

İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliğinde Fransa ve Almanya büyükelçiliklerinin de katılımıyla yapılan bir toplantıda 5-7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO liderler zirvesi konuşuldu: Türkiye’nin NATO’daki rolü ve AB’nin tutumu bakımından da belirleyici olacak.
İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliğinde 12 Mayıs akşamüzeri ilginç bir toplantı vardı. Pek alışılmadık şekilde Fransa ve Almanya büyükelçiliklerinin de katkısıyla düzenlenen ve yalnızca davetlilere açık toplantının konusu 5-7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO liderler zirvesiydi. Toplantı kuraları gereği “Bir NATO Diyalogu” başlıklı toplantıya kimlerin katılıp kimin ne dediğini yazamıyorum. Ancak üç ülkenin temsilcileriyle birlikte Türk Dışişleri’nden bir konuşmacının da bulunduğunu ve nelerin konuşulduğunu aktaracağım.
Dört Önemli Konu
Öncelikle birkaç yıl öncesine kadar “dağıldı dağılacak” denilen, hatta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından “Beyin ölümü gerçekleşti” denilen NATO’nun Ankara Zirvesi’nde etkisini nasıl komşu bölgelere yayacağını tartışacağını söylemekle başlayalım.
Gündeme alınacak konular dört başlık altında özetlenebiliyor:
• Bağlayıcılık ve Dayanışma: NATO’nun bir üyesi tehdit edildiğinde veya saldırıya uğradığında diğerlerinin yardımına koşma kuralı, yakın zamanlarda Türkiye örneğinde sınandı. İran’dan fırlatılan dört füze de NARO hava savunma sistemiyle düşürüldü. Bu kapasitenin daha güçlü komuta kontrol sistemleriyle geliştirilmesi konuşulacak.
• Savunma İşbirliği ve Üretimin Artırılması: ABD’nin NATO’nun Avrupa üyelerini zorlamasıyla başlayan askeri sanayinin canlandırılması için işbirliğinin geliştirilmesi öngörülüyor.
• Ortadoğu ile Güvenlik ve Enerji İşbirliği: ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı, onun getirdiği Hürmüz Boğazı krizi Ortadoğu’nun Avrupa için önemini ortaya çıkardı. “Kuzey Atlantik” ittifakı NATO Ortadoğu işleriyle daha yakın ilgilenecek.
• Karadeniz ve NATO’nun Doğu Kanadı: Rusya’nın başlattığı Ukrayna savaşı Karadeniz güvenliğinin NATO’nun Doğu Kanadı’yla Güney Kanadı’nı birleştiren önemli bir unsur olduğunu gösterdi.
NATO ve Türkiye
Bu maddeler NATO’nun Rusya ve artık Çin’e karşı bölgesel etkisini artırmasında Türkiye’nin rolünü gerektiriyor.
Örneğin NATO’nun bölgede güçlenmesi için Türkiye’nin hava savunmasının (ki buna uçak filosu dahil) güçlendirilmesi gereği İran örneğinde daha açık görüldü.
Zirvenin Türkiye’nin son 10 yılda savunma sanayisinde gösterdiği ilerlemenin yeni ikili ve çok taraflı anlaşmalara sahne olacağı beklentisi var.
Ankara’nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın av sahipliği yapacağı zirveye dört Körfez ülkesinin, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn’in de gözlemci olarak davet edilmesi için girişimde bulunduğu bildiriliyor.
Karadeniz’de Türkiye’nin zaten hem NATO hem AB üyesi Romanya ve Bulgaristan’la başta mayın temizleme olmak üzere özel anlaşmaları var. Türkiye’nin buradaki kırmızı çizgisi, Rusya’yla da yeni gerilimlere yol açmayacak şekilde Montrö Boğazlar Sözleşmesi olacaktır.
İttifakın uluslarüstü değil, oybirliği ilkesiyle çalışan uluslararası bir ittifak özelliğinin delinmemesinden yana olduğunu vurgulayan Ankara, “daha Avrupalı” NATO fikrine karşı değil; Türkiye’nin AB üyesi olmadığı için işlere dahil edilmemesi anlayışına karşı.
Avrupa’nın Dönüm Noktası
NATO’nun AB üyeleri Ankara Zirvesi’nde bir karar eşiğinde olacak. Burada, katılıkla “Avrupalı” olmayı “AB üyesi olmakla” özdeşleştirmeye çalışan Fransa bir uç noktayı temsil ediyor. Örneğin, Almanya bu konuda aynı katılıkta görünmüyor.
Neticede NATO’nun Avrupa kanadında askerî açıdan stratejik konumdaki üç ülke, İngiltere, Norveç ve Türkiye AB üyesi değil.
Ancak bir yandan NATO’nun Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki etkisini artırmaktan söz edip diğer yandan bu coğrafyanın kilit oyuncusu Türkiye’yi oyuna almamaya çalışmak ne gerçekçi ne anlamlı; daha çok tarihi ve ideolojik saplantılara dayanıyor.
Kaldı ki AB ülkelerinin NATO’ya (ve ABD’ye) sözlerini tutmaları önünde iki temel zorluğun olduğu da görülüyor:
• Yapısal zorluklar, silah ve mühimmat tedarik sorunları, stratejik öncelik farklılıkları,
• Avrupa’da yükselen aşırı sağ popülizm, artan Amerikan karşıtlığı ve Rus sempatisi.
Ankara’nın Büyük Sınavı
Başkent Ankara şimdiye dek bu kadar büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmadı. 5-7 Temmuz tarihlerinde Ankara’da 5-6 bin kişinin konaklaması bekleniyor.
Türkiye şimdiye dek bu çapta uluslararası organizasyonları ya İstanbul’da ya Antalya’da yaptı. Her iki şehir de turizm merkezi ve bir yandan bu kadar konuğu ağırlarken diğer yandan günlük hayatlarına devam edebiliyorlar.
NATO Zirvesi bu açıdan da Türkiye için bir sınav olacak; başarı, artık Ankara’yı da bu tür dev organizasyonlara açabilir.
Bu arada, konuk ülke diplomatik çevrelerinin otel kapasitesi İstanbul ve Antalya’ya göre daha kısıtlı olmasından kaynaklanan, Zirve sırasında artacak otel fiyatlarından yakındığı gözleniyor.
NATO üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunun refah düzeyi Türkiye ortalamasının üstünde. Türk vatandaşlarından istenen vize ücretleri de ortada. Oraya saysınlar bir zahmet, pamuk ellerini ceplerine atıversinler.


