Türkiye’nin, ABD’nin İran saldırısını önleyebilmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkün. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan günlerdir ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile yalnızca Suriye ve Gazze konuşmuyor, İran da konuşuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile bir hafta arayla ikinci telefon görüşmesinde kendisini İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telekonferans yoluyla da olsa görüştürmeyi
Gerilim artık sadece bir “kriz” değil; somut askerî eyleme geçiş öncesi bir kırılma eşiğine gelmiş durumda. İran’da giderek büyüyen ve can kaybını artıran iç protestolar rejimin direncini zorlarken, dış baskı ve askerî konuşlanma eşzamanlı olarak tırmanıyor. Özellikle ABD’nin Asya’dan çekip Körfez’e yönlendirdiği muazzam deniz ve hava gücü yığınağı, bu süreci yalnızca “tehdit dili” ile açıklamayı
ABD’nin Venezuela operasyonu üzerinden daha iki hafta geçmeden dünya şimdi de İran’a saldırısı için gerildi. Bir süredir zaten ABD Başkanı Donald Trump’ın ordularına saldırı emri verip vermeyeceği değil, ne zaman vereceği diplomatik camiada konuşuluyordu. Şimdi Türkiye dahil bir avuç ülke, zaten baskıcı rejime karşı üçüncü haftasındaki protestolarda sarsılan İran yönetimini, bazı adımları atmaya ikna
Alfred Hitchkok, 1962’de François Truffaut ile yaptığı radyo söyleşisinde, “sürpriz” ile “gerilim” arasında nasıl bir fark olduğunu anlatmış: “Gerilim ile sürpriz arasındaki fark çok basit. Sizinle konuşuyoruz. Önümüzdeki masanın altında belki bir bomba var, sohbetimizin bir özelliği yok, bir şey de olmuyor, sonra…birden… bom…Patlama… İzleyiciler için sürpriz… öncesinde olağan bir sahne gösterildi, ilginç bir yanı



