Başlığın daha uzun şekli şu: Stratejik tercih ve Brüksel’e yazılan mektuplar neden etkili olamıyor? Avrupa Birliğinin neden Türkiye’yle yeni bir hikâyeye ihtiyacı var? Türk iş dünyası adına DEİK tarafından Avrupa Birliği liderlerine hitaben kaleme alınan ve 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde paralı ilan olarak yayımlanan açık mektubu ilk gördüğümde aklımdan geçen cümle şuydu: İyi niyetli,
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde tam sayfa bir ilan yayınladı. İlan “Türk İş Dünyasından AB Liderlerine Açık Mektup” başlığını taşıyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e hitaben yazılmış. Altında DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/Türkiye Avrupa İş Konseyleri
CHP’nin 31 Ocak’ta İstanbul’da topladığı “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” partinin hem Terörsüz Türkiye süreci hem de Suriye’deki uzlaşma sürecinin belli bir düzeye geldiği aşamada, yeni bir iç barış ve Kürt sorunu “eşiğine” geldiğini gösterdi. CHP’nin tutuklu Şişli Belediye başkanı Resul Emre Şahan’ın önerisiyle yapıldığı açıklanan Konferansın planlama ve uygulaması belki biraz daha uzun zamana
Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık, jeolojik zaman boyunca yavaş yavaş birikmiş enerjiyi benzeri görülmemiş bir hızla serbest bırakıyor. Fosil yakıtlar, milyonlarca yılın basınç, sıcaklık ve zamanla yoğrulmuş enerji stoklarıydı; biz ise bu birikimi birkaç yüzyıla sığdırarak tüketiyoruz. Bu yalnızca bir enerji kullanımı meselesi değil, aynı zamanda”zamanın sıkıştırılması”ve doğanın taşıyabileceğinden daha hızlı bir enerji akışının dayatılması.
Türkiye, İran ile ABD arasındaki artan gerilimde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı. Türk ve İran dışişleri bakanları arasında bugün İstanbul’da yapılan görüşmede, Ankara’nın krizin tırmanmasını önlemek amacıyla arabulucu ve kolaylaştırıcı olarak devreye girebileceği mesajı öne çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Ankara’nın aşamalı ve diplomasi odaklı bir yaklaşımı savunduğunu belirterek,
Çin’de son aylarda yaşanan ve kimi çevrelerce “askerî darbe girişimi” olarak sunulan, daha yaygın ve temkinli biçimde ise üst düzey askerî tasfiye dalgası olarak tanımlanan gelişmeler, Xi Jinping’in (Şi Cinping) iktidarının gücü ve niteliği üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) tepesindeki generallerin birbiri ardına görevden alınması, soruşturma altına alınması ya da kamuoyunun
Enerji politikaları artık bir üretim meselesi değil, bir gelecek meselesi. İklim krizinin soyut bir risk olmaktan çıkıp ekonomik, siyasi ve stratejik kararları doğrudan şekillendirdiği bir eşikteyiz. Bu nedenle enerji politikaları yalnızca çevre başlığı altında değil; güvenlik, ekonomi ve egemenlik ekseninde yeniden yazılıyor. Davos 2026 Dünya Ekonomik Forumu’nun verdiği temel mesaj da buydu: Enerji tartışması, kaynak
Türkiye’nin, ABD’nin İran saldırısını önleyebilmek için elinden geleni yaptığını söylemek mümkün. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan günlerdir ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile yalnızca Suriye ve Gazze konuşmuyor, İran da konuşuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile bir hafta arayla ikinci telefon görüşmesinde kendisini İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telekonferans yoluyla da olsa görüştürmeyi
2011 doğumlu Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç dünyasının bir sonraki Magnus Carlsen’ı(*) olarak değerlendiriliyor. Başarıları göğsümüzü kabartıyor. Uluslararası satranç sahnesinde en üst basamaklara çıkışının öyküsünü okuduğumuzda, onun hakkında satranç dünyasının en ünlü isimlerinin yorumlarını gördüğümüzde, karşılaşmalarını satranç tahtasında yeniden oynadığımızda insan hayran kalıyor. O, Türkiye’nin gururu. Satranç sevgisini, tutkusunu ülkemizde herkese aşılayacak örnek bir gencimiz. Çok









