Murat Yetkin - 

Gazeteci-Yazar

Türkiye’nin 2020 yılsonu bilançosu 2021’e dair belirsizlikleri artırıyor. (Şekil: MetroPoll)

Çin’den yayılan bir virüs 2020’yi dünyayı da Türkiye’yi de kötü vurdu. Etkilerinin kolay kolay geçmeyeceği anlaşılıyor. Onlarca yıldır küresel ekonominin gidişinin konuşulduğu Davos Dünya Ekonomik Forumu geleneksel Ocak toplantısını, uluslararası siyasi gidişin konuşulduğu Münih Güvenlik Konferansı da geleneksel Şubat toplantısını 2021’de yapmayacak. Yılın ikinci yarısına belirsiz bir tarihe ertelediler. 2020’de yapılmayıp 2021’de yapılacağı açıklanan Tokyo Olimpiyat oyunlarının yapılması da kolay görünmüyor. Dünya bir belirsizlik içinde, en azından 2021’in ilk yarısında görülmemiş belirsizlikler var. Bu belirsizlikler içinde Türkiye’yi 2021’de nelerin beklediğini kestirmek için değişik alanlarda 2020’yi nasıl kapattığımıza bakmak gerekiyor. İşte Türkiye’nin yıl sonu bilançosu.

Salgınla mücadelede gerileme

Hükümet salgınla mücadelede iniş-çıkışlarla dolu bir çizgi izledi. Eğer bugün her gün -Ali Babacan’ın deyişiyle- her gün bir büyük uçak dolusu insanın vefat etmesinden daha da kötü bir tablo yoksa, bu sağlık altyapısıyla birlikte sağlık çalışanlarının gayretleri sayesinde oldu.
Hükümetin en büyük hatası Temmuz ayında turizm ve inşaat lobilerinin etkisiyle önlemleri -maske tak kampanyalarına emanet ederek gevşetmesiydi. Kurban Bayramındaki hareketlilik ardından hastalığın yeniden arttığını Sağlık Bakanı söyledi; bir hafta öncesinde de Ayasofya’da 350 bin kişinin toplanıp dağılması vardı. Böylece yetkililerin Ağustos’ta iki, haneli sayılara ineceğini tahmin ettiği günlük kovit ölümleri kısa sürede 200’leri geçti. Bu çizgi, hükümetin kontrollü sürü-bağışıklığı sistemine geçtiğini, sonbaharda rakam saklamaktan -kısmen- vazgeçmesi de sürü-bağışıklığı sistemini bıraktığını gösteriyordu.
Yılsonu bilançosu, resmî rakamlarla 2 milyon 200 bin hasta, 21 bin civarında ölüm oldu. Yaza girerken orta düzeyde başarılı ülkeler arasında gösterilen Türkiye’nin yılsonu itibariyle dünyadaki en kötü örnekler arasına gerilemesi oldu. Şimdi umutlar aşılama kampanyasına bağlanmış durumda.

Ekonomide keskin dönüş

Hükümet pandeminin ekonomi üzerindeki etkilerinden korunmak için vatandaşlarına ve özellikle zarar görecek işletmelere nakit destek vermek yerine kredi faizlerini düşürdü. Bu borçlandırma demekti. Bir yandan da -diğer merkez bankalarının da yaptığı gibi- fazla para basılarak piyasayı rahatlatma yoluna gidildi.
Bu adımların inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörünü canlandırması kısa sürdü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı damadı Berat Albayrak’ın enflasyonu banka faizlerini suni olarak düşük tutma siyaseti nedeniyle dolara talep daha da arttı. Kovit rakamlarını gizleyerek Avrupa’dan turist (yani döviz) çekme planı ters tepti.
ABD seçimlerini Erdoğan ile özdeşleştirilen Donald Trump’ın kaybetmesiyle ABD doları 8,5 lirayı buldu. Albayrak çekildi. Yeni MB yönetiminde faizler üç ay içinde iki katından fazla artırılarak yılsonu itibarıyla yüzde 17’ye çıkarıldı, dolar yılsonu itibarıyla 7,5 liranın altına inebildi.
Çalışanlar açısından tek olumlu uygulama işten çıkarma yasağı oldu. Ancak eksik ücret uygulaması geçim sıkıntısını artırdı. Tarımsal üretim zarar gördü, çiftçi kazanamazken şehirlerdeki gıda fiyatları arttı.

Dış politikada askerin artan rolü

Dış politikada 2020 iki temel sonuç getirdi. Erdoğan, Türkiye’nin bölgesindeki etki alanını artırmak için diplomaside askeri gücü daha fazla kullandı ve ekonomi görülmemiş ölçüde dış politika gelişmelerinden etkilenir hale geldi.
Uluslararası politikada yalnızlaşma riskini göze alarak Erdoğan iki alanda Suriye ve Doğu Akdeniz’de Türkiye hesaba katılmadan kurulacak oyunları bozabileceğini gösterdi. Yunanistan’ın Fransa desteğiyle Türkiye’ye AB yaptırımları talebi Almanya tarafından frenlendi. Başka iki alanda da Kuzey Afrika ve Kafkaslar, kurulmakta olan yeni oyuna katılabildi. Libya hükümetinin başkent Trablus’u elinde tutmasına, Azerbaycan’ın da Ermenistan işgalindeki topraklarını kurtarmasına verdiği askeri destek, yoğun tepkilerle birlikte diplomatik kazanım getirdi.
Rusya’dan alınan S-400 füzeleri F-35 programından çıkarılmaya ek olarak yeni ABD yaptırımlarına ve NATO’da sert tartışmalara yol açtı. Öte yandan Türkiye, NATO üyesi sıfatıyla Karadeniz ve Ukrayna sorununda Rusya’yı, Kafkaslarda ise Rusya ve İran’a karşı denge unsuru olabileceğini gösterdi.
Yılsonu itibarıyla S-400 sadece ABD ilişkilerinde değil, Türkiye’nin dış politikasındaki en önemli sorun olma özelliğini koruyor.

İç politikada kaygan zemin

Kovitle mücadelenin ilk ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “görev onayı” MetroPoll araştırma şirketinin saptamasına göre yüzde 55,8’e yükselmişti. Bu 2018 seçimlerinde aldığı yüzde 52,6’nın üzerindeydi. Vatandaş hükümetin salgına karşı olumlu adımlar atacağına güvenmek istiyordu. Oysa yine MetroPoll’ün yılsonu itibarıyla açıkladığı ankete göre Erdoğan’ın görev onayı yüzde 45,6’ya düşmüş görünüyor. On ay içinde 10 puanlık onay kaybı, Erdoğan açısından yılsonu bilançosunu belirliyor.
Erdoğan beğeni sırasında hala bir numara olsa da hemen ensesinde CHP’nin Ankara ve İstanbul belediye başkanları Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu bulunuyor. AK Partiden beğeni listesinin ilk beşinde yer alan isimlerse, köken itibarıyla İslamcı siyasetten gelmeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar.
Cumhur İttifakında oy kaybı devam ediyor ama Millet İttifakında oy artışı da görünmüyor. Bu durum MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Erdoğan üzerinde erken seçim çağrısı yapma tehdidini kullanmasına neden oluyor. Bu da Erdoğan’ı HDP’yi tamamen siyasetten dışlama çabasına zorluyor ve aynı zamanda AK Parti’nin Kürt seçmenle arasını açıyor.
Siyaset dünyasına yollarını Erdoğan’dan ayırarak giren Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan muhalefet yapmaya ısınmaya başladı, 2021’de bu dozu artıracakları anlaşılıyor.
2021’de iç siyaseti ekonomi, ekonomiyi de hükümetin çalışanlara ve çalışamayanlara vereceği destek ile dış politikada atılacak adımlar belirleyecek.

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.