Ortadoğu’da gerilim yeniden yükselirken, Washington’da İran’a yönelik sınırlı bir askeri müdahale ihtimali giderek daha açık biçimde konuşuluyor. Bu tartışma, nükleer tesislere yönelik “nokta atışı” saldırılardan bölgesel vekalet ağlarının hedef alınmasına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Türkiye’nin bu tabloda yeniden olası bir arabulucu olarak anılması ise şaşırtıcı değil. Ancak asıl soru şurada düğümleniyor: Türkiye, ABD
Türkiye, İran ile ABD arasındaki artan gerilimde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Türk ve İran dışişleri bakanları arasında bugün İstanbul’da yapılan görüşmede, Ankara’nın krizin tırmanmasını önlemek amacıyla arabulucu ve kolaylaştırıcı olarak devreye girebileceği mesajı öne çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara’nın aşamalı ve diplomasi odaklı bir yaklaşımı savunduğunu belirterek,
Türkiye-İran ilişkilerinden bahsederken, genellikle 1639 Kasrı Şirin Antlaşması’ndan bu yana sınırlarımızın değişmediğini vurgulayarak başlarız söze. Bu, iki ülke arasındaki tarihi derinliğin, siyasi istikrarın ve yüzyıllar boyunca onca iniş çıkışlı ilişki dönemeçlerine rağmen statükoya saygının sembolüdür. Zaman zaman aynı coğrafyada bölgesel rekabete dönüşebilen bu köklü ilişkilerin altında Sünni-Şii ayrımının çok ötesinde birbirinden farklı ve dinamik unsurlar


