Bugün, 14 Şubat’ta Rusya’nın Soçi şehrinde yapılacak Astana Grubu toplantısı, Türkiye’nin izlediği Suriye siyasetinin son dönemeci olabilir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile buluşması 2011’den itibaren izlenen ve “Önce Esad gitmeli” siyasetinin sessizce terk edilmesiyle sonuçlanabilir. Aslında 2017’den beri yapılacak üçlü zirvelerin bu dördüncüsü Astana Grubunun devamı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 9 Şubat’ta Kartal’da 7 Şubat günü ortada deprem filan yokken çöken binanın enkazına gidip konuşma yapmamış olsaydı, “ana akım” medyamızın orada ölen 21 kişiyi nasıl haber yapacağını bilemezdik; ilk anda üzerine yayın yasağı konmuştu çünkü. Yayın yasağını duyar duymaz, yakın zamanlarda benzeri durumlarda, ama en azından onlar terör saldırısı gibi durumlardı, Ankara’dan
Türkiye’de medya çok değil, bundan iki-üç yıl önceki durumunu koruyabilseydi, önceki cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçtiğimiz günlerde yaptığı önemli bir konuşmayı muhtemelen manşetlerde okuyabilirdiniz. Ne yazık ki bırakalım artık muhalefet parti liderlerinin, sözcülerinin söylediklerini, AK Parti’nin kuruluşundaki üç temel direğinden biri olmuş, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve nihayet Cumhurbaşkanlığı yapmış Gül gibi bir siyasetçinin sözleri dahi dikkatlerden
Venezuela’da işler ABD’nin ve güya ABD’den bağımsız olarak 14 Amerika kıtası ülkesince kurulan “Lima Grubunun” orduya Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı ayaklanma ve “sosyal demokrat halkçı” Meclis Başkanı Juan Guadio’yu tanıma çağrısı yapmasıyla biraz daha sarpa sardı. ABD, rüşvet olarak da Venezuela ordusuna ülkenin “yaptırımlardan muaf tutulacağı” vaadinde bulunuyor; Venezuela malum, dünyadaki en zengin petrol
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 31 Ocak’ta açıkladığı 31 Mart yerel seçim manifestosunu okuyunca doğrusu aklım iyice karıştı. Hayır, mesela, çok rahat 5 maddede toplanabilecek vaatlerin (hazır zengin göstermişken neden 12 değil de) 11 madde altında sayılması nedeniyle değil. Eminim o soruya verecek “Hesapladık herhalde, ezbere konuşmuyoruz” türünden bir cevapları vardır. Ama şunu anlamakta zorlandım: benim bildiğim
İstanbul’daki Kadir Has Üniversitesi’nin (KHAS) Türkiye Araştırmaları Merkezi (CTRS) tarafından yürütülen Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırmasının 2018 sonuçları 30 Ocak’ta bir basın toplantısıyla ilan edildi. Geçen yıl Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarını 6 ay öncesinden isabetle tahmin eden araştırma sonuçları 2018’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti hükümetinin dış politikasına verilen desteği düştüğünü gösteriyor. Buna göre, 2017’de
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Ocak Twit mesajı ile ABD’nin Venezuela’da “Başkanlığını ilan eden” muhalefet lideri Juan Guaido’yu “geçici başkan” olarak tanıdığını açıkladı. Guaido, seçimlerin adil olmadığı gerekçesiyle boykot ilan etmiş ve tek kale maç şeklinde yapılan seçimi Nicolas Maduro yeniden kazanarak 10 Ocak’ta yeniden başkanlık yemini etmişti. Guadio da 23 Ocak’ta, Venezuela’nın Jimenez diktatörlüğünden
Amerikalı Senatör Lindsey Graham’ın 18 Ocak’ta Ankara’daki yoğun temasları ardından 19 Ocak’ta ayrılırken düzenlediği basın toplantısına mümtaz Türk medyası, örneğin BBC, Almanya’nın Sesi ve Rusya’nın Sesi radyolarının gösterdiği ilgiyi göstermedi. Nedenini sorgulamıyorum artık, malumun ilamı gereksiz. Oysa Graham, Türkiye’nin Suriye siyasetini yakından ilgilendiren önemli konulara değindi. Nitekim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 20 Ocak gecesi ABD Başkanı
En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: film güzel; seyirlik bir macera, sinema salonundan verdiğiniz bilet parasını hak etmiş duygusuyla ayrılırsınız ki bu iyi bir duygudur. Bir sinema yazarı, film eleştirmeni değilim. Bir filmde aradıklarım, beni kendi dünyasına çekip bitene kadar orada tutabilmesi, güçlü bir öyküsünün olması ve biraz da harekettir. Çiçero’da hepsi mevcut. Güçlü ve yakın
Amerikalı Senatör Lindsey Graham Ankara’da aynı gün içinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan ile görüştü. Erdoğan ile 18 Ocak görüşmesi tam 2,5 saat sürdü, yazıyla iki buçuk saat. Dahası, beraber Fazıl Say konserine bile gittiler. O kadar yani… Bir devlet başkanına uygulanacak düzeyde