F-16 satışı: Ukrayna Krizi ABD’yi Türkiye’ye yaklaştırıyor

F-16 satışına yeşil ışık Ukrayna Krizinin ABD’yi Türkiye’ye yaklaştırdığını gösteriyor. Bir Türk F-16’sı ABD’nin stratejik bombardıman uçağı B-52’ye eşlik ederken görülüyor. (Foto: MSB)

ABD Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin talep ettiği yeni model 40 F-16 ve mevcutların modernizasyonu için 80 güncelleştirme takımı satışına onay verilmesi için Kongre’ye mektup yazdığı 6 Nisan’da Vaşington kaynaklı olarak duyuruldu. Reuters haberin göre mektupta bu satışın NATO’yu güçlendireceği için ABD’nin uzun dönemli çıkarlarına hizmet edeceği yazılıyor.
ABD Dışişlerinin Hukuk İşerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı olan Naz Durakoğlu imzasıyla 17 Mart’ta Kongre’ye gönderilen mektup, 50 Kongre üyesinin 4 Şubat’ta, “Erdoğan’ın NATO taahhütlerine bağlı olmaması ve insan hakları ihlalleri” nedeniyle F-16 satışına izin verilmemesini isteyen mektubuna yanıt olarak yazılmış. ABD yönetiminin Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması nedeniyle sergilediği intikamcı yaklaşımın da sona erdiği anlaşılıyor. Türkiye’nin S-400’e misilleme olarak F-35 programından çıkarılmasının da yeterince “önemli bir bedel” olduğu söylenmiş.
Kongre üyeleri 4 Şubat’ta o mektubu gönderdiğinde Ukrayna sorunu henüz Rusya’nın istila harekâtıyla krize dönüşmemişti. ABD Dışişlerinin 17 Mart tarihli yanıtı sırasında ise artık krizin üçüncü dünya savaşına dönüşme ihtimali konuşuluyordu.
Ukrayna Krizi ABD’yi Türkiye’ye yaklaştırıyor.

F-16 işaretleri nasıl su yüzüne çıktı?

YetkinReport okurları Ukrayna krizinin ABD’nin F-16 onayını kolaylaştıracağı haberini 18 Mart’ta okudu. O tarihte mektup elimizde değildi. Ama 17 Mart’ta ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake Türkiye’nin NATO üyeliğinin 70’inci yılı nedeniyle evinde NATO üyesi ülkeleri diplomatlarına bir davet vermişti. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasyl Bodnar’ın şeref konuğu olduğu davette yaptığı konuşmada Flake, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğu klişesini tekrarladıktan sonra pek rastlanmayan bir ek yapmıştı. Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük F-16 filosuna da sahip olduğunu vurgulamıştı. Oradan yola çıkıp soruşturarak F-16 satış onayının yakın olabileceğini yazmıştık.
Büyükelçi Flake’in bunu söylerken o mektuptan haberli olduğu bilgisine sahip değildik. Ama işaretleri doğru okumaya çalışmıştık.
Gelişmelerde sadece Ukrayna diplomasisi değil, Türkiye’nin son dönemde merkezkaç kuvvetlerden merkezcil kuvvetlere yönelen dış politikası sonucu, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Ermenistan, Fransa, Hollanda ve Yunanistan’la ilişkilerin normalleşme sürecinin de etkisi var.
ABD yönetiminin 17 Mart’ta Kongre’ye F-16 mektubunu yazmasının altında yoğun diplomatik çaba yatıyor.

O mektup yazılana dek neler oldu?

Rusya 23 Şubat’ı 24 Şubat’a bağlayan gece Ukrayna’yı istila hareketine başladı. Türkiye 28 Şubat’ta Montrö Sözleşmesi uyarınca Boğazlardan savaş gemilerinin geçişine izin vermeyeceğini ilan etti, Rus gemileri geçiş talebini geri aldı.
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman 5 Mart’ta Ankara’ya geldi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile görüştü. Görüşmede Ukrayna Krizi konusunda ABD ile eşgüdüm içinde olunması kararlaştırıldı. Önal, Sherman’a Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında 31 Ekim’de Roma’da konuşulan “Stratejik Mekanizmanın” başlatılması gereğini hatırlattı.
Erdoğan 6 Mart’ta Putin ile telefonda konuştu. Bu görüşme ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanları Sergey Lavrov ve Dimitro Kuleba’nın 10 Mart’ta Antalya’da buluşacağını duruydu. Krizin başından itibaren ilk siyasi görüşme Türkiye’de yapılacaktı. Aynı gün Biden Erdoğan’ı telefonla aradı ve sadece Ukrayna çabalarının değil, bölge ülkeleriyle yakınlaşma çabalarını da övdü; Erdoğan bir gün önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Ankara’da ağırlamıştı.

Diplomasi devam ediyor

Mektubun yazıldığı ve ABD Büyükelçisinin anlayana işaretini verdiği 17 Mart günü Çavuşoğlu Lviv’de Kuleba’yla buluştu; bir gün önce de Moskova’da Lavrov ile görüşmüştü. Mekik diplomasisi devam ediyordu.
NATO liderleri Ukrayna Krizi nedeniyle 24 Mart’ta olağanüstü toplandı. O arada Türkiye ABD’nin Rusya’ya ilan edilen yaptırımlarına katılmayacağını açıklamıştı. Erdoğan 27 Mart’ta Putin’i bir daha aradı. Bunun sonucunda 29 Mart’ta Rus ve Ukrayna heyetleri ikinci toplantısını da Türkiye’de, bu kez İstanbul’da yaptı.
ABD Dışişlerinin Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Victoria Nuland 2-9 Nisan Avrupa turu çerçevesinde 4 Nisan’da Ankara’ya geldi. Önal ile yaptığı görüşme ardından “Stratejik Mekanizmanın” başlatıldığı ilan edildi. Ertesi gün ABD Ticaret Bakanlığı heyeti Ankara’ya geldi. 6 Nisan’da F-16 mektubu Vaşington’da basına sızdırıldı.

Hem Montrö Sözleşmesinin uygulanması hem de F-16 diplomasisinde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da perde gerisinde önemli rolü oldu.

Bundan sonrası

Gelişmelerin özeti şu: Türkiye’nin Ukrayna Krizinde izlediği aktif dengeci politika, hem NATO taahhütlerini yerine getirip, Ukrayna’yı destekleyip hem Rusya’yla kavga etmeyen tutumu ABD’nin Türkiye’ye yaklaşmasına neden oldu.
Bu yaklaşım devam edecek mi? Bu yaklaşım Türkiye’nin örneğin Suriye’de PKK/YPG’ye dönük taleplerinde de kendisini gösterecek mi? Örneğin ABD’nin Türkiye’nin Fransa ve İtalya ile üzerinde çalıştığı yeni model SAMP-T hava savunma füzeleri üzerindeki örtülü ambargosunu kaldıracak mı?

İşin başka boyutu. Daha geçen sonbaharda Osman Kavala’nın tutukluğunu protesto eden 10 Batılı ülke arasında yer almıştı ABD. Konge üyelerinin mektubundaki “insan hakları ihlalleri” biraz da Türkiye’de “persona non grata – istenmeyen kişi” krizine yol açan bu konuyla ilgiliydi. Gelişmeler ABD’nin askeri çıkarları söz konusu olduğunda Vaşington’un Türkiye’deki demokratikleşme ve insan hakları sorunlarına ilgisinin de siyasi manivela amaçlı olduğunu ortaya çıkaracak mı?

Bunları önümüzdeki haftalar, aylar içinde görmek mümkün olacak.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...