Ankara’da siyasi denklem az çok belli oldu: iktidar seçim ilan etmedikçe muhalefet aday açıklamayı olabildiğince geciktirecek.Son günlerde üç muhalefet lideriyle görüşme imkânı buldum. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ lideri meral Akşener ve DEVA lideri Ali Babacan. Üçünden da hemen hemen aynı sözcüklerle aynı yanıtı aldım. Altı muhalefet partisi lideri (bu üçlüye Saadet lideri Temel Karamollaoğlu,
Tacan İldem (*) Fatih Ceylan (*) Uluslararası planda özellikle üç büyük güç (ABD-Çin-Rusya) arasındaki stratejik rekabetin hızla derinleştiği bir aşamada başta Avrupa Birliği (AB) odaklı olmak üzere stratejik otonomi kavramının ön plana geçtiği gözlendi. AB’nin 2022 Mart’ında ‘Stratejik Pusula’ belgesini kabul etmesinin beklenmesi bu kavramla ilgili analiz ve görüşlerin sayısında ciddi artışa neden oldu.Başta güvenlik
Önceki hafta önemli müteahhitlik firmalarına mensup mühendis ve profesyoneller için hazırlanan iklimlendirme konulu bir seminerin ilk ayağını gerçekleştirmek üzere Bakü Azerbaycan’daydım. (*) Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ topraklarını geri almasının ardından şehre ilk seyahatim olacaktı. Aslında Covid-19 salgınından bu yana ilk yurt dışı seyahatine çıkacak olmam nedeniyle stres yaşadığımı ifade etmeliyim. Bu sürecin risklerini yöneterek, virüsü kapmadan
Tuhaf bir denklem var ortada. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun devlet dairelerinin kapısına dayanma taktiğine karşı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ya da ona yaranmak isteyenler ana muhalefet liderini kapılardan çevirerek halkın gözünden düşürdüklerini düşüyorlar. Bir zamanlar kapılardan çevrile çevrile siyasi iktidara yükselen AK Parti, müttefiki MHP’nin desteğiyle muhalefete haddini devlet zoruyla bildirme siyaseti güdüyor.Bir zamanlar İstanbul Büyükşehir
Ankara Atatürk Spor Salonunu dolduran Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) üyelerinin, genel başkanları Ali Babacan’ın konuşmasında en heyecanlandığı yerler, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan bahsettiği bölümlerdi. Babacan bir ara “Yuh” seslerini susturmak zorunda kaldı. Yakın zamana dek çoğu AK Partili, Erdoğancı olan DEVA Ankara İl Örgütü delegelerinin, Erdoğan’a bu kadar sert tepki göstermeleri dikkat çekiciydi. Biriken sorunlar
Türkiye’de yeni uygulamaya konulan ekonomik programın “Çin modeli” olarak adlandırılmasının ne derece uygun olacağı tartışılırken, Hong Kong dramatik bir seçim süreci yaşadı. 19 Aralık’ta yapılan Yasama Kurulu seçimlerinde Pekin yanlısı adaylar ezici çoğunlukla yönetimi ele geçirdi. Ancak bu zaferin arkasında kent halkının desteğinden ziyade seçim sisteminde yapılan değişiklik ve muhaliflere uygulanan ağır baskı vardı. Bundan
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 28 Aralık’ta Bursa’da konuşuyor: “Sadece bizim yaptıklarımıza bakmayın. Biz kendimiz yapmıyoruz. Biz inanıyoruz ki; bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır, bize yaptıran Allah’tır!” Bakan “Yaptıran Allah’tır” diyerek bugünkü icraatına laf söylemesini mi önlemek istiyor, gelecekteki yasal sorumluluktan kaçınmak için önleyici atış mı yapıyor? Belli değil. Ama şu belli: Soylu’nun İstanbul Büyükşehir
Üniversite sıralamalarının anavatanı, Amerika Birleşik Devletleri. ABD’de 4000 civarı “üniversite” var. Üniversiteleri kontrol eden merkezi bir kuruluş olmadığı gibi, öğrencilerini de kendileri seçiyorlar. Bunların sıralanması büyük bir ihtiyaç çünkü ABD’de üniversite eğitimi ücretli ve bu ücreti vereceklerin alacakları hizmeti değerlendirmeleri lazım. Üniversite sıralamaları bu amaçla yapılsa da, dünyanın her tarafından üniversiteler gibi Türk üniversiteleri de









