ABD ve İsrail 28 Şubat sabahı karşı, İran’a yönelik büyük bir saldırı başlattı. Saldırının daha ilk gününde İran’ın “Yüce” (dini) Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğü açıklandı. On gün kadar sonra, 9 Mart’ta din adamlarından oluşan Uzmanlar Meclisinin yerine oğlu Mücteba Hamaney’i getirdiği ilan edildi. Şahin görüşleriyle tanınan ve İran’daki radikal dinci Türklerin yanı sıra Irak
Önce tarihte hedef ülkeye ilk darbenin lider kadroların ortadan kaldırılmasıyla vurulmasının bir örneği olmadığını kaydedelim. Burada bambaşka bir savaş konsepti söz konusu. ABD-İsrail ittifakının başlattığı İran savaşında ülkelerin şimdiye dek sergilediği tutumlara bir yandan kuzeyinde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyinde İsrail-Gazze krizi ve henüz yatışmamış Suriye konusuyla boğuşan Türkiye’nin durumuyla başlayalım. Bu savaşa dair tepki veren ülkelerden
Acaba ABD Başkanı Donald Trump’a Nobel Barış Ödülü verilseydi İran’a saldırır mıydı? Bugün bu soru artık anlamını yitirmiş görünüyor. Çünkü mesele ödül ya da uluslararası meşruiyet değil, mesele karar alma tarzı. Trump’ın siyaset anlayışı, ilkesel çerçeveden ziyade anlık güç projeksiyonuna ve kişisel siyasi hesaplara dayanıyor. Böyle bir liderlik tarzında sembolik bir “barış” unvanının caydırıcı olması
İran’da yaşananlar artık yalnızca “lider nasıl öldürüldü?” sorusunun ötesine geçti. İran örneğinde Dini lider Ali Hamaney’in öldürülmesi, sıradan bir lider kaybı değil; sistemin omurgasına yönelik eşzamanlı ve çok boyutlu bir darbe. Hamaney’in öldürülmesi tek başına da tarihsel bir kırılma olurdu. Ancak tablo bununla sınırlı değil. Aralarında İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musavi, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade,
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın 19 Mayıs’taki helikopter kazasında ölümleri, helikopterle haberleşmenin kesilmesinden neredeyse 18 saat sonra açıklanabildi. Kazanın yerini Türkiye’nin gönderdiği Akıncı dronu (İHA) sayesinde saptayabildikleri belirtilirken bir de gece görüş kabiliyeti olan Cougar helikopteri göndermişti Türk Millî Savunma Bakanlığı. Buna rağmen İran arama-kurtarma ekiplerinin Reisi’nin, yani ülkenin cumhurbaşkanının




