Gazeteci-Yazar
President Tayyip Erdoğan’s greatest talent in politics is that he is a master of survival. Even in the most difficult situations, he has managed to stand on his feet, always knowing who and what to sacrifice. Because he has only one goal in politics, everything else is just a detail for him as long as
Tek parti iktidarı döneminde, 1944’te Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a atfedilen sözdür: “Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz.” Benzetmek gibi olmasın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım konuşmasını dinlerken Tandoğan aklıma geldi. Hayır kovid önlemleri nedeniyle değil, reform konusunda söyledikleri nedeniyle. Erdoğan adeta “Muhalefet lazımsa, onu da biz yaparız, muhalefet partilerine ne?”
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında bugün (17 Kasım) toplanacak Bakanlar Kurulundan koronavirüs Covid-19 salgınına karşı daha sert önlemlerin görüşülmesi bekleniyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 16 Kasım’daki Bilim Danışma Kurulu toplantısı ardından, sağlıkçıların uzun süredir ısrarlı olduğu “somut tedbirlerin hayata geçirilmesinin” hükümete önerilmesi kararı alındığını söyledi. Bu gelişme üzerine konuşan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “hukuk, ekonomi ve demokraside” yeni bir reform dalgası başlatacağını ilan etti. Seçim olmadı, yönetim değişmedi ama “yeni reform dalgası” neden gerekiyor? Yanıtı ağırlıkla ekonominin gidişinde yatıyor. Muhalefet liderleri bunun bir manevra olduğunu iddia ediyorlar. Muhalefete göre Erdoğan, damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığını bırakması ardından ekonomideki hasarı atlatmak amacıyla göstermelik önlemleri
“Acı reçeteden” söz etmesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomi politikasının yanlış olduğunun, başına damadı Berat Albayrak’ı getirerek daha büyük bir yanlış yaptığının kabulüdür. “Acı reçete” ifadesinin, kamu harcamalarının azaltılması, ücret artışlarının frenlenmesi anlamına geldiğini herkes biliyor. Bir başka boyutu da “dev yatırımlara” ayrılacak paranın kesilmesi gereği. Kesintinin en azından bir kısmının da koronavirüs Covid-19 salgını nedeniyle
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2002’den bu yana süren iktidarında bir tek şeyi hiç yapmamıştı. Muhalefetin ısrarla yüklendiği bir bakanını asla tartışmalar sıcakken feda etmemişti. Bunun ilk örneği Hazine ve Maliye Bakanı damadı Berat Albayrak oldu. Üstelik daha birkaç ay önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu istifa ettiğinde “Gitme, sana ihtiyacım var” diye kalmaya ikna etmiş olduğu halde.Bu
“Erdoğan konuştu, piyasa coştu” kıvamında İstanbul basını. Sebebi, Hükümetin önce 6, sonra 7 liranın altında tutabilmek için bir yıl gibi bir sürede devlet kasasından 100 milyar dolar harcadığı kurun 8,5 liradan 7,8’e “düşmesi”. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın değişik ne dediğini söyleyen yok. Sadece damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığından gitmiş olmasını kutluyor galiba “piyasa”. Bu
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığından “Gidiyorum” demesine, gecikmiş bir “Güle güle” karşılığı vermesi kolay olmamıştır. Yakın zamana dek adeta halefi gibi takdim ettiği göz bebeğiydi. Bu süreçte Erdoğan’ın vites değiştirip hız kestiğine, ya da o görüntüyü verdiğine dair birkaç belirti ortaya çıktı. Bu belirtilere de vites değişikliğinin ABD seçimlerini Joe
Berat Albayrak’ın 8 Kasım’daki istifasının üzerinden 24 saat geçtikten sonra kabulü ile ortaya çıkan zincirleme skandallara gelmeden önce iki konuya değinmek istiyorum.Birincisi, Kurtuluş Savaşının ve Cumhuriyetin kuruluşunun önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 82’inci yılında saygı ve sevgiyle anıyorum. Ülkede sivil ve samimi Atatürk sevgisinin yeşermesi için demek ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın AK Parti iktidarıyla açığa
Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığından istifa ettiği haberi 8 Kasım akşamı siyaset ve ekonomi dünyasına bomba gibi düştü. 9 Kasım sabahı bu yazıya başladığımda hâlâ Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan ya da İletişim Başkanlığından bir açıklama yoktu. Devlet Kanalı TRT Hazine Bakanının istifasını vermemişti, keza hükümet çizgisindeki Hürriyet, Sabah, Yeni Şafak gibi gazetelerde de.Ancak şu ortada.









