Avatar

Gazeteci-Yazar

Azerbaycan lideri Aliyev’in “Karabağ bizimdir” dediği ulusa sesleniş konuşması, 27 Eylül günü televizyondan canlı yayınladı. (Fotoğraf: Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı)

Ermenistan’ın 27 Eylül’de işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ bölgesine yakın bir Azerbaycan köyüne topçu ateşiyle başlayan son çatışmalar Azerbaycan için yıllardır beklediği bir fırsata dönüşebilir. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, yanlış zamanlamayla yanlış bir hamle yapmış gibi görünüyor. Ermenistan’ın koruyucusu konumundaki Rusya’nın durdurmaması halinde Azerbaycan, Karabağ’ı olmasa dahi işgal altındaki topraklarının bir kısmını Ermenistan’dan askerî yoldan geri alma ihtimali bulunuyor.
Kamuoyunda fazla bilinmemesine karşın 1993’te Rusya destekli saldırı dalgasıyla Ermeni güçleri sadece özerk Dağlık Karabağ bölgesini değil, Laçin, Agdam, Kubatlı, Kelbecer, Fizuli, Cebrayil, Zengilan şehirlerini de işgal etmişti. Bu şehirlerin çoğu, Ermenistan topraklarıyla Karabağ bölgesi arasında bulunuyor, yani aslında Azerbaycan’ın BM tarafından tanınan topraklarının beşte biri Ermenistan işgali altında.
Türkiye’yle Sovyetler’in dağılmasıyla kaybettiği kara sınırına, fiilen sınır güvenliğini sağladığı Ermenistan üzerinden tutan Rusya buna izin vermek istemeyebilir. Diğer yandan Vladimir Putin’in Amerikan yanlısı gördüğü ve ABD seçimleri öncesi Beyaz Saray’ın dikkatini çekmek istediğini anladığı Paşinyan’a bir ders vermek istediği de görülüyor.

Bakü’de rahatsızlık artıyor

Paşinyan’ın son hamlesinden iki gün önce, 25 Eylül’de Rusya, Putin’in de katılımıyla Volga bölgesinde, füze üslerinin de bulunduğu Kasputin Yar’da “Kavkaz 2020” adıyla büyük bir askerî tatbikat düzenledi. Tatbikata Ermenistan, İran ve Çin birliklerinin yanı sıra Karadeniz ve Hazar donanmaları da katıldı.
Dolayısıyla Putin’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan gelen tepkilere rağmen, Paşinyan’dan istediklerini alıp Azerbaycan’ı baskı altına alarak durdurması ihtimali de mevcut.

Paşinyan’ın son hamlesinden iki gün önce, 25 Eylül’de Rusya, Volga bölgesinde büyük bir askerî tatbikat düzenledi. (Foto: Ermenistan Başbakanlığı)

Öte yandan, eş başkanlıklarını ABD, Rusya ve Fransa’nın yaptığı Minsk Grubu görüşmeleri 28 yıldır işgalin sona erdirilip barış sağlanması yönünde hiçbir sonuç vermemesi Bakü’yü giderek daha fazla rahatsız ediyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 12 Temmuz saldırısı ardından görevden aldığı Dışişleri Bakanı Eldar Memmedyarov’u “Ermenistan’la yararsız görüşmeler” yapıp vakit kaybetmekle suçladığı biliniyor. Bakü’de Aliyev’i Ermenistan’a savaş açmaya çağıran gösteriler yapılıyor.
Dahası, Ermenistan’ın 2011’de Suriye iç savaşından kaçan 25 bine yakın Ermeni’nin ciddi bölümü Karabağ ve işgal altındaki Azeri şehirlerine yerleştirdiği biliyordu. 4 Ağustos’taki Beyrut patlaması ardından Lübnan’dan kaçanları da buralara yerleştirdiği haberleri nüfus yapısını suni olarak bozduğu yorumunu güçlendiriyor.

Türkiye’nin desteği, İsrail’in çıkarı

Rusya tarafından durdurulmadığı takdirde son yıllarda petrol ve gaz ihracatının getirdiği zenginlikle ordusunu da geliştiren Azerbaycan’ın askerî imkân ve kabiliyetleri Ermenistan’dan üstün. Üstelik bunu da sadece Türkiye’nin desteğine borçlu değil.
Türkiye zaten Azerbaycan bağımsızlığını kazandığından bu yana siyasi desteğin yanı sıra askerî bakımdan en büyük desteği veriyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 27 Eylül’de Türkiye’nin Azerbaycan’a istediği her şekilde yardım edeceğini ilan ederek verdiği açık çek ardından, Azerbaycan medyasında Bayraktar TB2 SİAH’sının Ermenistan uçaksavar ve tank hedeflerini vuruş videoları yayınlandı.
Azerbaycan bir süredir İsrail teknolojisiyle kendi İHA’larını ve kamikaze İHA’larını da üretiyor; şu anda İsrail’in en önemli silah alıcılarından. Milyarlarca dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın İsrail’in Hamas füzelerine karşı geliştirdiği “Demir Kubbe” alımıyla da sonuçlanabilir. Azerbaycan-İsrail ilişkilerindeki gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilemeyle paralel gitti. İsrail’in Azerbaycan ilişkilerini geliştirmek için birden fazla nedeni var. Örneğin İran’ın kuzey komşusu olması. Örneğin İsrail’in petrol ihtiyacının yüzde 40’ını Türkiye üzerinden, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından sağlıyor. Bu nedenle Ermenistan’ın 12 Temmuz çatışmalarının BTC hattının 15 km kadar yakınında yapılması Türkiye kadar İsrail’i de tedirgin etti.

Rusya lideri Putin, solunda Savunma Bakanı Sergey Şoygu, sılunda Valeri Geramisov ile. (Foto: Kremlin)

Bölgede yeni dengeler ve Putin

Yeni çatışmalar BTC hattı yakınında değil, güneyde, İran sınırına yakın Karabağ civarında yoğunlaşmış durumda.
Azerbaycan ve Ermenistan adım adım seferberlik hallerini yükseltiyor. Gerilimin tırmanması Türkiye’nin çevresinde taraf olduğu ihtilaflara bir yenisinin eklenmesi demek ama Azerbaycan’a yardım konusunda Erdoğan’ın halk desteği bulacağı söylenebilir. Ancak savaş hâli kendi başına en büyük risktir.
Azerbaycan-Ermenistan geriliminin -tercihan Bakü lehine- düşürülmesinde Türkiye’nin etkisi, yeni silah sistemleri ve askerî diplomasi kullanması nedeniyle eskisinden yüksek. İran ne çıkar birliğinin bulunduğu Ermenileri ne de din birliğinin bulunduğu (ve İran’daki ikinci büyük etnik grubu oluşturan) Azerileri küstürmek isteyecek; arabuluculuk önermesi bunu gösteriyor. Bu defa oyunda gizli aktör olarak İsrail’i de görebiliyoruz. ABD’de Donald Trump yönetimi bu ihtilafa aktif olarak katılmak istemeyebilir. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, güçlü Ermeni lobisini yatıştırmak için sesini yükseltebilir ama o kadar.
Gözler Putin’de. Aliyev, Erdoğan’ın desteğiyle işgal altındaki topraklarının bir kısmını dahi kurtarırsa, bu Putin’in de bu hamleyi onayladığı anlamına gelecektir. Bu durum hem Azerbaycan hem Türkiye hem İsrail hem de -tabii ki- Rusya için yeni bölgesel fırsatlar getirebilir.