Daha zor günler kapıda: ilk küresel enerji krizi başladı

Uluslararası Enerji Ajansı gibi Türkiye de fiyat artışlarını durdurmak için milli petrol stoklarını kullanmaya başladı ama çözüm olmuyor. (Foto: İzmir Star Rafinerisi)


Uluslararası Enerji Ajansı (UAE) İcra Direktörü Fatih Birol’a göre tarihin ilk “küresel enerji krizi” 24 Şubat 2022’de, yani Rus orduları Ukrayna topraklarına girdiğinde başladı. Birol’a göre daha önce şu anda içinde bulunduğumuz enerji krizi daha önce yaşanan petrol krizlerinden, örneğin 1973 petrol krizinden etkileri ve muhtemel sonuçlarına göre “çok farklı” ve daha ciddi.
TÜSİAD’ın 14 Nisan’da düzenlediği “Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Dünya Enerji Pazarları ve Küresel Enerji Dönüşümü” başlıklı toplantıda konuşan Birol, krizden çıkışı mümkün görmekle hiç de kolay olmayacağını söyledi. UAE’nin tarihinde ikinci defa petrol fiyatlarının daha da artmasını önlemek için Nisan başında kendi stoklarından piyasaya 30 gün boyunca günde 1,5 milyon varil süreme kararı almıştı. Buna bağlı olarak Enerji Bakanlığına bağlı Milli Petrol Stoku Komisyonu da 11 Nisan’da Türkiye’nin zorunlu petrol stokundan 3 milyon 60 bin varil petrolü 30 günlüğüne serbest bırakmıştı.
Buna rağmen petrol fiyatlarını tutmak mümkün olmuyor; doğal gaz ve elektriği de.

Durum ciddi, önlemler yetersiz kalıyor

TÜSİAD başkanlığını Simone Kasloswki’den devralan Orhan Turan’ın kamuoyuna açık ilk toplantısında bu ağır krizi dünyanın önde gelen uzmanlarından birini ağırlayarak düzenlemiş olması özel sektörün de durumun ciddiyetinin fazlasıyla farkında olduğunu gösteriyor.
UAE Mart ayında önce petrol kullanımını düşürmek, ardından da Avrupa’nın Rus doğal gazına bağımlılığını azaltmak amacıyla 10’ar maddelik eylem planları açıkladı. Doğal gaz eylem planının birinci maddesi Rusya ile süresi biten doğal gaz alım sözleşmelerini yenilememek. Ancak bu hem siyasi yönü ağır basan bir karar hem de uygulaması kolay değil. Siyasi yönü gazda Rusya yerine ABD’ye bağımlılığın önünü açması. Ekonomik yönüyse Rusya’dan kopuşun hiç kolay olmaması. Birol da konuşmasında ABD, Katar, Norveç ve Azerbaycan kaynaklarının gaz ihtiyacının ancak bir kısmını karşılayabileceğini söylüyor zaten. ABD, Kanada ve Brezilya’nın petrol ve gaz üretimini artırması da öyle.
İki yol daha var, tasarruf ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek.

Güneş, rüzgar, nükleer yükselişte

Ukrayna krizi daha yeni imzalanan Yeşil Anlaşma’nın tam aksine, elektrik üretiminde kömürün payını artırıyor. Sadece Asya’da değil Avrupa’da da.
Güneş ve rüzgâr enerjisi nispeten temiz ama Birol’un dediği gibi rüzgârsız kış günü riski büyük; bir “baz” kaynağa, temel kaynağa ihtiyaç var. Hidroelektrik de nispeten iklim koşullarına, yağışa bağlı. Geriye nükleer enerji kalıyor. Belçika UAE önerisi uyarınca nükleerden çıkma kararını 10 yıl erteledi. Almanya ise kararını gözden geçiriyor.
Tasarruf önemli. UAE’nin Avrupa Birliğine önerileri arasında otoyollarda sürat sınırının düşürülmesi, şehirlerde tek-çift plaka uygulamasına geçilmesi, toplu taşımın yaygınlaştırılıp ucuzlatılması, ısıtmada termostat ayarlarının iki derece düşürülmesi ve Yeşil Dönüşüm için toplam bina stokunun yüzde 1’i için önerilen yalıtım hedefinin yüzde 2’ye çıkarılması var. Sadece bu sonuncusunun Almanya’nın Rusya’dan Kuzey Akım yoluyla aldığı yılda 20 milyar metreküp gaza eşdeğer olduğunu anlattı Birol.

Türkiye’de durum: zamana karşı yarış

Bir katılımcı, Enerji Bakanı Fatih Dönmez’in seçim yılı olan 2023’te Karadeniz’den çıkacak gazın piyasaya verilmesiyle krizi aşma hedefini sordu. Birol nazik bir insan, “eğer verilebilirse krizi çözmez ama çözümüne katkısı olabilir” demekle yetindi.
Türkiye doğal gazda Rusya’ya bağımlı. Tahıl ülkesi olmakla övünürken yanlış tarım ve ticaret siyasetiyle tahılda da Rusya ve Ukrayna’ya bağımlı olduğumuz ortaya çıktı. Şimdi Rusya ve Ukrayna yerine ABD ve Kanada’ya bağımlı olma tehlikesi de var.
Bu sayılan tasarruf önlemleri, kaynak çeşitlendirmesi gibi önlemler güzel de uygulanabilse bile ve sonuç alınması çok zaman istiyor
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve müttefiki MHP lideri Devlet Bahçeli ise zamana karşı yarışıyor. Ekonomik krizi kontrol altına alamadıkları her gün iktidarı 2023 seçimlerine doğru bir gün daha sıkıştırıyor. Baksanıza, AK Parti’nin şimdilerde “iç muhalefet” rolünü üstlenen ağır toplarından Bülent Arınç Manisa’da AK Parti toplantısında “Enflasyon resmi rakamla yüzde 60’ı bulmuşsa milleti konuşmayla aldatamazsınız” demiş.

Krizi yeterince ciddiye almamak

Enerji Bakanlığının fiyatları düşürmek için stokları serbest bırakma kararı ardından 21 liradan 20 liraya düşürülen mazot litre fiyatı birkaç gün sonra 22 liraya çıkarıldı. Dönmez, Ukrayna krizi kontrol altına alınınca fiyatların düşeceğini yine de 2021’de 45 milyar dolar ödenen petrol ve gaz ithalatına 2022’de 55 milyar dolar ödeneceğini söylemiş. Fiyatlar düşmez ise bu tahminin 75 milyar dolara çıkaracağı endişesi var.
Özellikle Ukrayna’nın Karadeniz’de Rus donanmasının sancak gemisi Moskva’yı batırmasından sonra Türkiye’nin aktif olarak çalıştığı krizi soğutma çabalarının yara aldığı açık. Durum Türkiye’nin kontrolünde değil, kimsenin kontrolünde değil aslında.
Erdoğan ve kabinesinin kendi kontrolünde olmayan bir kriz üzerine hesap yapmasındansa kontrolünde olan “faiz-enflasyon” krizinde hatadan dönmesi daha gerçekçi.
Çünkü Birol’un “küresel enerji krizi” saptamasından çıkan sonuç, daha zor günlerin kapıda olduğu.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...