Prof. Dr. Utku Perktaş, Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesi.
İnsanoğlu, çevrelerini kendi izleriyle yeniden şekillendiriyor; ve şehirler ise, Dünya üzerindeki en belirgin dönüştürülmüş alanlardan birini oluşturuyor. Yeni araştırmalar, kentsel ortamların yaşamın evrimsel seyrini dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Toronto Mississauga Üniversitesi’nden evrimsel biyologlar ve Washington Üniversitesi Kentsel Ekoloji Araştırma Laboratuvarı gibi kuruluşların yürüttüğü bir araştırma, dünyanın dört bir yanındaki şehirlerde paralel evrimin izlerini sürmeye çalışıyor. Science
Dünya bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Şakası kalmadı: sıklaşan sıcak hava dalgaları, artan seller ve müthiş bir boş vermişlik. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres geçenlerde “Küresel ısınma sona erdi, küresel kaynama başladı” diye ülkeleri acil önlem almaya çağırdı. Kimse üstüne alınmıyor. Elimizden geleni ardımıza koymadan ekosistem bırakmadık, gözle görmediğimiz bir omurgasız canlıdan kendi türümüze kadar
Bugünlerde konuştuklarımız arasında en önemli başlık ekonomi. Krizler çağındayız; küresel ekonomik krizin yanında iklim krizi ve biyoçeşitliliğin yakıcılığı dünya gündeminde arkada kalıyor ancak tüm bu krizler birbiriyle yakından ilişkili. Peki iklim ve biyoçeşitlilik için adım atarsak ekonomiyi de yoluna koyar mıyız? Dünya Bankası’nın raporuna göre, biyoçeşitlilik kayıplarının ülkelerin kredi notlarında düşüşlere, borç krizlerine ve yükselen
Bu hafta Dünya Çevre Günü’nü kutluyoruz. Her yıl 5 Haziran tarihi bugüne atfedilmiş. Ancak son yıllarda çevremizdeki sıradışı değişimlerden bahsederek bugünü kutluyoruz. Bu yıl Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ), atmosferde ısıyı hapseden sera gazları ile El Niño hava olayının, dünya ikliminin alıştığımızdan çok farklı olmasına neden olabileceğini bildirdi. Önümüzdeki 5 yıl rekor düzeyde sıcaklar DMÖ, küresel
İklim ve geçmişimiz hakkında ilişkiyi incelemek için yeni yollar açan bakış açılarına ihtiyacımız var; zira 18. yüzyılın ortalarında Voltaire, insanları her şeyden çok üç şey meşgul eder, diye yazmıştı: iklim, hükümetler ve din. Bugün yeni yollar açan bakış açılarını bilgi işlem süreçleri ile birleştirerek ve ayrıca büyük veriyi (big data) kullanarak yeni yollar açmaya yönelik
Yoğun seçim gündemi ile gerilerde kaldı ancak bu haftanın önemi konularından biri de biyoçeşitlilik, çünkü 22 Mayıs “Dünya Biyoçeşitlilik Günü” idi. Çeşitlilik hayatın tuzu biberiyse, o zaman biyolojik çeşitlilik yaşadığımız gezegendeki ekosistemleri gerçekten baharatlı yapıyor, yaşanabilir hale getiriyor. Biyoçeşitlilik, yalnızca bilim insanlarının değil, aynı zamanda dünya çapındaki politika yapıcıların da büyüyen bir ilgi konusu ve
Bugünlerde aklımızdan çıkarmamız gereken bazı kavramlar var. Yoğun siyasi gündem bu kavramları bize unutturuyor, fakat bu kavramlar siyasetin üstünde ve her zaman aklımızın bir köşesinde olması gerekiyor. Bunlardan biri benim her fırsatta dile getirdiğim biyoçeşitlilik, bir diğeri de iklim ve iklim değişimi. Bunların tamamını bir çatı altında toplamak istediğimizde de sürdürülebilirlik kavramı gündeme geliyor. Sürdürülebilirliği
Orta Doğu’nun politik yapısı ile iklim değişimi arasında bir bağlantı kurulabilir mi? Bu sorunun cevabını Kadir Has Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim görevlisi Soli Özel’e sordum. Söyleşinin tamamı önümüzdeki günlerde Açık Radyo’daki programım Antroposen Sohbetler’de yayınlanacak. Söyleşinin satırbaşlarını program yayınlanmadan önce Yetkin Report için özetledim. Orta Doğu’nun zorluk faktörü: Kuraklık İklim değişikliği ve Orta Doğu’daki
Türkiye’de 1900 yılından bu yana meydana gelen deprem sayısı yüzün üzerinde. Bu depremler, Türkiye’de ve etkisini gördüğü yakın çevrelerde şu ana kadar yaşanmış en şiddetli depremleri barındırmakta. Yani, deprem bizim coğrafyamız için şüphesiz bir gerçek ve her defasında ülkemizin yaşadığı bilanço ağır maliyetler içermiş. Peki, Dünya’da durum nasıl? Depremin gerçek olduğu coğrafyalar da bu bilançolar









