Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Erkek Milli Basketbol Takımı Avrupa Şampiyonasında İkinci oldu. 12 Dev Adam, geçen yılın Dünya Şampiyonu Almanya’ya zorlu bir maçta 88-83 yenilerek şampiyonluğu kaçırdı. Basketbol milli takımı daha önce bir kez, 2001 yılında da Avrupa ikincisi olmuştu. Letonya’nın başkenti Riga’daki şampiyonada 14 Eylül’de oynanan final karşılaşmasının ilk devresini Almanya 24-22 önce bitirdi. İkinci yarı üstünlüğü saylayan
Avrupa Basketbol Şampiyonasında 12 Eylül’deki yarı final maçında Yunanistan’ı farklı skorla 94-68 yenerek eleyen A Milli Erkek Milli Takımı, final maçını Finlandiya’yı eleyen Almanya ile oynayacak. “12 Dev Adam” böylelikle Avrupa şampiyonalarında 24 yıl sonra, 2001’den sonra ikinci kez final oynayacak. Bu Millilerin Yunanistan karşısında 15 yıldır ilk galibiyeti de oldu. Ergin Ataman yönetimindeki Milli
Neptün topları denizlerdeki kirliliğin görünmeyen yüzünü bir ayna gibi bize gösteriyordu; üstelik Akdeniz’in en önemli türlerinden biri aracılığıyla. Deniz, adeta atıklarımızı bize iade ediyordu. Biyoçeşitlilik belli ölçüde bu yükü hafifletmeye çalışıyor, ama gücü bir yere kadar. Türkiye’de yapılan çalışmalar ise Akdeniz’deki mikroplastik kirliliğinin yansımalarını bu kez soframızdaki tuz ve balık aracılığıyla gözler önüne seriyor.
Türk Kadın Milli Voleybol Takımı Dünya Şampiyonasında ikinci oldu. Filenin Sultanları, Bangok’ta İtalya oynadıkları final maçını 3-2 kaybetti. Ancak bu şimdiye dek Türkiye’nin alabildiği en iyi sonuç. Türkiye Dünya Şamyionasında ik kez finale dek yükseldi. İlk seti 23-25 kaybeden Milliler, ikinci sette 25-13 farkla kazandı. Üçüncü seti büyük çekişmeyle 24-26 kazanan İtalya’ya karşı Filenin Sultanları
Akdeniz’in sığ kıyılarında yürürken, dalgaların ayaklarınızın dibine bıraktığı yosun parçaları arasında farklı bir şeye rastlayabilirsiniz. Avuç içi büyüklüğünde, lif lif sarımtırak toplar… İlk bakışta sıradan yosun gibi görünebilir, oysa bunlar Neptün’ün armağanı olan Posidonia oceanica türünün oluşturduğu deniz çayırlarının ölü yapraklarından doğan “Neptün toplarıdır.” (*) Fakat bu topların içi artık doğal değil; insanın ardında bıraktığı
Sporda Türkiye’nin yüzünü güldüren iki başarı aynı gün, 6 Eylül’de geldi. Kadın Voleybol Milli Takımı Dünya Şampiyonasında ilk kez finale yükseldi. Erkek Basketbol Milli Takımı da Avrupa Basketbol Şampiyonasında çeyrek finale yükselerek ilk dört takım arasına girdi. Filenin Sultanları, Tayland’da yapılan Dünya şampiyonasında yarı final maçını Japonya ile oynadı. Maçım ilk setini 25-16 kaybeden Milliler,
Sık sık büyük yangınların, sellerin, fırtınaların fotoğrafları giriyor hayatımıza. O anlarda hepimiz bir şeylerin yanlış gittiğini hissediyoruz, sonra unutuyoruz. Bu davranışımız bile mevsimsellik gösteriyor. Orman yangınlarını yaz aylarında anımsıyoruz; kış gelince aşırı yağışlar ve seller çıkıyor karşımıza. Her biri manşet olsa da mevsimsel olarak hatırlanıyor ve unutuluyor. Oysa asıl değişim çoğu kez bu manşetlerin gölgesinde,
2025 yazı, Akdeniz coğrafyası için yeni bir kırılma noktası oldu. Eskişehir ve Afyon’daki yangınlarda on itfaiyeci yaşamını yitirdi. İspanya’da elli noktada çıkan yangınlarda üç kişi hayatını kaybetti, 9.500 kişi tahliye edildi. Kıbrıs’ta Limasol yakınlarında çıkan yangında iki kişi yanmış araçta ölü bulundu; onlarca köy boşaltıldı. Bunlar ölümlü yangınlar. İzmir’de günler süren yangında 50 binden fazla
Hepimiz bir ölçüde cahiliz; bilim ve teknoloji her gün ilerliyor ve kimse her şeyi bilemez. Bu gerçeği kabul etmediğimizde ve öğrenmeyi değil yasaklamayı, cezalandırmayı tercih ettiğimizde, toplum olarak potansiyelimizi gerçekleştiremediğimiz bir döneme mahkûm oluruz. Bu gerçek, yapay zekâ uygulamalarıyla her gün karşımıza çıkmaya başladı. Günümüzün hızla değişen bilgi ortamında kendi cehaletimizle yüzleşmek en önemli sorumluluklarımızdan
Bu metine düşünerek başlamak istiyorum. Akademi denince akla, fikirlerin özgürce çarpıştığı, yeni düşüncelerin cesaretle filizlendiği alanlar gelir. Oysa bugün üniversitelerde “çok seslilik” iddiası çoğu zaman yalnızca bir vitrinden ibaret. Farklı görüşler varmış gibi görünse de bu çeşitlilik çoğunlukla aynı ideolojik çerçevenin içinde, birbirine zarar vermeyen, makbul ve güvenli mesafelere sıkıştırılmış durumda. Bir üniversite koridorunda yürürken,









