İsrail ve ABD’nin eşgidim içinde 28 Şubat erken saatlerde İran’a saldırmasının ilk büyük sonucu İran’ı 37 yıldır yöneten Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi oldu. (*) Hamaney ile birlikte İslam Cumhuriyetinin önemli kurmaylarının da daha saldırının başladında öldürüldüğü bildiriliyor. İsrail 28 Şubat’ın erken saatlerinde İran’a saldırdı. İran’ın İsrail’e ve ABD’in askeri harekat hazırlığına destek veren
Bu sabah dünya tek bir krize uyanmadı. Üç ayrı fay hattı aynı saatlerde hareketlendi. Pakistan, Afganistan sınırındaki çatışmayı “açık savaş” olarak tanımladı. İsrail, ABD ile koordineli şekilde İran’ın nükleer tesislerini hedef aldı. İran, misillemeyle Körfez’de ABD varlığına yönelik saldırılara girişti. Aynı anda Rusya–Ukrayna savaşı da sürüyor. Bu tabloyu tekil olaylar olarak okumak yanıltıcı olur. Bu,
İsrail, ABD ile İran arasında devam eden görüşmelere rağmen 28 Şubat’ta İran’a saldırdı. Bunun İsrail’e yönelik İran tehdidini ortadan kaldırmayı amaçladığını öne süren İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülke genelinde olağanüstü hal ilan edildiğini bildirdi. İsrail hava kuvvetlerinin İran’daki belirli askeri ve stratejik hedefleri vurduğu, Tahran başta olmak üzere bazı şehirlerde patlamalar yaşandığı uluslararası ajanslar
Türkiye’de — ve aslında dünyanın birçok yerinde — aynı tartışmayı yapıyoruz. Daha güçlü bir ordu mu? Daha büyük bölgesel nüfuz mu? Enerji merkezi olma hedefi mi? Karizmatik bir küresel lider mi? Savunma teknolojisinde sıçrama mı? Modernliği simgeleyen, devasa kaynaklar yutan altyapı projeleri mi? Bunların hepsi önemli. Ama belki de yanlış yerden başlıyoruz. Asıl soru daha
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 25 Şubat’ta TBMM Komisyon raporuyla birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini söylemişti. PKK’nın silah bırakma sürecini tamamlamasıyla Meclis de yasal sürecini tamamlayacaktı. Geçen yıl MHP lideri Devlet Bahçeli’nin talebi üzerine örgütüne kendini feshetmesi ve silah bırakma çağrısı yapan PKK lideri Abdullah Öcalan da 27 Şubat çağrısının birinci yılında, bugün
Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet son yıllarda uluslararası sistemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri haline gelmiştir. Bu rekabet artık sadece Afrika kıtasının iç dinamikleriyle sınırlı değildir. Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Orta Doğu’nun kesişiminde yer alan bu coğrafya, küresel güçlerin doğrudan müdahil olduğu bir jeopolitik temas alanına dönüşmüştür. Afrika Boynuzu’nda jeostratejik rekabet, enerji kaynakları, ticaret koridorları ve
Dünyanın gözü ABD-İran-İsrail gerilimindeyken bölgede bir çatışma daha patladı. Pakistan, Afganistan’daki Taliban yönetimine karşı 27 Şubat’ta “açık savaş” ilan etti. Savunma Bakanı Khawaja Asif, X’te yaptığı paylaşımda “Sabır taşımız taştı. Artık aramızda açık savaş var” dedi. Pakistan jetleri sabah 01:50’de Kabil, Kandahar ve Paktia’yı bombaladı. Pakistan, “Ghazab Lil Haq- Hakk’ın Gazabı” adını verdiği” operasyonla Taliban
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli açtı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kendi çıkışına uyarak yaptığı 27 Şubat örgütü fesih ve silah bırakma çağrısının seneyi devriyesi yaklaşırken Öcalan’ın “statü sorununun” halledilmesi gerektiğini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarına destek teşekkürüne girmişken gazeteci milleti de koridorda bekleyen









