ABD ve İsrail 28 Şubat sabahı karşı, İran’a yönelik büyük bir saldırı başlattı. Saldırının daha ilk gününde İran’ın “Yüce” (dini) Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü açıklandı. On gün kadar sonra, 9 Mart’ta din adamlarından oluşan Uzmanlar Meclisinin yerine oğlu Mücteba Hamaney’i getirdiği ilan edildi. Şahin görüşleriyle tanınan ve İran’daki radikal dinci Türklerin yanı sıra Irak
Önce tarihte hedef ülkeye ilk darbenin lider kadroların ortadan kaldırılmasıyla vurulmasının bir örneği olmadığını kaydedelim. Burada bambaşka bir savaş konsepti söz konusu. ABD-İsrail ittifakının başlattığı İran savaşında ülkelerin şimdiye dek sergilediği tutumlara bir yandan kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyinde İsrail-Gazze krizi ve henüz yatışmamış Suriye konusuyla boğuşan Türkiye’nin durumuyla başlayalım. Bu savaşa dair tepki veren ülkelerden
İsrail ve ABD’nin eşgidim içinde 28 Şubat erken saatlerde İran’a saldırmasının ilk büyük sonucu İran’ı 37 yıldır yöneten Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi oldu. (*) Hamaney ile birlikte İslam Cumhuriyetinin önemli kurmaylarının da daha saldırının başladında öldürüldüğü bildiriliyor. İsrail 28 Şubat’ın erken saatlerinde İran’a saldırdı. İran’ın İsrail’e ve ABD’in askeri harekat hazırlığına destek veren
İsrail, ABD ile İran arasında devam eden görüşmelere rağmen 28 Şubat’ta İran’a saldırdı. Bunun İsrail’e yönelik İran tehdidini ortadan kaldırmayı amaçladığını öne süren İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini bildirdi. İsrail hava kuvvetlerinin İran’daki belirli askeri ve stratejik hedefleri vurduğu, Tahran başta olmak üzere bazı şehirlerde patlamalar yaşandığı uluslararası ajanslar
Bir yandan Türkiye dahil bölge ülkelerinin ABD’yi İran’a saldırmaktan vazgeçirme girişimleri devam ederken Tahran pozisyon değişiklikleriyle çatışmayı önlemeye çalışan ülkeleri de ters köşede bırakmayı sürdürüyor. Bunun son örneği, 6 Şubat’ta İstanbul’da, Türkiye’nin ev sahipliği ve muhtemelen Mısır ve Katar’ın tanıklığıyla yapılması beklenen görüşmelerin İran’ın fikir değiştirmesi üzerine Umman’ın başkenti Maskat’a alınması. İran’ın ABD ile görüşmeyi
ABD ve İran heyetlerinin, Türkiye’nin önerisiyle 6 Şubat Cuma günü İstanbul’da görüşme yapması bekleniyor. Gerçekleştiği takdirde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasındaki görüşme, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde yapılacak. Bu Haziran 2025’teki 12 gün savaşı ardından iki ülkenin doğtudan ilk görüşmesi olacak. Görüşmenin, Trump’ın
Ortadoğu’da gerilim yeniden yükselirken, Washington’da İran’a yönelik sınırlı bir askeri müdahale ihtimali giderek daha açık biçimde konuşuluyor. Bu tartışma, nükleer tesislere yönelik “nokta atışı” saldırılardan bölgesel vekalet ağlarının hedef alınmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Türkiye’nin bu tabloda yeniden olası bir arabulucu olarak anılması ise şaşırtıcı değil. Ancak asıl soru şurada düğümleniyor: Türkiye, ABD
Türkiye, İran ile ABD arasındaki artan gerilimde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Türk ve İran dışişleri bakanları arasında bugün İstanbul’da yapılan görüşmede, Ankara’nın krizin tırmanmasını önlemek amacıyla arabulucu ve kolaylaştırıcı olarak devreye girebileceği mesajı öne çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara’nın aşamalı ve diplomasi odaklı bir yaklaşımı savunduğunu belirterek,
Türkiye’nin, ABD’nin İran saldırısını önleyebilmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkün. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan günlerdir ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile yalnızca Suriye ve Gazze konuşmuyor, İran da konuşuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile bir hafta arayla ikinci telefon görüşmesinde kendisini İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telekonferans yoluyla da olsa görüştürmeyi
- 1
- 2









