Uluslararası ilişkilerde bazı sorular vardır ki cevapları yalnızca akademik değildir. Devletlerin kaderini belirler. Savaşların neden başladığını ve neden başlamadığını açıklar. Liderlerin gece uykularını kaçırır. Bugün Tahran’dan Kiev’e, Riyad’dan Varşova’ya, Seul’den Tokyo’ya kadar birçok başkentte sessizce sorulan böyle bir soru var: Nükleer silahı olmayan devletler mi hedef oluyor? Daha açık ifade edelim: Bir devletin gerçekten güvende
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaşanan son gelişmelere bağlı olarak ülkesinin 300 civarında tahmin edilen nükleer başlık cephaneliğini arttırma kararı aldığını duyurdu. 2 Mart’ta Fransa’nın Atlantik Okyanusu kıyısındaki Île Longue donanma üssünde yeni nesil Invincible sınıfı nükleer denizaltının hizmete alınması töreninde konuşan Macron, “Önümüzdeki 50 yıl nükleer silahların dönemi olacak” dedi ve Fransa’nın “İleri Caydırıcılık” olarak
ABD’nin İran’a baskı ve tehdidinin en büyük nedeni olan nükleer silah konusu, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile gizli nükleer görüşmelerini açıklamasıyla yeni bir tehlike düzeyine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın kurallar temelli dünya düzenini yerle bir etmesinden en fazla nasibini alanların başında silahların kontrolü ve silahsızlanma geliyor. Bir zamanların moda terimi


