Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Selin UğurtaşUtku Perktaş Durumun ne kadar kötü olduğunu defalarca kez tekrarlamanın lüzumu yok. Havanın tuhaflaştığını, buzulların hızla eridiğini, böceklerin Dünya’dan kaybolduğunu zaten biliyoruz. Çocukların, çocuklarımızın ve onların çocuklarının yükselen denizlerle, yok olan kıyı şehirlerinin hikayeleriyle, afetler ve orman yangınlarıyla mücadele edeceğini de biliyoruz. Bu yazıyı okuyan, iklim krizine, bu tür haberlere duyarlı bir birey olarak,
Türkiye gene gençleri konuşuyor. Gençlik hakkında ise gene hatalı bir tartışmanın esiriyiz. Gençler hakkında herkesin söyleyecek bir şeyleri var. İçinde bolca eleştiri, bolca büyük sıfat geçen, epik, lirik, isyankâr, arabesk, devrimci, muhafazakâr, her türden yazı yazıldı. Gençler övüldü, gençlere kızıldı, gençler gaza getirildi.Gençler hakkında gençler hariç herkes bir şeyler söyledi, gençlerin sesleri gene arka planda
Madem YÖK’ün kaldırılmasını konuşuyoruz; başarılı ülkelere bir bakalım; acaba onlar üniversitelerini nasıl yönetiyorlar? Ne kadar kaynak ayırıyorlar? Uluslararası üniversite sıralamalarına, mesela THE’ye göre, ilk 100’de en çok üniversitesi olan ülke, 39 üniversite ile Amerika. Onu 11 üniversite ile İngiltere ve 10 üniversite ile Çin izliyorlar. OECD ülkeleri içinde, Kanada (6), Hollanda (8), Avustralya (7) ilk
Geçtiğimiz yıl hem dünyada hem ülkemizde önemli çevre felaketleri yaşadık. Türkiye’de tarihinin en büyük orman yangınları, artan sıcaklıklar nedeniyle geçtiğimiz yıl deneyimlendi. Bunun yanı sıra can alan seller, kuraklığın sonucu yok olan göl ve gölcüklerimiz aslında gözümüzün önünde olan ama bir türlü farkında olmadığımız çevresel kayıplar olarak kayıtlara geçti. Dünya ekonomik forumu küresel riskleri sıraladığında,
Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden, iktidar partisi radikal bir tabanı ve bu tabanın ürettiği argümanları savunan muhafazakar bir kesimi memnun etmek istediği için çekildi. Kadınlara ve toplumun kırılgan kesimlerine yönelik şiddetin önlenmesi için taraf olunan uluslararası bir sözleşmeden çekilmek, iktidarın kadın erkek eşitliğini öngören yasalarda yapmak istediği tek değişiklik değil. Aslında İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline sebep olanların, bununla
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 12 Ocak akşamı vaka sayılarının bir önceki aya oranla dört kat arttığını, ama hastaneye yatışların yalnızca yüzde on arttığını söyledi. Açıklamasını da Omikron varyantının salgını hafifleteceğinden umutlu olduğu söyleyerek, bitirdi. Sağlık Bakanının iki yıllık salgın yönetiminin birçok yönlerini çok defalar eleştirdim. Ama bunların içinde en vahim bulduklarım, gerçeğe uymayan umutlar dağıtması.
Bir çocuğun intiharı, bir kadının katli, bir göçmenin uğradığı saldırı. Türkiye dün ardı ardına bu haberleri okudu. Tıp öğrencisi Enes Kara, ailesinin zoruyla kaldığı Elazığ’daki cemaat yurdunda intihar etti. Kara’nın ardında bıraktığı video ve mektupla Nur Cemaati’ne bağlı yurtta yaşadığı baskıları, doktorluk mesleğinin geleceğine ilişkin kaygılarını, toplumsal ilişkilere dair umutsuzluklarını gördük. Avukat Dilara Yıldız, defalarca
İş dünyasından bir dostum dün ortak yazışma grubumuzla ilginç bir analiz paylaştı. KONDA araştırma şirketi elindeki verileri derleyip Türkiye’de toplumun son on yılda hangi alanlarda nasıl değiştiğinin, hangi alanlardaysa pek değişmediğinin adeta röntgen filmini çekmiş özel aboneleriyle paylaşmıştı. Dostuma güvensizlikten değil ama etrafta çok sahte bilgi dolaşması nedeniyle KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ı arayıp sordum.
Geçen yazıda Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalarda niye düştüğünü sormuş, nedenlerini tahlil etmeye çalışmıştım. Özetle, köklü kamu üniversitelerinde akademik kadromuz iyi ama akademik yönetim yetersiz demiştim. Bütçe az, akademik özgürlük yok; liyakatsiz, sahte akademisyenlerin yönetim pozisyonlarına gelmesi durumu daha kötüye götürüyor. Peki akademisyenlerin hiç mi suçu yok? Üniversitelerimiz sıralamalarda düşerken akademisyenler ne yapıyor? Yeterince yayın yapmamışlar,









