Zamanında ünlü bilim insanı Albert Einstein aynı şeyleri tekrarlayıp farklı sonuçlar beklemeye “insanity-cinnet” demiş; en hafifinden “saçmalamak” olarak geçiyor sözlüklerde. CHP’nin açmazını ise bunun bir adım ötesine götürebiliriz: Aynı kişilerle aynı şeyleri tekrarlayıp farklı sonuçlar beklemek olarak tanımlayabiliriz. Bakın, CHP’nin 6 Haziran’da yapılan MYK toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu’nun başta kalıp kalmayacağını belirleyecek kurultayın sonbaharda yapılması hedefi
Cumhuriyet Halk Partisin 5 Haziran’da belirlenen yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK), 6 Haziran’da yaptığı tartışmalı geçen toplantıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan kalıp kalmayacağının de belli olacağı Kurultay takvimini saptadı. CHP’den yapılan açıklamaya göre ilçe kurultaylarının 10 Eylül, il kurultaylarının ise 15 Ekim’e dek tamamlanması gerekiyor. Bu takvim CHP Büyük Kurultayının sonbaharda toplanması 2024’e bırakılmaması yorumlarına
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28’inci dönemi bugün açılıyor. CHP’nin zaten hasar görmüş TBMM Grubunun başında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bulunmuyor. Keza Millet İttifakı içindeki stratejik ortağı İYİ Parti lideri Meral Akşener de grubunun başında olamayacak. İYİ Parti 2018’deki milletvekili sayısında kaldı. CHP’nin net milletvekili sayısındaysa düşüş var. Zaten Kılıçdaroğlu CHP listesinden seçime giren DEVA, Gelecek,
20 Nisan 1653 yılında İngiliz iç savaşlarının muzaffer komutanı, Cumhuriyetçi ve Kral 1. Charles’ın idamını en güçlü şekilde destekleyen siyasetçi Oliver Cromwell, seçim yapmamak için her mazereti gündeme getiren, seçim kararı alınmasına rağmen işleri yokuşa süren Parlamento’ya giderek istifa etmemekte direnen üyelere hitap etmişti. Ardından da askerleriyle milletvekillerini Meclis’ten çıkarıp seçimleri yaptırmıştı. Cromwell’in tarihe geçen
Türkiye siyasi tarihinde ilk kez, cumhurbaşkanı seçimi için ikinci turda seçime gitti. 64 milyon seçmen, ülke genelinde kurulan 191 binden fazla sandıkta Türkiye’nin önümüzdeki 5 yılında cumhurbaşkanı koltuğuna oturmaya aday olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu arasında seçimini yaptı. Resmi olmayan sonuçlara göre Erdoğan oyların yüzde 52,14’ünü alarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci
14 Mayıs seçimlerinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu açıklama yaparak yeni seçim kampanyasını da başlatmış oldu. Seçim sonrasında Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçileceğine inanan kitlede yaşanan büyük hayal kırıklığı çabuk terkedildi. Gençler el koydu CHP Çankaya İlçe Binasına gençlerin abartısız, akın akın geldiklerine tanık oldum. Örneğin, ODTÜ’lü 4 genç, ders arası, görev istemek için gelmişler. Müşahid olmakla yetinmek niyetinde
Bütün gün sosyal medyada, hemen hemen herkesin “seçimde hile” teorileri yazdığını gördük. Aslında “hile teorileri” yazan insanların çoğu, kötü niyetle yapmıyor. Ama eminim, oralarda birileri de, bu ateşi harlıyor. Çünkü bu hile teorileri herkesi kızdırmak, küstürmek ve/veya umutsuzlandırmak için iyi bir yol. Birileri muhtemelen şöyle diyor; “En üstün savaş sanatı, düşmanı savaşmadan boyun eğdirmektir.” (Sun
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 14 Mayıs seçimlerinin ardından reklam ve iletişim ajansı ile yollarını ayırdı. Önümüzdeki kampanya sürecinde Millet İttifakı daha sert mesajlara yer verecek, saha çalışmalarına öncelik verecek. CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’in görevden alınmasının ardından CHP, seçim kampanyasını yürüten reklam ve iletişim ajansı ile de yollarını ayırdı.
Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesinin ardından sosyal medya üzerinden Rus devletine seslendi, İnce’nin çekilmesine sebep olan sürecin ardında Rusya’nın olduğunu iddia etti. Mesajı büyük yankı uyandırdı. Akşam saatlerinde Twitter üzerinden hem Türkçe hem de Rusça mesaj paylaşan Kılıçdaroğlu, “Sevgili Rus Dostlarımız, Dün bu ülkede ortaya saçılan
TRT izleyicileri yıllardan beri ilk defa muhalefetin dış politika görüşlerini 10 Mayıs akşamı CHP’nin yeni dış politika kozu Namık Tan’ın konuşmasıyla duydular. Aslında bu konuşma CHP’ye son zamlarda yöneltilen “Dış politikada ne yapacaksınız?” sorularına da yanıt oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim propaganda konuşmalarından bir bölümünü dış politikaya ayırması da CHP Genel merkezinde konuya verilen önemi gösteriyor.









