devrede olduğu manzarası önümüze çıkıyor. Önemlidir. ABD Başkanı Joe Biden’ı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a telefon ettiren bu gelişme olsa gerek. Bir de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un 9 Mart’taki Ankara ziyaretiyle Türkiye-İsrail ilişkilerinde yıllar sonra gelen yumuşama… Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rus ve Ukraynalı meslektaşları Sergey Lavrov ve Dimitro Kuleba’nın buluşmasının liderleri, Vladimir Putin ve Volodimir Zelensky arasında bir görüşmeye kapı açtığı beyanını da kayda almak gerekiyor.

Kılıçdaroğlu Diyarbakır’da

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 9 Mart gecesi indiği Diyarbakır’da ilk durağı Öğretmen Evi oldu. Orada iki yıldır HDP binası önünde PKK’daki çocuklarının geri dönüşü için AK Parti destekli eylemde bulunan ailelerin temsilcileriyle görüştü. Görüşmede CHP’nin ilk kadın Diyarbakır İl Başkanı Gönül Özer ve CHP yönetiminden Erdoğan Toprak da bulundu.
Kılıçdaroğlu 10 Mart sabahı da kadın muhtarlar ve kanaat önderleriyle görüştükten sonra Diyarbakır çarşısında esnaf ziyaretine çıktı. Kılıçdaroğlu burada siftah açmadan dükkân kapatmalarından, ekonomik krizden yakınan esnaflarla sohbetinde yangına körükle gitmedi. “Moralinizi bozmayın, her şey daha güzel olacak” çerçevesinde mesajlar verdi.
Bir pasajda çay sohbeti yaptığımız bir grup esnafın söyledikleri dikkat çekiciydi. Birkaçı, bugün sırf Kılıçdaroğlu onların dükkanına da uğrar diye gelip açtıklarını, çoğu gün hiç satış yapmadan kapatıp elektrik harcamaktansa dükkanlarını açmadıklarını söylediler. Onların da Ankara’dan gelen gazeteciye soruları vardı. HDP neden dışlanıyordu? Erdoğan’ın karşısında aday kim olacaktı? Kürt seçmenin de oy verebileceği bir aday olsa sandığa daha rahat giderlerdi.

CHP’nin Diyarbakır’da şansı var mı?

Diyarbakır merkezli Rawest araştırma kuruluşuna göre Diyarbakır’da CHP’nin oyu son seçimlerdeki yüzde 2 düzeyinden yüzde 10 düzeyine çıkmış durumda. İl Başkanı Özer’e göreyse yükselmeye devam ediyor; en az bir milletvekili çıkaracaklarını, ikiyi garantilemeye çalıştıklarını söylüyor.
Kılıçdaroğlu Diyarbakır’da 1300 yeni CHP üyesini temsilen 50-60 kadar üyeye rozet takma töreninde yaptığı konuşmada “helalleşme” adı altında yine sıkı bir özeleştiri yaptı. CHP’nin yıllardır Diyarbakır’a gelip “Derdiniz nedir?” diye sormadan oy beklediğini ve tabii ki alamadığını söyledi. Kardeşlik ve barış istediğini bunu da beraber yapmak istediklerini söyledi. Özellikle kadınlardan ve gençlerden oy beklediğini söyledi.
Bir gözlem: Kılıçdaroğlu’nun 2017’de Adalet Yürüyüşü sırasında kullandığı “Hak, hukuk, adalet” sloganı Diyarbakır’da benimsenmiş görünüyor; gençler sık sık bu sloganı atıyor.
Gençlerin CHP’ye meyletmeye başlama nedenlerini soruşturdum biraz. Altından gençlerin artık ister geleneksel, dinsel, isterse siyasi ya da örgütsel “mahalle baskısından” artık sıkıldığı, modern ve rahat bir hayat yaşamak isteklerinin ağır bastığı çıkıyor galiba.
Bu konu üzerinde daha durmamız gerekiyor.
Ama bu eğilim sürerse CHP’nin sadece Diyarbakır’da değil, diğer büyük Güneydoğu şehirlerinde de şansını artırmakta olduğu en azından buna çok çabaladığı görülüyor.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...