Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı
Resmî Gazete’de yayımlanan “Aile ve Nüfus 10 Yılı” kararı, Türkiye’de sosyal politikaların yönünü belirleyen önemli bir çerçeve olarak sunulmaktadır. Bu karar, nüfus artışını teşvik eden ve aile yapısını merkeze alan bir yaklaşımı kurumsallaştırmayı hedeflemektedir. Ancak bu yaklaşım, anayasal ilkeler ve kadın politikaları açısından ele alındığında ciddi tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Anayasa’nın 10’uncu Maddesi Bu noktada
Dün Şanlıurfa’da, bugün (15 Nisan 2026) Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınları yalnızca “güvenlik açığı” başlığıyla ele alınamayacak kadar derin, çok katmanlı ve toplumsal bir krizi işaret ediyor. Elbette okulların fiziki güvenliği, giriş-çıkış denetimleri, risk analizleri ve acil müdahale planları hayati önemdedir. Ancak bu olayları sadece kapıya konulacak bir güvenlik görevlisi ya da metal dedektörle açıklamak,
İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 11 Mayıs 2011’de Türkiye tarafından imzaya açıldı. Ardından, 8 Mart 2012’de “Ailenin Korunması ve Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi” için 6284 sayılı yasa çıktı. Nihayet İstanbul Sözleşmesi 1 Ağustos 2014’te TBMM tarafından oylanarak kabul edildi. Avrupa İnsan


