Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

ABD’nin Yakıp Yıkan “Destansı Öfkesi” ve Türkiye’ye Etkileri

Yazar: Hasan Göğüş / 20 Mart 2026, Cuma / Oda: Siyaset

ABD’nin İsrail’la birlikte Destansı Öfke adıyla başlattığı savaş bölgeye de Türkiye’ye de zarar vermeye devam ediyor.  (Foto: White House)

Destansı Öfke, ABD’nin İsrail’le başlattığı İran savaşındaki askeri operasyona verdiği isim.

Devletler, giriştikleri askeri harekatlara sembolik anlam taşıyan, iç kamuoyuna ve uluslararası topluma verdiği mesajlarla psikolojik etki yaratan ve operasyonun amacını yansıtan kısa ve özlü isimler verirler. Bu çerçevede Türkiye askeri harekatlarını isimlendirirken genellikle barış vurgusunu ön plana çıkarmayı tercih etmiştir. 1974 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’a çıkarken merhum Başbakan Bülent Ecevit, muhtemelen dış dünyadan gelebilecek tepkileri yumuşatabilmek için gayet akılcı bir yaklaşımla savaşı, uluslararası topluma “Barış Harekâtı” olarak duyurmuştu. Türkiye’nin 2010’lu yıllarda gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatlar için de “Barış Pınarı”, “Zeytin Dalı”, “Fırat Kalkanı” gibi barışçıl yönü ağır basan isimler kullanıldı.
ABD’nin ise askeri harekatlarına genellikle güvenlik, güç ve kararlılık vurgusu içeren isimler veriyor. Bu çerçevede 1979’da Afganistan’daki Sovyet işgaline karşı girişilen “Kasırga Operasyonu”, 1991 Irak müdahalesine “Çöl Fırtınası”, 2003’te Irak işgaline “Şok ve Dehşet” kod isimlerinin verilmesi örnek gösterilebilir.

Destansı Öfke: Akıl Dışılık

ABD’nin bugüne kadar yaptığı askeri harekatlar arasında belki de ismiyle en mütenasip olanıysa, İsrail ile eşgüdüm içinde “Destansı Öfke” kod adıyla başlattığı son İran saldırıları. (İsrail’in saldırılara harekâtına verdiği kod isim de aynı mantıkta: “Aslanın Kükremesi”) Destansı” tabiri ilk bakışta kahramanlığı akla getirse de gerçeklikle bağdaşmayan, olağanüstü gibi anlamları da var. “Destansı” ayrıca gereğinden fazla uzun manasına da geliyor. Uzun yazı yazanları, “Destan mı yazıyorsun?” diye eleştiririz.
Öfke ise davranışların kontrolden çıktığı bir ruh halidir. Öfkenin olduğu yerde sağlıklı düşünme yoktur. Aklın ve mantığın yerini rasyonel olmayan hareketler alır. Boşuna “Öfkeyle kalkan zararla oturur” dememişler. ABD saldırılarında masum kız çocuklarının hedef alınmış olması, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir dediği diğerini tutmayan açıklamaları, savaşın beklenildiğinden daha uzun sürecek gibi görünmesi “Destansı Öfke” tanımlamasıyla birebir örtüşüyor.

Savaşın Türkiye’ye Ekonomik Etkileri

Üçüncü haftasını doldurmakta olan savaşın ne zaman sona ereceği belli değil. Türkiye bugüne kadar maruz kaldığı üç füze saldırısının NATO marifetiyle başarıyla önlendiğine sevinecek olsa da uğradığı ekonomik kayıplar her geçen gün artarak büyüyor.
• İran, yıllardır uygulanan uluslararası ambargolara rağmen Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarından biri. 2025 yılı itibarıyla 3 milyar dolara yaklaşan İran’a yönelik ihracatımız üç haftada durma noktasına geldi.
• Türkiye’ye gelen turistler arasında İranlılar ön sıralardaydı; Nevruz kapıda, ama İran’dan gelen giden yok.
• THY üç haftadır savaş bölgesindeki orta-doğu ülkelerine tarifeli seferlerle uçuş yapamıyor.
• Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışların ödemeler dengesi, enflasyon ve halkın geçim sıkıntısı üzerindeki olumsuz etkilerine değinmek bile istemiyorum.
Gelelim savaşın Türk dış ve güvenlik politikaları üzerindeki yansımalarına.

Savaşın Türk Dış Politikasına Etkileri

Türkiye’nin hava savunmasındaki bilinen zafiyeti bir kez daha gözler önüne serildi. Her üç füzenin de ulusal radarlarla tespit edilememesi ve NATO’nun imkanlarıyla düşürülebilmiş olması düşündürücü. Ama en azından NATO’nun Türkiye’nin güvenlik endişelerini dikkate alarak süratle ihtiyaç duyduğu Patriot füze savunma sistemlerini göndermesi kısa dönemde en azından bir süre için NATO karşıtlarının seslerini kesmesine neden olacaktır.
Türkiye’nin uğradığı füze saldırıları karşısında aciz kalması, S-400 tartışmalarını alevlendirdi. Muhalefetin bir kesimi S-400’ler aktif hale getirilmediği için hükümeti eleştirirken, bazıları da sınırlı döviz kaynaklarımızı boşuna heba etmişiz diye yeniden iktidara yükleniyor. Teknik tartışmaları bir yana bırakacak olursak, Türkiye S-400’leri satın aldığı için esasen CAATSA yaptırımlarına maruz bırakılarak ve F-35 programından dışlanarak ağır bir fatura ödemiş durumda.

S-400, F-35 ve Kıbrıs

Bu aşamada S-400’leri ulusal radarlara bağlı olarak kullanmasının Türkiye’ye getireceği ilave bir maliyet yok. Bu konuda ABD ile yapılan müzakerelerin hangi aşamada olduğu bilinmiyor. İşin içinde Amerikan Kongresi de olduğu cihetle, Halkbank davasında olduğu gibi sorunun Trump’ın müdahalesiyle Türkiye lehine çözümlenmesi o kadar kolay görünmüyor. Her hâlükârda hükümetin S-400’leri ABD’nin istekleri doğrultusunda elden çıkarması son gelişmelerle daha karmaşık ve daha zor bir hale geldi.
İran’ın füze saldırılarında Kıbrıs’taki İngiliz üssünü de hedef alması, Doğu Akdeniz’deki gerginliği artırdı. Durumdan vazife çıkaran GKRY’nin talebine binaen Batılı ülkeler bölgeye savaş gemileri gönderdi. Türkiye’nin KKTC’deki kuvvetlerini takviye etmesiyle Ege’de görmeye alıştığımız gerginlik bu kere Doğu Akdeniz’e kaymaya başladı. Dünya piyasalarının enerji kaynaklarına artan ihtiyacı, savaşın sona ermesinden sonra Batı ülkelerini Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını sürdürmeye teşvik edebilir.
İç politikada zor günler geçiren GKRY lideri Nikos Hristodulides, yaklaşan seçimler öncesinde AB dönem başkanlığını da istismar ederek Akdeniz’deki gerilimi daha da artırmak isteyebilir.

Neyse ki Göç Olmadı

Üç haftasını dolduran savaşta Türkiye açısından gözlemlenen tek olumlu sayılabilecek gelişme sosyal alanda görülüyor. Bu süre zarfında korkulanın aksine İran’dan Türkiye’ye bir göç akını yaşanmadı. Türkiye’nin, geçmişte yaşadığı Irak ve Suriye deneyimlerinden dersler çıkararak bu kere gereken önlemleri zamanlıca almış olduğu anlaşılıyor. Umarız İran bundan sonra tutum değiştirerek Batı’ya karşı göç kartını da sahneye sürmez.
Destansı Öfke her tarafı kırıp dökmeye devam ediyor.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Destansı Öfke, göç, İran Savaşı, İsrail, Kıbrıs, petrol, thy

OKUMAYA DEVAM EDİN

İsrail bir kötülüğün daha kutusunu açtı: Haniye’nin 3 oğlu öldürüldü
Moskova’da ölü sayısı 139’a yükseldi. 4 IŞİD zanlısı yakalandı
CHP: 30 Haziran’da karar beklenmiyor ve o da AK Parti’ye yarayacak
  • ABD’nin Yakıp Yıkan “Destansı Öfkesi” ve Türkiye’ye Etkileri20 Mart 2026
  • Riyad Gafleti: Araplar İsrail’i Değil İran’ı Kınadı, Türkiye de İmzaladı19 Mart 2026
  • Küresel Satrançta Az Konuşulan Yeni Cephe: Pakistan–Afganistan19 Mart 2026
  • Özel, şimdi de Gürlek’in daha önce aldığı evin taksitlerini açıkladı19 Mart 2026
  • Türkiye Kendi Üzerinden Askeri Malzeme Ticaretini Sıkılaştırıyor18 Mart 2026
  • İlber Ortaylı, İran Savaşı Konuşunda Ne Düşünüyordu?18 Mart 2026
  • Gürlek “Belgeler sahte” dedi. Özel Israrlı: “Girip Bakalım”18 Mart 2026
  • İlk Üst Düzey İstifa: Trump İran Savaşına İsrail Baskısıyla Girdi17 Mart 2026
  • Özel: Adalet Bakanı 19 Yılda Bu serveti Nasıl Yaptı? Gürlek: İftira17 Mart 2026
  • İlber Ortaylı’nın Ardından: Bir Ülke Değerlerini Nasıl Hatırlamalı?17 Mart 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP