Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Türkiye yine haklı olarak gururlu. Filenin Sultanları, Brezilya’yı finalde mağlup ederek 2026 Voleybol Milletler Ligi şampiyonu oldu. Bu başarı birkaç iyi maçın değil; yıllardır sabırla kurulan bir sistemin, doğru yatırımların, fedakâr sporcuların ve Daniele Santarelli liderliğindeki teknik ekibin ortak emeğinin ürünü. Dünya voleybolunun zirvesine ikinci kez çıkmak tesadüf değildir. Bugün ülkenin dört bir yanında ortak
Türkiye’nin çeşitli illerinde çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale sürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, yangınların kontrol altına alınması için uçak, helikopter ve kara ekipleri görev yapıyor. Hava araçları müdahaleye ancak gündüz katılabiliyor. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre, müdahalenin sürdüğü bölgeler arasında Antalya’nın Kaş, Alanya ve Kumluca, Muğla’nın Seydikemer
Kadın Voleybol Milli Takımı ikinci kez Milletler Ligi şampiyonu oldu. Filenin Sultanları 26 Temmuz’da Çin’in Makau şehrinde oynanan final maçında, Brezilya millî takımını zorlu bir mücadeleyle 3-1 yenerek kupayı aldı. İlk seti 23-25 kaybeden Milliler, diğer setleri 25-23, 26-24 ve son seti de 25-21 alarak 2023’ten sonra 2026 Milletler Ligi kupasını Türkiye’ye getirdi. Milli takımın
Dünya Kupaları yalnızca futbolun değil, dünyanın değişen dengelerinin de aynası haline geldi. 2026 Dünya Kupası yalnızca futbol açısından değil, küresel temsil açısından da bir dönüm noktası oldu. Bu yılki Futbol Dünya Kupası küresel temsil bakımından herhalde şimdiye kadar yapılanların en gerçekçisi. Zaten kırk sekiz ülkenin katılması dünyadaki tüm devletlerin yaklaşık dörtte birine tekabül ediyor. Başta
Bizi biz yapan, kişiliğimizi, isteklerimizi, meraklarımızı, hayattaki amaçlarımızı, beklentilerimizi şekillendiren şüphesiz çocukluk yaşantımızdır. İnternet çağı çocukları için bu artık geçerli olmayabilir ama neden seyahat ederiz, kişide seyahat etme arzusu uyandıran nedir sorusunun cevabını geçtiğimiz yüzyılda doğmuş olanların çocukluk çağında arayacak olursak yanıt bellidir: Kitaplar! Jules Verne’in açtığı yol Çocukluğumda Jules Verne kitaplarını okurken hep hülyalara
18 Mart 1969 günü MV Vega gemisi Ümit Burnu açıklarından geçerken güvertesine bir siyah silindirik 35 milimetrelik film kutusu düştü. Kutuyu açan mürettebat içinden fotoğraf filmleri ve kısa bir not buldu. Notta “my intention is to continue to voyage, still nonstop, toward the Pacific Islandas, because I am happy at sea and perhaps to save
Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak hayatlarına kimsenin yaşamadığı, kimsenin yapmadığı heyecanlar katmaya çalışıyorlar. Bu bazen sürmekte olan savaş bölgesindeki patlamış nükleer santral Çernobil’in hâlâ radyasyonlu bölgesine ve Pripyat şehrine kaçak girmek, bazen Afganistan’ın içlerinde Bin Laden’in mağarasını ziyaret etmek, bazen de Güney ve Kuzey Kore
Fuji dağının eteklerindeki Fujikawaguchiko kasabasının belediyesi yolun ortasında dikilip arkasına Fuji dağını alarak poz veren, selfie çeken turistlerden yaka silkince çareyi kasabanın en dağ manzaralı bölgelerine iki metre yüksekliğinde siyah perdeler koymakta bulmuş. Barselona’da halkın “Tourist Go Home” pankartlarıyla kitlesel gösteri yapması, Amsterdam’da elinde tekerlekli çekçek valizleriyle dolaşanların üzerine apartmanlardan su dökülmesi, Venedik’e giriş için
Kommagene’nin kuş uçuşu yüz kilometre güneyinde arkeoloji dünyasının son yıllardaki yıldızı, bulunmasıyla insanlık tarihinin anlatısını değiştiren, on iki bin yıllık Göbeklitepe var. Nemrut’un girişindeki, Antiohos’un muhteşem heykellerine yakışmayacak pejmürdeliğin tam tersi bir manzara konukları karşılıyor. Düzgün park alanları, misafirleri yönlendiren tabelalar, kazı alanına gitmeden önce ne göreceğimizi, neden o kadar önemli olduğunu anlatan üç boyutlu
Doğu-Güney Doğu Anadolu turumuzda sıra Türkiye’mizin dünya mirası listesine giren yirmi bir noktasından biri olan Nemrut’a gelmişti. O zamanki dünyanın iki süper gücü Romalılar ve Perslerin arasında üç yüzyıl yaşamayı becerebilmiş, şimdi ismini duyunca çoğumuzun aklına “etsiz çiğköfteden” başka bir şey getirmeyen Kommagene uygarlığından kalanları ziyaret etmeyi çocukluğumda kullandığım atlasın üzerinde fotoğrafını gördüğüm günden beri









