Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Birkaç yıl önce teknik bir gezi kapsamında ziyaret ettiğim Kiev’de, çiçek bahçesine döndürülmüş fabrikalarda çoğunluğu ele geçirmiş kadınları gördüğümde çok şaşırmıştım. Torna, fireze tezgahlarında makina parçalarını şekillendiren, el becerileri sayesinde somunları hızlıca sıkan Ukraynalı kadınlar, fabrika paydos zili çalınca keyifle evlerinin yolunu tutuyordu. Pek çok konuda bizden daha eşit ve mutluydular; çok etkilenmiştim.Savaş tehlikesinin arttığı
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tam 50 yıl önce, 1972’de faaliyet göstermeye başlamış kâr amacı gütmeyen bir kültür kurumu. Salzburg Festivali gibi şehir festivallerini Almanya’da geçirdiği öğrencilik yıllarında takip eden Nejat Eczacıbaşı, İstanbul için benzer bir festivalin hayalini taşıyarak Türkiye’ye dönmüş ve vakfın ilk adımlarını atmış. (Benim kurumun kapısından içeri adım atışım ise 1983. Yani
Yine ihracat verileri açıklandı; ortaya çıktı ki yüksek teknoloji ürünleri ihracatımız % 4’ten % 3’e düşmüş. Daha fazla ihracat yapıyoruz; daha az para kazanıyoruz, çünkü düşük katma değerli üretim yapıyoruz. Öte yandan, çareyi dijital dönüşümde arıyoruz. Çoğu insan da bunu şöyle anlıyor: İşçi yerine robot çalıştıracağız, verimimiz artacak, daha çok ihracat yapacağız. Ne değişecek? Tekstil
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu geçenlerde bir trol raporu açıkladı. Raporda kendisini ve partisini hedef alan AK Parti iktidarı destekli trol hesapları, gerçek isimleri kendilerinde saklı tutularak deşifre ediliyordu. Raporu edindim ve okudum. Raporda CHP ve Kılıçdaroğlu’nu hedef alan trollerin 3 kademeli bir yapılanma içinde hareket ettikleri saptanmış. Piramidin en üstünde üretilen etiketler (hashtag) ikinci kademedeki
Gençler tahmin ettiğimiz gibi gündemden düştü. Türkiye maalesef sürekli değişen ve her biri kendi içinde ciddi sorunlar barındıran konularla adeta boğuşuyor. Bu konulardan biri de Sezen Aksu ve bir şarkısında geçen bir cümle idi. Bir şarkı üzerinden din, beka ve özgürlük tartışması yaşandı, Twitter’da büyük hadler bildirildi ve konu geldiği gibi hızlıca geçti. Geriye akıllarda
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dünya Gazetesi yazı işleri ekibi ile bir araya geldiği toplantıda, iktidara geldiklerinde izleyecekleri enerji politikası hakkında ipuçları verdi ancak daha kapsamlı açıklamalara ihtiyaç var. Şanlıurfa ziyareti sırasında bölgenin taşlık arazisi üzerinde güneş kollektörlerinden elektrik üreterek çiftçilere ücretsiz satma vaadi her ne kadar Cumhurbaşkanı tarafından “yapılamaz” olarak nitelense de, Kılıçdaroğlu’nun güneş
Türkiye’nin gündemi çok yoğun, belki pek çoğunuzun takip etmeye fırsatı olmadı ama yurtdışında fikir ve fikri yayma özgürlüğü konusunda muazzam tartışmalar yaşanıyor. Internet’te Neil Young ve Spotify kelimelerini aratırsanız konunun ne kadar dallanıp budaklandığını rahatlıkla görebilirsiniz. Normalde en önemli konular bile birkaç gün içinde unutulurken internet alemi yaklaşık bir haftadır konuyu hararetle tartışıyor. Bence de
Altı siyasi parti, CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti bir araya gelip bir Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisi hazırladı; ve içindeki maddelerden birisi, YÖK’ü kaldırıp üniversiteleri özerk hale getirmek. Ben bu öneriyi büyük bir memnuniyetle karşıladım. Pek çok kişi ise bunun olacağına inanmıyor. Bazıları ise “partiler önerilerinin altını doldursunlar” diyorlar.









