

PKK’nın sembolik silah imha töreni üzerine TBMM Komisyonu kuruldu, sonuçlandı, yasal zemin için yasa çıktı, koordinasyon kurulu çalışmaya başladı. Ankara’nın bir şey yapmadığı söylenemez. Sıra silah bırakma aşamasında. Silahı bırakınca her şey bitmeyecek ama başlamayacak da. (Foto: AA)
Tamam, “Türkiye demeyelim”, konuyu sadece PKK’nın silah bırakmasına sıkıştırmayalım.
Tamam, “Çözüm süreci” de demeyelim; akla daha önceki başarısızlıkları, her başarısızlığın ardından daha fazla kan dökülmesini getirmeyelim.
Tamam, “Milli Dayanışma ve Bütünleşme” hiçbir cazibesi olmayan, bürokratik bir sıfatı kimse kullanmaz zaten.
Tamam, Kürt sorununa siyasi çözüm süreci de demeyelim, konu orayı da aşıyor, Anayasa’nın 2’nci maddesinde yazıldığı şekliyle, Türkiye’nin gerçekten demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olabilmesine dayanıyor.
Tamam, belki şimdilik “dönüşüm süreci” de diyebiliriz ama isimlere takılmayalım: sadece “süreç” dediğimizde herkes anlamak istediğini anlıyor zaten.
Şu önemli ama: iki yıldır kan dökülmüyor.
Halen doğuda, güneydoğuda kurulan “taziye çadırları” son iki yıldır çatışmalarda öldürülen PKK’lılar için kurulmuyor. Daha çok, 2015-2023 yıllarında çatışmalarda öldürülen ve öldürüldükleri örgüt tarafından ailelerine yeni açıklanmaya başlanan PKK’lılar için kuruluyor.
Geri dönüşü olmayan nokta
2012-2015 sürecinde de kan dökülmüyordu. Silahlar susmuştu. Şehit cenazesi, gazi haberi gelmiyordu.
28 Şubat 2015 Dolmabahçe Mutabakatı’yla “süreçte” geri dönüşü olmayan noktaya gelindiği yanılsaması yaşandı.
Arkasında, Suriye’de ABD desteği alan PKK’nın 2013 İmralı Protokolü’nde revizyon ısrarı, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı, 7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının ardından MHP lideri Devlet Bahçeli’nin seçim tekrarı istemesi gibi siyasi yükler var ama o sürecin bitişi, 11 Temmuz 2015’te PKK yönetiminden Bese Hozat örgüt adlı Hülya Oran’ın “diyalog” bitti demesidir. Süreç geriye döndü, silahlar yeniden konuşmaya başladı.
PKK’nın B planının hendek-barikat kalkışmasıyla güç gösterisi olduğunu gördük; devletin B planının bunları görülmemiş şiddette bastırmak olduğunu da.
O yüzden 26 Ağustos’ta DEM’in basın toplantısında, 34 yılını bir terör eylemi nedeniyle hapiste geçirmiş Çetin Arkaş’ın “Geri dönüşsüz bir noktaya geldik mi? Çok isterdim bunu söylemeyi: Artık hiçbir tehlike kalmadı… Bütün çabamız bunu söyleyebilmek içindir” demesi gerçekçidir.
“İç ve dış odakların” sabotajı
Arkaş’ın “Tarihsel olarak bu süreci istemeyen iç ve dış odaklar olabilir” diye eklemesi, aslında AK Parti-MHP ittifakının da görüşü ve endişesidir; toplumun sürece iyi niyetle bakan her kesiminin ortak düşüncesidir.
Dış deyince akla gelenler, şimdiki süreçten en çok rahatsız olanlar olarak İsrail ve İran oluyor.
İç deyince hem Türkiye’de iç siyasette gözler önündeki itirazları düşünmek lazım hem de yarım asırlık kemikleşmiş yapısıyla PKK’nın bünyesinde gözler önünde olmayan itirazları. DEM İmralı heyeti üyesi Mithat Sancar’ın olmadığını söylediği Kandil-İmralı görüşmesine ait olduğu iddia edilen “tutanakları” Abdullah Öcalan’ın şahsına yönelik “sabotaj” olarak nitelemesinin ne anlama geldiğini yakında görürüz; Türk devletinin koruması altındaki İmralı Adası’ndan ayrılmak istememesinin güvenlik nedenleri de olabilir.
Arkaş “geri dönüşsüz noktaya gelmedik” ifadesinin devamında “O nedenle bu sürecin yürütücüleri ellerini çabuk tutmalı” da diyor.
PKK’yı iyi bilen, Öcalan’ın sekreteryasında bulunmuş biri olarak, bu ifadeyle sadece devlet yetkililerini kast ediyor olmasa gerek.
Silah bırakacak taraf PKK.
Silah bırakmakla bitmiyor ama…
PKK’nın Bese Hozat’ın önceki süreci bitirmesinin tam 10’uncu yıl dönümünde, 11 Temmuz 2025’te sembolik silah yakma törenine göndermesi anlamlıdır. Önümüzdeki günlerde adını yeniden duymamız mümkün.
Onun ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Meclis Komisyonu’nu kurdu, komisyon raporunu verdi, çerçeve yasa çıktı, koordinasyon kurulu kuruldu. Ankara’nın adım atmadığı söylenemez.
Basın toplantısında Gültan Kışanak, yasanın 2-3 ay içinde uygulanmasını ümit ettiğini söyledi.
Yasa ne zaman uygulanmaya başlayacak?
Milli Güvenlik Kurulu PKK’nın silah bıraktığını, artık silahlı tehdit olmaktan çıktığını söylediği zaman.
PKK 2-3 ay içinde silah bırakırsa, 2-3 ay sonra yasa uygulanmaya başlayacak, yani Kasım-Aralık aylarında.
PKK silah bırakmayı ne kadar geciktirirse süreç hem “iç ve dış odakların” müdahalesine daha açık hale gelecek hem de yasanın uygulanması gecikecek.
Sonra yeni aşamaya geçilecek: ceza ertelemeleri, siyasi ve hukuki düzenlemeler, yurda dönüşler…
Dönüşler başlamadan dönüşüm başlamayacak, öyle görünüyor.
Süreç aslında yasanın uygulanmaya başlamasıyla başlayacak.
Yani PKK silah bırakınca süreç bitmiş olmayacak, ama silah bırakmadan da başlamayacak.


