Gazeteci-Yazar
Biri Amerikalılar, diğer Ruslardan Suriye’de işlerimizin giderek daha da sarpa saracağına, daha kötü haberler alabileceğimize dair iki haberi paylaşarak başlayalım. Geçen hafta ABD ile Müşterek Görev Gücünün bu hafta içinde faaliyete başlayacağını ilan eden Milli Savunma Bakanlığı, 22 Ağustos’ta ABD Milli Savunma Bakanı Mark Esper ile bir telefon görüşmesi yaptığını duyurdu. Bu duyuruya göre iki
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 19 Ağustos sabahı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediyesi Eş-Başkanı Bedia Özgökçe Ertan’ı görevden aldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) adayı olarak seçilmiş belediye başkanlarının yerine Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Valisi Mustafa Yaman ve Van Valisi Mehmet Emin Bilmez
Suriye ve Irak bundan bir asır kadar önce, Fransa’nın ortaklığıyla ama asıl olarak bir İngiliz icadı olarak tarih sahnesine çıktı. Birinci Dünya Savaşı sona yaklaşıyor, Osmanlı hanedanı yönetimindeki Türk İmparatorluğu dağılıyordu. Londra Türk imparatorluğunun çöküşüne üç nedenden özel önem veriyordu: Hindistan yolu, Mekke-Medine ve petrol. Siz bakmayın yeni-Osmanlı hayalleri kurup Arap âleminin dört asırlık Türk
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 16 Ağustos sabahı, önceden duyurulmamış bir karar ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanlarıyla Şanlıurfa’ya gitti. MİT Başkanı Hakan Fidan da heyetteydi. Bu haberin duyulmasından kısa süre önce haber siteleri bir Amerikalı generalin Şanlıurfa’dan Ankara’ya geçtiğini duyurmuştu. Almanya’nın Stuttgart kentinde konuşlu ABD Avrupa Kuvvetlerinin (EUCOM) Komutan Yardımcısı Korgeneral
Dindar/muhafazakâr camianın önemli kalemlerinden Ahmet Taşgetiren 15 Ağustos tarihli Karar gazetesinde “Muhafazakâr camianın gündemi” başlıklı tahlilinde cevap bekleyen bir dizi soru sordu. Sorulara geleceğiz ama önce Taşgetiren’in yazısını İslamcı camianın keskin kalemlerinden Abdurrahman Dilipak’ın 14 Ağustos tarihli Yeni Akit yazısından aldığı şu cümleyle bitirdiğine dikkat çekmek lazım: “Birileri Reisi Pelikancıların karargâhına götürebiliyor, ama koskoca bir
Önce son hafta içindeki gelişmeleri hatırlayalım: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 7 Ağustos’ta ABD ile Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya karşı güvenli bölge kurma planı üzerinde birlikte çalışmak üzere mutabakat sağlandığını açıkladı. Beşar Esad yönetimi kararın “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saldırı” olduğunu söyledi ve 2014’ten bu yana Amerikan saflarında savaşan PKK/YPG’ye “saflarımıza dönün” çağrısı yaptı. MHP lideri Devlet
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin yerel seçimlerde aldığı yenilgi ardından medyadaki muhtemel değişimlere ilişkin ilk işaretler 6 Temmuz’da kamuoyuna malum olan SETA raporuyla alınmıştı. Son yıllarda medya sahipliklerindeki değişiklikler nedeniyle yabancı medya kuruluşlarında iş bulabilen habercileri hükümete listeleyen “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı rapordan sonra ikinci işaret, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3 Ağustos’ta “Pelikan Yalısı
Son iki gündür olanlar baş döndürüyor. Gelişmeleri perde arkasıyla yerli yerine oturtmadan burnumuzun ucunu göremeyeceğimiz günlerden geçiyoruz. Sırayla gidelim: • Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 7 Ağustos akşam saatlerinde Türkiye ve ABD’nin Suriye’nin Kuzey Doğusunda bir güvenlik koridoru oluşturmak üzere birlikte çalışmak için anlaştığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir gün önce, Türkiye’nin Suriye sınırındaki PKK/YPG
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla 7 Ağustos tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 43 sayılı kararname ile “Hazinenin Cumhurbaşkanı kararı ile yurtiçindeki ya da yurtdışındaki şirketlere iştirak etmesini sağlandı”. Bu kararnameye sosyal medyada ilk tepkiler, AK Parti hükümetinin “batık” ya da “batmak üzere” olan şirketleri, özellikle de kendisine yakın inşaat ve enerji şirketlerinin hisselerini satın alarak kurtarma girişimi
Onu yıllarca NTV ekran ve radyolarından “Burbuçe Ruşiti, Priştina” son anonsuyla izlediniz. Kosova Arnavutlarındandı, adı “Burbuqe” diye yazılır, Burbuçe okunurdu. NTV’nin Kosova muhabiriydi. Priştina’ya gittiğimizde yüz yüze tanışmış, sohbet etmiştik. Anadili Arnavutça olduğu halde nasıl bu kadar iyi Türkçe konuştuğunu sorduğumda, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Zoraki Diplomat” kitabında 1920’lerden, 30’lardan yazdığını 1999’da doğrulamış, köklü Arnavut ailelerin