Türk Ekonomisi Kulis Bilgileri Yapısal Sorunlar: Güncel ve yapısal sorunlarına rağmen hâlâ dünyanın 20 büyükleri arasında yer alan Türk ekonomisindeki belli başlı gelişmeler, kulis bilgileri, tahlil ve tahminler.
Geçen sene bu zamanlarda COVID-19 ile tanıştığımızda bu virüsün hayatımızı nasıl alt üst edeceğini hiçbirimiz tahmin edememiştik. “Çin’de görülen ölümcül bir virüs” şeklinde başlayan salgın kısa sürede tüm dünyayı ele geçirdi. Salgının bize o zamanlar bir ömür kadar uzun gelen birkaç haftalık kapanmalarla kontrol edilemeyeceği anlaşıldığında ise artık tüm sohbetlerin, haberlerin, araştırmaların değişmez konusu pandemi
Ankara’nın siyaset, İstanbul’un ekonomi kulislerinde günün ortak konusu Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın 28 Ocak’taki basın toplantısıydı. Bu toplantının, sermayenin dört büyük örgütünün Ağbal’ın ilan ettiği fiyat istikrarı politikasına 26 Ocak’ta yazılı destek vermesinin tamamlayıcısı olduğu yorumları yapılıyor.Basın toplantısı ise iki bakımdan ilginç bulunuyor. Birincisi, saygın ekonomi gazetecilerine göre uzun zaman ardından ilk defa Merkez
Sağlık çalışanları ve seksen yaşın üzerindekiler ilk doz aşılarını oldular. Hesaplandığı gibi altı buçuk milyon doz daha gelirse, ikinci dozlarını olacak. İhtimal yetmiş yaş üzeri grup da aşılanmaya başlayacak. Geri kalanımız beklemedeyiz. Ama yalnız değiliz. Yüzden fazla ülkenin sağlık çalışanları ve en yaşlıları da beklemede. Zengin ülkeler bütün nüfuslarını aşılamayı planlarken, yüzden fazla ülkede henüz
Geçtiğimiz hafta 7 ve 8 Aralık günleri iki önemli toplantıda Türkiye’nin mevcut haline dair önemli saptamalar yapıldı, önemli bilgi ve görüşler paylaşıldı. Bunlardan ilki Kadir Has Üniversitesi’nin (KHAS) her yıl düzenlediği Türkiye Eğilimleri Araştırmasının 2020 sonuçlarının açıklanmasıydı. Diğeri ise Koç Üniversitesi ile TÜSİAD’ın ortaklaşa düzenlediği 2021 Yılında Türkiye Ekonomisi konulu paneldi. Biri Türkiye’nin iç ve
Uzmanlık alanı para politikası olan bir iktisatçı için sürdürülebilir büyüme yolunda yapılması gereken ilk şey şüphesiz fiyat istikrarıdır. Türkiye ekonomisi ile ilgili yorumlarımın dönüp dolaşıp enflasyonda düğümlenmesinin sebebi de bu. 2020 yılının getirdiği bütün trajedi ve kayıpları bir kenara bırakırsak, geçtiğimiz senenin bize sağladığı ender faydalardan bir tanesi “fiyat istikrarı” gibi soyut bir kavramı somutlaştırması oldu.
Çin’den yayılan bir virüs 2020’yi dünyayı da Türkiye’yi de kötü vurdu. Etkilerinin kolay kolay geçmeyeceği anlaşılıyor. Onlarca yıldır küresel ekonominin gidişinin konuşulduğu Davos Dünya Ekonomik Forumu geleneksel Ocak toplantısını, uluslararası siyasi gidişin konuşulduğu Münih Güvenlik Konferansı da geleneksel Şubat toplantısını 2021’de yapmayacak. Yılın ikinci yarısına belirsiz bir tarihe ertelediler. 2020’de yapılmayıp 2021’de yapılacağı açıklanan Tokyo
Bir bütün olarak 2020’nin hepimize çok şey öğrettiği kesin; buna pandeminin can yakan sonuçları da dahil. Krizler, ders çıkarıp öğrenme anlamında çok kıymetli. Ekonomi tarafına bakarsak, en kısa haliyle son bir yıla dair iki ders öne çıkabilir. Bunlardan ilki küresel ekonomide, “önceliklendirmenin önemi”. İkincisi de Türkiye ekonomisi bacağında, serbest piyasaya müdahale ettiğinizde sonucun nerelere varacağı
Hükümet asgari ücreti 2021 yılı için 2825 lira olarak ilan etti. Duyuruyu yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zümrüt Selçuk “işçimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz sözümüzü tuttuk” dedi. Bir süre önce de “Türkiye’de artık yoksulluk kalmadı” sözüyle şimşekleri üzerine çeken Bakana işçi sendikalarından “işçileri sefalete mahkûm ediyorsunuz” tepkisi geldi. Muhalefetin tepkisiyse farklı oldu. CHP’li belediyeler 1 Ocak
Yabancı yatırımcıların Türkiye’de stratejik yatırımlar yapmaya tekrar ne zaman başlayacaklarına dair anlamlı bir tahminde bulunmak zor. Ancak, yakın bir gelecekte 2005-2015 yılları arasındaki seviyelerde yatırım yapmaya başlamayacaklarını öngörmek daha kolay. Bu süreci hızlandırabilmek için yapılabilecek bir şey var mı sorusuna cevap olarak ise kısa bir süre önce hükümet tarafından, yabancı sermayeyi çekmek amacıyla da yapılacağı
Zekâ ürünü esprilerin siyasetin tadı tuzu olduğunu unutmu]]şuz çoktandır. Aynı gün içinde önce Meral Akşener, sonra Ali Babacan sayesinde hatırladık. İYİ Parti lideri Akşener’in MHP lideri Devlet Bahçeli’den gelen “Dön evine” çağrısına “Genel Merkezdeki çalışmaları bitirdik, evime dönüyorum” cevabı, eski Türkiye’de Süleyman Demirel’i, Necmettin Erbakan’ı gülümseterek hatırlatan bir cevaptı. Sonra DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın,









