Bu yaz sinemalarda milyonlar Christopher Nolan’ın The Odyssey‘sini izliyor. Matt Damon’ın Odysseus’u, Truva dönüşü Akdeniz’de bir adadan diğerine savruluyor; tanrıların, canavarların ve kaderin insafına kalmış bir yolculuk. Seyirci koltuğunda destan izlenirken, aynı Akdeniz’de çok daha gerçek ve talihsiz bir yolculuk yaşandı: Temmuz’un son iki gününde on binlerce göçmen, Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki minik toprağı Ceuta‘ya
Fas’tan İspanya’ya 30-31 Temmuz tarihindeki kaçak göçmen sağanağının siyasi ayrıntıları ortaya çıkmaya başladıkça şu soru anlam kazanmaya başladı: İspanya’ya bunu yapan, Türkiye’ye ne yapmaz ki? Belki “Neler yapmamıştır ki?” diye de sorulabilir. Fas makamları yeşil ışık yakınca Kuzey Afrika’da, sömürgecilik döneminden kalma İspanyol şehri Ceuta’ya (Sebte) 24 saat gibi bir sürede 60 bin civarında Faslı
Siyaset konuşurken “dip dalgası geldi, gelecek” diye konuşmayı pek seviyoruz ya… Aslında arada başımızı siyasetten kaldırıp daha farklı bir dip dalgasını, daha doğrusu dip akıntısını konuşmamızın zamanı geldi geçiyor. Dünyamızda güneyden kuzeye, doğudan batıya insan kitlelerini sürükleyen dip akıntısından bahsettim. Ve bu dip akıntısının en güçlü, etkisinin en yıkıcı olduğu yerlerin başında Mare Nostrum,
Fas Marakeş’teki 8 Eylül depreminde can kaybı yükseliyor Fas’ın Marakeş kentinde 8 Eylül gece saatlerinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde can kaybı 2 bin kişiyi aştı, bin 800’den fazla kişi yaralandı. İçişleri Bakanlığından yapılan açıklama, bin 400’den fazla yaralının durumunun ağır olduğunu açıkladı. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, depremin merkez üssünün Marakeş’in 71 km güney batısında



