Utku Perktaş

Prof. Dr. Utku Perktaş, Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesidir ve biyocoğrafya dersleri vermektedir.

Dünyanın akciğerleri bugünlerde enfekte olmuş durumda, çünkü önü alınamayan orman yangınları yağmur ormanlarını tehdit ediyor. (Foto: Pixabay Creative Commons)

Bugün dünyadaki tüm ülkeler Kovid-19 salgını nedeniyle akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı ölümlerle mücadele ediyor. Dünyanın birçok ülkesi salgın nedeniyle yangın yerine dönmüş durumda. Vaka sayıları neredeyse 40 milyonu aştı. Salgın nedeniyle ölenlerin sayısı ise 1 milyonun üzerine çıktı. Kuzey ve Güney Amerika’daki ülkeler de salgın nedeniyle gündemden düşmüyor. Brezilya’da ölenlerin sayısı oldukça yüksek, ülke ABD’den sonra dünyada ikinci sırada yer alıyor. Salgın hakkındaki senaryolar bitmek bilmiyor ve bu salgının neden olduğu yangının ne zaman biteceğini de net olarak öngöremiyoruz. 

Salgın bir yana, uzun bir süredir dünyanın da ateşi yükseliyor, çünkü küresel ısınma dünyanın farklı yerlerini farklı şekillerde etkiliyor. Ortalama yüzey sıcaklıkları tüm dünyada artarken, dünyadaki biyoçeşitlilik de tehlike altında. Mesela, dünyanın akciğerleri bugünlerde enfekte olmuş durumda, çünkü önü alınamayan orman yangınları Güney Amerika’yı, Amazonları, Brezilya’nın yağmur ormanlarını tehdit ediyor.

Brezilya uzay araştırma ajansının (INPE) verilerine göre, Brezilya’nın Amazon bölgesindeki yangınlar, bir yıl öncesine kıyasla yılın ilk dokuz ayında %13 artış göstermiş, çünkü yağmur ormanı bölgesi küresel ısınmaya bağlı olarak son on yılın en kötü yangınlarıyla mücadele ediyor. Eylül ayındaki uydular, Amazonlarda, 2019’un aynı ayına göre %61 oranında artışla 32.017 yanan nokta kaydetmiş. Uçsuz bucaksız amazon yağmur ormanları, bir yıl önceki yıkıcı yangınların tekrarını yaşıyor. Bilimciler ve eleştirmenler, bu yangınlar hakkında nihai sorumluluğu Brezilya başkanı Jair Bolsonaro’nun taşıdığını söylüyor.

Amazon yangın sezonu her yıl uzuyor

INPE tarafından toplanan veriler 2019’da yangınların özellikle ağustos ayında arttığını ve sonraki aylarda önemli ölçüde azaldığını, ancak bu yılın zirvesinin daha kalıcı olduğunu gösterdi. 2020 yılının hem ağustos hem de eylül ayları geçen yıl yaşanan en yüksek değerleri çoktan geçmiş görünüyordu. ABD’nin Demokrat başkan adayı Joe Biden, Amazonların ormansızlaşmasını durdurmak için dünyaya 20 milyar dolarlık bir bağış çağrısı yaptı. Ülkenin başkanı Jair Bolsonaro ise Biden’ın teklifini Brezilya’nın egemenliğine yönelik bir tehdit ve bir aşağılama işareti olarak eleştirdi.

Amazon, geçen yıla göre daha şiddetli bir kuraklık yaşıyor. Bilimciler, küresel ısınmanın Kuzey Atlantik Okyanusu’ndaki ısınmayı tetiklediğini ve Güney Amerika’dan nemi çektiğini söylüyorlar. Sonuç kara üzerinde kuraklığın görülmesi olarak kendini gösteriyor ve bu durum da yangınların oluşumunu tetikliyor. Benzer bir senaryoyu geçtiğimiz yılın sonlarında Avustralya kıtasında durdurulamayan orman yangınları haberlerinde görmüştük. Hint okyanusunun batı ve doğusu arasındaki sıcaklık farkı Avustralya’nın kuraklaşmasına ve uzun süren, durdurulamayan yangınlara neden olmuştu. 

Küresel ısınma yağmur ormanlarının kurumasına neden oluyor

Bu yılın ekim ayı başında yapılan uydu gözlemleri, Amazonlarda 28.892 aktif yangın olduğunu gösterdi. Geçtiğimiz eylül ayındaki yangınlar ise yalnızca yakın zamanda ormansızlaştırılmış alanları kapsamakla kalmamış, aynı zamanda gittikçe artan bir şekilde bakir ormanları da içine almıştı. Bu durumun anlamı, yağmur ormanlarının daha kuru hale gelmesi ve yangına daha eğilimli olması şeklinde yorumlanıyor. Tüm bu gözlemlerden hareketle, artık küresel ısınmaya bağlı iklim değişimi yakın gelecekte dünyanın ormansızlaşmasına neden olacak bir tehdit olarak algılanıyor. 

Yangınlar biyoçeşitliliği de tehdit ediyor

 Amazon, dünyanın en yüksek biyolojik çeşitliliği içeren bölgelerden biri olarak biliniyor. Bölge, dünyada bilinen türlerin yaklaşık %30’una ve 16.000’den fazla farklı türe ait 390 milyar ağaca ev sahipliği yapıyor. Söz konusu olan yangınlar bu yüksek biyoçeşitliliği de geri dönüşümsüz bir şekilde tehdit eder nitelikte. INPE verilerine göre, Kuzey Atlantik’in ısınması, bu yıl daha önce kaydedilenden daha fazla yangına maruz kalan dünyanın en büyük sulak alanı Brezilya Pantanal’daki kuraklığın sürmesine de neden oluyor. Sulak alanda üreyen birçok kuş türü başta olmak üzere farklı türler de çeşitli şekillerde tehdit altına girmiş durumda. Aynı şekilde, iklim değişimi ve yangın ilişkisi üzerine yapılan bir analiz, dünyadaki en yoğun jaguar popülasyonuna ev sahipliği yapan sulak alanların %23’ünün yandığını ortaya çıkardı.

Altın Papağan (Golden Parakeet)

Kuş türlerinden Altın Papağan (Golden Parakeet) türünün habitatları da Amazonlardaki yangınlar nedeniyle tehdit altına girmiş. Bu kuş türü ormansızlaşma nedeniyle zaten tehdit altında olan bir tür olarak kabul ediliyordu ve bu etki yangınlarla daha da artmış durumda. Brezilya’nın Chico Mendes Biyoçeşitliliği Koruma Enstitüsü’nün ulusal eylem planına göre benzer yaşam alanlarını paylaşan diğer türler arasında, gece boyunca şarkı söyleyen büyük gri bir kuş olan Gözlüklü Hokko (Belem Curassow) ve Kara-kanatlı Borazankuşu (Dark-winged Trumpeter) da yer almakta. Dahası, bazı göçmen kuş türleri de önümüzdeki aylarda Kuzey Amerika’dan Amazonlara gelmeye başlayacak ve yer yer kuş türü yoğunlukları artacak. Zarar gören habitatlar nedeniyle de bu türler yaşam ihtiyaçları için dar alanlardaki sınırlı habitatlar içinde sıkışacaklar.

ABD Başkanı Donald Trump, Kaliforniya orman yangınları ile ilgili yaptığı basın toplantısında havanın soğumaya başlayacağına dair güvence vermiş ve “izleyin” demişti, “iklim değişimi hakkındaki gerçeği bilimin bildiğini sanmıyorum” diye de eklemişti. İçinde olduğumuz durumun liderler tarafından hafife alınması yakın geleceğimiz için en önemli tehditlerden biri. Tüm bu açıklamalara karşın, doğa gönüllüleri, kuş gözlemcileri, gazeteciler, yerel halk ve bilimciler yaptıkları açıklamalarda küresel ısınmaya dikkat çekerek “Brezilya yanıyor” diyorlar. Çünkü, Amazonların küresel iklimsel istikrarın köşe taşı olduğunu biliyorlar. Bugün Amazonlar olmasaydı, iklim değişikliğine karşı en önemli tamponlardan birine de kesinlikle sahip olamazdık. Evet, “Brezilya yanıyor” sözüne dikkat vererek, daha fazla geç olmadan, yaşanabilir bir dünya için iklim değişimini görmezden gelmeyelim, farkındalığımızı artıralım.