Açık söyleyeyim, ben bu köpürtülen Hakan Fidan, Bilal Erdoğan çekişmesi iddialarına pek itibar etmiyorum. Ama iktidar medyası içindeki kaynama öyle değil. Hürriyet’te, nedense Coşkun soyadını kullanmamayı tercih eden Ahmet Hakan ve Hande Fırat’ın yazılarıyla ortaya çıkan ve güya gazetecilikte nesnelliği korumak pozunda yazılmış “İktidarı milletvekilleri savunsa daha iyi olmaz mı?” arzuhalleri ciddi bir çırpınışa işaret.
Mehmet Akif Ersoy, o dönem Ciner Medya Grubunu yöneten Kenan Tekdağ tarafından Ağustos 2024’te Habertürk Genel Yayın Yönetmenliğine getirilmiş. Şimdi, uyuşturucu sağlamak gibi suçlamalarla tutuklandıktan sonra ortaya çıkan etkin pişman tanık ifadeleri, iddiaları doğruysa, GYY olduktan sonraki personel politikası, kendisiyle cinsellik ve uyuşturucu zemininde ilişki kuran çalışanlarını yükseltmek, diğerlerinin de hakkını yemek şeklinde olmuş. O
Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu operasyonu çerçevesinde gözaltına alınması, TMSF tarafından görevine son verilmesi ve tutuklanmasıyla başlayan gelişmeler, medyadan bürokrasiye sıçradı. Sabah gazetesinin, 13 Aralık’taki Ersoy hakkındaki haberinde “Furkan T.” olarak adı anılan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Furkan Torlak, aynı gün görevinden istifa etti. Torlak
Dünyada ifade özgürlüğü nedeniyle rezil olmadığımız bir Çin kalmıştı, Instagram yasağı sayesinde onu da olduğumuzu Ekonomim gazetesinde Maruf Buzcugil’in yazısından öğrendik. Çin’de de Instagram yasak ama Komünist Parti yönetimi üniversitelilerin dünyaya açık olması bakımından VPN üzerinden bağlanmalarına göz yumuyormuş. Bir grup gazeteciyle Çin’den yeni dönen meslektaşımız, “Bizleri kendi sosyal medya hesaplarına eklemek isteyen bu görevli
Yazıya başladığımda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu iktidarı borç haczi tehdidiyle mali baskı uygulayarak “kötü yönetiminin” acısını belediyelerden çıkarmakla eleştiriyordu. Ben de o sırada Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) 1 Ağustos’ta başarıyla ev sahipliği yaptığı ABD-Rusya-Almanya uzlaşmasıyla takas edilen kişilerin özelliklerini okuyordum. Okudukça da dezenformasyon suçlamasının muhalefeti baskı yöntemleriyle bastırmak isteyen yönetimlerin elinde silaha dönüştüğünü
Son birkaç gündür Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aldığı tek iyi haber MİT’in ABD-Rusya-Almanya arasında bağladığı, son zamanların en kapsamlı insan takası oldu. 31 Temmuz’da Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinden başlayarak hem aldığı haberler hem de aldığı kararların tamamı Ankara’da işlerin iyi gitmediğinin kanıtı gibi. Erdoğan idaresinin canını sıkan kararların ikisi Anayasa Mahkemesi’nden geldi. İlki Can Atalay’ın
Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde kurulan Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nın “her tür manipülasyon ve dezenformasyona karşı faaliyette bulunma” yetkisini Anayasaya aykırı bularak iptal etti. Anayasa Mahkemesi 27 Aralık 2023’te İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında düzenlenen 66 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin bazı maddelerini iptal etti. 2 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararda, AYM,
Hürriyet internet sitesinde okudum: AK Parti yeni bir iletişim stratejisi üzerinde çalışıyormuş. Ne yalan söyleyeyim iletişim stratejisi deyince aklımdan bir an acaba Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti yöneticilerinin medyaya bakışlarını nihayet değiştirmeye mi karar verdikleri sorusu geçti. Acaba Cumhurbaşkanlığı ve AK Parti kapıları artık eleştirel soru soran gazetecilere de açılacak mıydı? Acaba Cumhurbaşkanı İletişim
AK Parti’nin hala TBMM Komisyonuna resmen sunmadığı 9’uncu Yargı Paketinde yer alacağı söylenen “etki ajanlığı” maddesiyle İngiltere’nin Ruanda’ya göndereceği sığınmacıların turist kisvesiyle Türkiye’ye aktarılacağı iddiaları arasında ne alaka olduğunu sorabilirsiniz. Tutarsızlık alakası var. Etki ajanlığı ve tutarsızlık Etki ajanlığı iktidardaki Cumhur İttifakının özellikle MHP kanadının çok üzerinde durduğu konu. MHP lideri Devlet Bahçeli’ye kalsa, Osman
Dün, 2 Nisan’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçim yenilgisi muhasebesi için topladığı AK Parti Merkez Yönetim Kurulu (MYK) sonrasında, AK Parti dönemindeki medya uygulamalarına alışanları dahi şaşırtan “bir ilke” tanık oldu haberciler. AK Parti medya birimlerinden ilişkide oldukları haber merkezlerine gönderilen, deyim yerindeyse bir korsan bildiriyle MYK’da görüşülenlerin “perde arkası” veriliyordu. Bu metinde Erdoğan’ın konuşmasında yenilgiyi
- 1
- 2









