Avatar

Gazeteci-Yazar

İzmir depremindeki can kayıpları 20 kadar binanın yıkılmasından kaynaklanıyor. Yerle bir olan bazı binaların bitişiğindekilerde hasar olmaması inşaat ve denetim kusurlarını akla getiriyor. Deprem sonrasındaki diplomasi ise Doğu Akdeniz gerilimini düşürebilir. (Foto: Ömer Evren Atalay – Anadolu Ajansı )

30 Ekim öğleden sonra İzmir’in Seferihisar ilçesi açıklarında, Ege Denizinde meydana gelen 6,9 Richter şiddetindeki deprem 37 kişinin ölümüne 885 kişinin yaralanmasına neden oldu. (*) Deprem Türkiye’ye 2 km uzaklıkta bulunan Yunanistan’ın Samos Adasında da 2 kişinin ölümüne neden oldu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre Türkiye’deki can kayıplarının neredeyse tamamı İzmir içinde ve toplam 20 kadar binanın yıkılması sonucu oluşmuş görünüyor. Bu da akla yine kötü işçilik ve eksik denetimi getiriyor. Örneğin Bayraklı semtindeki çöken bir binanın yanındaki ikizine bir şey olmamış. Bu da binanın alt katındaki dükkanlarda taşıyıcı kolonların daha fazla yer kullanmak için kesilmiş olmasıyla açıklanıyor. Arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Deprem sonrasında önce Fransa ve Yunanistan’dan, ardından İsrail’den gelen iyi niyet mesajları, Azerbaycan’dan İngiltere’ye Japonya’ya dek gelen mesajlardan farklı bir özellik taşıyor. Bu mesajlar Doğu Akdeniz’deki gerilimin düşmesi ve diplomasinin öne çıkmasına imkân tanıyabilir.

Felaketin getirdiği yumuşama

Deprem öncesinde “içeride ve dışarıda İslami ideolojiyle savaş” ilan eden Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, hemen sonrasındaki Twitter mesajında Türkiye ve Yunanistan’a desteğe hazır olduklarını duyurdu. Bu mesaj, Fransa’da son birkaç gündür hâkim olan terörist saldırılardan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Türkiye’yi sorumlu tutma halinin, en azından hükümet düzeyinde hafiflediğini gösteriyor. Nitekim Charlie Hebdo karikatürlerinin şehir duvarlarına yansıtıldığı Toulouse şehrinin Başpiskoposu Robert Le Gall de TV’ye çıkıp “Yangına körükle gidiyoruz. Bu karikatürler Müslümanlara da Hristiyanlara da zarar veriyor” dedi.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitçotakis ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a geçmiş olsun telefonu açtı. Karşılıklı olarak yardıma hazırdılar. Ankara ve Atina, NATO’nun devreye girmesiyle geçtiğimiz hafta Doğu Akdeniz’deki askeri tatbikatları karşılıklı olarak iptal etmişti.
Deprem ardından NATO ve Avrupa Birliği (AB) yetkilileri de Türkiye ve Yunanistan’ı aynı cümle içine kullanarak dayanışma mesajları yayınladı.
İsrail’den ise Tel-Aviv’in kardeş şehri İzmir’e yardıma hazır olduğu mesajı geldi. İzmir’in iki kardeş şehri daha var: Selanik ve Bakü.

Yumuşama devam edebilir mi?

Bu gelişmeler, akla 1999 büyük Marmara Depremi ardından olanları getiriyor. Tabii ki karşılaştırılacak gibi değil. 17 Ağustos 1999’da Gölcük merkezli 7,5 Richter şiddetindeki deprem 18 bin 373 kişinin ölümüne, 48 bin 901 kişinin yaralanmasına neden olmuştu.
Bu deprem sonrasında Türkiye’ye yardım gönderen ülkeler arasında bulunan Yunanistan ile ipler hiç olmadığı kadar gergindi. Türkiye’nin zorlamasıyla Suriye’den çıkarılan PKK lideri Abdullah Öcalan, aylar süren kovalamacadan sonra Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğinden çıkışında CIA ve MİT’in ortak operasyonuyla 15 Şubat 1999’da yakalanmıştı. Tam bir suçüstü durumuydu.
Yunanistan’ın deprem desteğine Türkiye de birkaç hafta sonra 7 Eylül’de Atina yakınlarındaki 6,0 şiddetinde, 143 kişinin ölümü 1600’ünün yaralanmasına neden olan deprem ardından yardım göndererek cevap vermişti.
Böylece başlayan yumuşama 10 Aralık Helsinki Zirvesinde Yunanistan’ın Türkiye’nin aday üyeliğine vetosunu kaldırmasıyla sonuçlanmıştı.
İzmir’deki deprem ardından verilen iyi niyet mesajlarının Doğu Akdeniz sorunlarının diyalogla çözümüne yol açıp açmayacağını söylemek için henüz erken ama umalım öyle olsun. Tabii neden sorunları diyalogla, diplomasi yoluyla çözmek için mutlaka felaketlerin olması mı gerektiğini sormak gerekiyor.

(*) 31 Ekim 2020 saat 21.12’de güncellendi.