Soğuk sularda nefessiz de kalsak bir ahtapot ile güven ilişkisine girebiliyorsak toplumsal yaşam içinde de bunu başarabiliyor olmalıyız... İtiraf etmeliyim: Siyaset bile sıkıcı olabilir. Türkiye’de bile, sıkıcı olabilir. Bunun sorumlusunu nerede ararsanız orada bulabilirsiniz zorlanmadan. Memleketin medyası düzey kaybettikçe siyaseti izlemenin bunaltıcı havasından kaçmak şart oluyor. Neyse ki bir seçenek demeti sunan Netflix var. Birçok
Çocukken birçoğumuz yapmışızdır. Bebeklerimizi konuşturmuş ya da kafamızı çarptığımız kapının bize bir kastı olduğunu düşünmüş ve onu tekmelemişizdir. Bu yalnızca çocukların yaptığı bir şey değil, erişkinler, erişkin toplulukları da cansız eşyalara, yerlere vb özellikler atfederler. Yalnızca “ilkel” dediğimiz topluluklar değil, modern zamanlarda da. Sık bildiğimiz bir örnek Türkiye’de bir kazanın, tatsız bir olayın geçtiği bir
Akreditasyon sözcüğü günlük lisanımıza 28 Şubat sürecinde girdi. Genelkurmay gazetecileri “akredite” etmeye başladı. Yani öyle her gazeteci gidip Genelkurmay faaliyetini izleyemiyor, sadece “akredite”, yani denk, güvenilir, ehil olanlar izleyebiliyordu. Buna karşın Refahyol Başbakanı Necmettin Erbakan da Başbakanlık faaliyetini izleyecek gazetecileri akredite etmeye başladı.Bu akredite olma meselesi sonra hemen hemen her kuruma yayıldı ve iktidar sahipleri
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin ordusunun Dağlık Karabağ’a yönelik operasyonlarının durması için şartlar öne sürdü.T24’ün haberleştirdiği ulusa sesleniş konuşmasında Aliyev, “Ermenistan ordusu topraklarımızdan çıksın. (Ermenistan Başbakanı Paşinyan) Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanıdığını açıklasın. Azerbaycan halkından özür dilesin ve Karabağ’ın Ermenistan toprağı olmadığını söylesin. Bize Ermenistan ordusunun işgal ettiği topraklardan çekilmesinin takvimini versin” dedi.Aliyev, “Şimdiki durumda başlıca
Son günlerde değişik vesilelerle gençlerin dünya görüşleri ve ideolojik duruşlarıyla ilgili iddialar dillendirildi. Gençler din etkisi altında bir dünya görüşünden uzaklaşıyorsa geleceğin siyasetinin de buna göre şekillenmesini bekleriz. Muhafazakâr bir dalga Türkiye’nin toplumsal sahillerine vurmuşsa ve henüz geri çekilir gibi görünmüyorsa nasıl olur da genç nesiller dinden uzaklaşıyor olabilir? Bu sorunun cevaplanması için uzun soluklu
CHP milletvekili Murat Emir, 29 Eylül günü Twitter hesabından Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı rakamların vaka sayılarını gizlediğini, Sağlık Bakanlığı Bilgi İşleme ait 10 Eylül 2020 tarihli bir belgenin vaka sayısını 29.377 olarak gösterdiğini, Sağlık Bakanlığı’nın ise aynı gün 1.512 yeni hasta ilan ettiğini açıkladı. Milletvekilinin iddiasına göre günlük vaka sayısı 30 binlerde, yani bakanlığın açıkladığı hasta
29 Eylül tarihinde 2021-2023 Yeni Ekonomi Programı (YEP) açıklandı. Bu tür programlara koyulan uzun vadeli hedefler dünya genelinde bir iyi niyet göstergesinin ötesine pek geçemiyor. Zira ekonomi o kadar çok bilinmeyenli bir denklem ki, değil bir sene sonrasını bir ay sonrayı tahmin etmekte bile zorlanıyoruz. Bu tür uzun vadeli tahminler hiç mi işe yaramaz? İşe yaradığı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 Ekim TBMM Yasama Yılı açış konuşmasını yapmasından birkaç saat sonra Avrupa Birliği (AB) liderleri Türkiye gündemli bir toplantıya başlayacaklar. Dolayısıyla AB liderleri, 30 Eylül’de Erdoğan’dan aldıkları mektuba ek olarak, Erdoğan’ın Meclis konuşmasındaki mesajları da okumuş olarak Türkiye’yi konuşmaya başlayacaklar. AB zirvesi de öğle saatlerinde başlıyor. Ama AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in
Dijitalleşme ile birlikte kişisel veri kavramı da hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Daha önce de bir kimlik numaramız, banka hesaplarımız, adresimiz, işimiz, sevdiğimiz şarkıların listesi, en sevdiğimiz yemekler, alışveriş yapmaktan en çok hoşlandığımız marketler vs. vardı. Fakat bunların hepsi birbirinden bağımsız işletmelerin bilgisi dahilindeydi. Sürekli gittiğiniz lokanta belki en sevdiğiniz yemeği bilebilirdi ama en
Azerbaycan-Ermenistan çatışması, tüm bölge ülkelerini endişelendirirken sorunun müzakereyle çözülmesi çağrıları sahadan gelen haberlerin gölgesinde kalıyor.Azerbaycan Savunma Bakanlığı, “27-30 Eylül tarihlerinde 2 bin 300 Ermenistan askerinin öldüğü ve yaralandığı, yaklaşık 130 tank ve zırhlı aracın, 200’den fazla top ve füze sisteminin, yaklaşık 25 hava savunma sisteminin, 6 komuta yönetim ve komuta gözlem mıntıkasının, 5 mühimmat deposunun,








