Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Şeker Bayramı da dediğimiz Ramazan Bayramı bal gibi tatlı, güzel dilekler gerçek olsun. Ürünümüz bereketli, sofralarımız zengin, insanlar sağlıklı, huzurlu, mutlu ve umutlu olsun. Ailelerimiz, evlerimiz ve devletimiz mükemmel olsun, ülkemiz insanımız gönensin, her günümüz bayram gibi olsun.Yargı, yasama ve yürütme güçlerimiz ile mükemmel devlet mimarisi kuralım, hukuk ve adalet harcı ile güçlendirelim. Güçlü ve
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi sürecinde tarihsel öneme sahip bir diğer gün de 28 Nisan 2022 olarak kayda geçecek. Yarın, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı yargılanacak. Saat 9:45’te Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’ne dair davaları esastan görüşecek. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) eşit ve şiddetsiz bir yaşam isteyen herkesi hep birlikte hukuka ve İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmak
Pazarda her şey el yakıyor. Domates 30 lira. Marul 20 lira. Dereotu bile 7 lira. Gazetede şöyle bir başlık okudum: Bedava ürünün nakliyesi 5 lira. Doğru olmalı; ama bu bile fiyatları açıklamaz. Sakarya’da bir çiftçi, tanesini 50 kuruştan satamadığı için marul ekili tarlasını sürmüş. Nakliye çok pahalı ama pazar fiyatlarını açıklamakta yetersiz kalıyor. Pazar demişken;
Sonunda ben de Covid-19 mağdurları arasındaki yerimi almış bulunuyorum. Böylece, son birkaç aydır sıkça sorduğum “Herkes korona oldu, benim gibi o kadar hareket halinde olan biri nasıl olmadı” sorusunun yanıtını da almış oldum! Vaka sayısı yüz binlere yaklaştığında, o kadar riskli durum yaşamışken değil de, rakam on binlere düştüğünde virüse yakalanmak biraz tuhaf geldiğinden bu
Kısaca olayı hatırlatalım, 12 Nisan’da sosyal medyada gereksiz bir “e-Devlet hacklendi” ve “en büyük hackleme” kargaşası yaratıldı. Olan şey e-Devlet’in hacklenmesi değil, hacklenmiş kişilerin e-devlet sitelerine girişi ile ilgili bilgiler idi. Siber dünyaya yabancı olanlar için teşbih (benzetme) yoluyla ifade edersek, “bir ev kirlendi” değil, “eve kirlenmiş ayakkabıları olan insanlar girdi” şeklinde bir olay oldu[1].
ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nün değerli öğretim görevlilerinden Helga Tılıç Hocamdan aldığım tek bir ders üzerinden uzman olmadığım alanda teknik bir yazı yazmak niyetinde değilim. Ama şunun altını çizmek isterim ki “Toplumsal hareketler”, Sosyolojinin önemli uzmanlık alanlarından birisi. Genel anlamıyla toplumsal hareketler, “elitlere, otoritelere, başka gruplara ya da kültürel kodlara karşı, ortak hedeflere sahip ve dayanışma içinde
Rusya-Ukrayna savaşı sürerken, Rus birlikleri, sadece bir-iki günde ulaştıkları başkent Kiev dışındaki bekleyişini sürdürüyor. Putin’in gerçek niyetini kimse tam bilmese de, sokak çatışmalarında büyük askeri zayiat vermemek ve tüm dünyanın tepkisini çekecek sivil kayıplarına yol açmamak için Kiev’i işgal emrini vermediği tahminler arasında… Bu durum ne kadar devam eder bilmiyoruz ama son günlerde uzaktan bombardımanla
Kürt Çalışmaları Merkezi’nin başlattığı Dil Haritası Projesi kapsamında paylaşılan ilk bulgulara göre anadili Kurmanci, Zazaca ve Arapça olan katılımcıların büyük çoğunluğu ebeveynleriyle anadillerinde konuşurken çocuklarıyla ağırlıkla Türkçe konuşuyor. İki dilli eğitim talebi ise anadil eğitim talebinin çok üzerinde görülüyor. Alman Freidrich Ebert Stiftung (Vakfı) Türkiye Temsilciliği ve Rawest Araştırma’nın saha desteği ile yürütülen “Dil Haritası
Covid-19 salgınının ülkemize de ulaşması ardından uğradığım bir eczanede kapının üzerinde bulunan hava perdesinin (ortam havasını çevirerek ısıtan cihaz) oluşturduğu hava akımını hissettiğim an paniğe kapılıp orayı terketmiştim. Henüz maske takılsın mı takılmasın mı tartışmalarının olduğu ilk günlerdi ve ben maske almak için uğramıştım. Kısa bir sürede Çin’den ülkemize de ulaşan virüsün, hava yolu ile








