Gazeteci-Yazar
İYİ Parti lideri Meral Akşener pek fazla kişinin dikkatini çekmeyen ama önemli bir iş yapıyor bu günlerde. Aslında yazının başlığı çok uzun olmasaydı, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın ne yaptığının farkında mısınız diye sormam da gerekirdi? Onlara da geleceğim, az çok biliyorsunuz ama pek bilinmeyen bazı ayrıntılar vereceğim. Ama önce
İsmailağa Cemaati baktı ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “halkımız isterse” çıkarız demesine halkımızdan, birkaç fanatik dışında ses çıkmıyor, devreye girip resmen istedi “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” için İstanbul sözleşmesinden çıkılmasını resmen talep etti hükümetten. Cemaatin resmîn internet sitesinde 6 Temmuz günü yayınlanan bildiride, 2011’de -o zaman başbakan- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ilk imzayı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın örgün medya ardından sosyal medyayı da kontrolü altına alma çabası yeni değil. Ancak geçen hafta sosyal medyanın yasaklanması isteğini dile getirmesi basın ve ifade özgürlüğü bakımından endişe verici. Bir adım geriye çekilip baktığınızda şimdiye dek yapılanın manzara, marka değeri ve yaygınlığı olan medya kuruluşlarının sahipliklerinin değiştirilerek iğdiş edilmesi, geri kalanların sosyal medya
Atatürk’ün “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” sözünün tersini yaşıyoruz adeta: hak ve özgürlükler alanındaki kazanımlar birer birer “taarruz” altında. Kıdem tazminatından avukatlık yasasına, medya kısıtlamalarından toplanma ve gösteri hakkına kadar. Erken zafer havasına girerek bütün Türkiye’nin korona ile kucaklaşmasına ve hastalığın yeniden yükselmesine zemin veren hükümet, iş avukatların yürüyüşe gelince birden hastalığın artmaya başladığını
İktisatçı değilim, ekonomi gazetecisi de değilim ama ev ödevlerini yapmaya çalışan bir siyaset gazetecisi olarak önümüzdeki bazı gelişmeleri uzmanlarıyla konuşarak ve okuyarak görmeye çalışıyorum.İsteyenlerle ayrıntılara ve rakamlara girmek de mümkün ama görebildiklerimin bir özetini sizinle paylaşmak isterim. Evet, neticede bir iktisatçı çok daha ayrıntılı bir tablo çizip fikir verebilir ancak Türkiye’nin ufkunda görünen belli başlı
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “vesayeti altında” olduğunu onun izni ve onayı olmayan hiçbir karar alamadığını söyledi. Güncel siyasi gelişmeler üzerine YetkinReport’a açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Davul Erdoğan’ın boynunda, tokmak Bahçeli’nin elinde” diye konuştu.“Saray vesayet sahibi küçük partiden izin almadan karar alamaz durumda” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: “Bu sadece
Hürriyet gazetesinin ağır topu Abdülkadir Selvi, yıllardır yaza yaza sonunda kabine değişikliği yaptıracak galiba, velev ki yeni bakanlıklar kurulması, bakanlık sayısının artırılması yoluyla. Sadece yeni bakanlıklar da değil, yeni TBMM Komisyonları da kurulacakmış Selvi’nin bildirdiğine göre. Bir gün önce Meclis başkanı Mustafa Şentop ile mülakat yapmıştı meslektaşımız, bir bildiği vardır. İkinci Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ihtimali içinse
ABD Cumhuriyetçi Parti Senatörü Lindsey Graham’ın 24 Haziran’daki video konferans sırasında söyledikleri belki de Türk iş temsilcilerinin duymak istediği mesajlar değildi. Ancak, özellikle ekonomi ve ticaret alanında, Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceği hakkında boş umutlara meydan vermeyecek kadar netti.Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, (şimdikinin beş









