Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz sefaleti

Yazar: Murat Yetkin / 13 Temmuz 2020, Pazartesi / Oda: Siyaset
Ayasofya’nın cami olarak yeniden ibadete açılmasını fırsat sayanların Atatürk’e saldırmalarına ses çıkarmamanın ne Erdoğan ne AK Parti iktidarına hayrı dokunur ne de zaten Türkiye’ye. (Foto: Genelkurmay Arşivi)

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını bir yana koyuyorum, fırsat bu fırsat deyip Atatürk’e hakaretler yağdırmayı diğer yana.
Ayasofya’nın ibadete açılışının Türkiye’deki dindar, muhafazakâr, İslamcı kesim için önemini bir yana koyuyorum. Fırsatı ganimet bilip Cumhuriyetimizin kurucusu, İstiklal Savaşımızın önderi Mustafa Kemal Atatürk’e ağza alınmayacak sözleri, meydanda dava açacak savcı bile kalmadığı güvencesiyle sarf eden korkakları diğer yana.
Ayasofya’nın açılışını bir özlemin yerine getirilişinin simgesi yapanları bir yana koyuyorum. Atatürk’e saldırmayı bir başka özlemi, Hilafet özlemini dile getirmenin vesilesi yapan Cumhuriyet düşmanlarını diğer yana.
Ayasofya’nın açılışını Türkiye’nin egemenlik haklarının kullanılışı olarak görenleri bir yana koyuyorum, Atatürk’e saldırırken kadın haklarından işçi haklarına dek her şeye saldırılarını perdelemek isteyen sefih ruhları diğer yana.
Öte yandan, Ayasofya’nın açılışını Türkiye’de din işlerini devlet işlerinden ayırmanın, Anayasada hâlâ var olan laiklik ilkesine vurulmuş darbe görenleri bir yana koyuyorum, Atatürk’e yapılan dayanılmaz saldırıyı görüp kafasını başka tarafa çeviren vefasızları diğer yana.

“Daha elim ve vahim olmak üzere…”

Şimdi Atatürk’ün kurup oturduğu Cumhurbaşkanlığı koltuğunun on ikinci sahibi olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ayaklarının altından kaymaya başlayan oy tabanını bir arada tutmak için attığı bu adımın arkasına saklanıp Atatürk’e yaylım ateşi açanlar sefiller araziye ilk uyum sağlayanlardan olacaktır.
Rahmetli dedem, Razgradlı Kasapoğlu Mehmet Kadri, Filistin Cephesinde Arap ve İngiliz güçlerine karşı savaşırken, Doğu Cephesinde işgalcilerle boğuşurken, bunlardan bazılarının dedesinin Hilafet adına işgalcilerin safında millici kuvvetlere kurşun sıkmış olmasına şaşırmam. Türkiye Cumhuriyeti bu pespaye ruhlar için başka bir şey olabilir, bizler için “son vatandır”.
Şunu düşünürüm: 19 Mayıs 1919’dan daha kötü durumda mıyız? Hayır, değiliz. Atatürk’e hakaret eden, sürekli didişenlerden onun Gençliğe Hitabında “Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler” uyarısını bilmesini bekleyemem.
Ama şunu bilirim: Atatürk’e yapılan saldırılara müsamaha göstermek, meydan vermenin ne Erdoğan ne AK Parti iktidarına hayrı dokunur ne de zaten Türkiye’ye.

Siyasette tesadüfe yer yoktur

Ama şunu da bilirim: tam bu günlerde Diyanet İşlerinin kocasından şiddet gören kadınlara sabredin, akşam çay ikram edin demesi, kadın düşmanlığının tırmanması tesadüf değildir. Tam da bu günlerde avukatların seslerinin kısılmak istenmesi tesadüf değildir. Çalışanların kıdem tazminatlarına göz dikilmesi de işsizlerin gözlerinin içine baka baka “işsizlik azalıyor” denmesi tesadüf değildir. Heybeliada Ruhban Okulu açılışına güya lütuf gibi göz kırparak Ayasofya Medresesi istemek tesadüf değildir. “Yeni bir devlet kuruyoruz” diyen kişinin Cumhurbaşkanı Danışmanı yapılması da öyle. Özellikle böyle dönemlerde siyaseten atılan hiçbir adım tesadüf değildir.
Bazı şeyleri merak ederim. Örneğin, Atatürk’ün adını ağzından düşürmeyen MHP lideri Devlet Bahçeli, Atatürk’e edilen hakaretler karşısında neden bir küçük itiraz dahi etmez?
Tekrar edelim ki bir ülkenin, kurucu liderini bu kadar yerden yere vurması, o ülkeye hayır getirmez. Sizden kimse Atatürk’ü sevmenizi, ya da katılmanızı beklemiyor. Ama lütfen biraz saygılı olun.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Atatürk, Ayasofya, Hilafet, İstiklal Savaşı, Laiklik, medrese

OKUMAYA DEVAM EDİN

Muhalefete alarm zilleri çaldırması gereken iki araştırma
Dışişleri Bakanı Fidan Rus Devlet Başkanı Putin ile görüştü
Erdoğan’ın 18 Haziran endişesinin ilk somut işareti: Antalya
  • Fon krizi ortasında bir ölümün anatomisi ve açıklanmayı bekleyen isimler6 Ekim 2026
  • Silahlar susarsa para nereye gidecek? Barışın ekonomik temettüsü6 Ekim 2026
  • Yeni Parti’nin fon krizindeki yeni hedefi AK Partili Ömer Çelik5 Ekim 2026
  • Ege’de silahlanma, yeni eksenler, Megali İdea ve tarihin uzun gölgesi5 Ekim 2026
  • AKP adım adım İstanbul’u ele geçiriyor. İzmir ise adeta ikram ediliyor5 Ekim 2026
  • Fon krizinden Kıbrıs ve ABD’ye dek jeopolitik ve jeoekonomik zorluklar4 Ekim 2026
  • Hocaların hocası filozofu yitirdik: İoanna Kuçuradi’nin mirası3 Ekim 2026
  • Bu kez Eyüpsultan. Özel’den Erdoğan’a: böyle mi alacaksın İstanbul’u?2 Ekim 2026
  • Muhalif belediyeler birer birer: Mersin’de de Vahap Seçer de gözaltında1 Ekim 2026
  • Meclis yüklü gündemle açılırken AK Partinin başı borsa kriziyle dertte1 Ekim 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP