Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hayatı ve icraatını anlatan bir müzenin seçimlerden önce açılabilmesi için hazırlıkların hızlandırıldığı bildiriliyor. Gazeteci Murat Sabuncu’nun T24’te yazdığına göre İstanbul’da Erdoğan’ın doğup büyüdüğü semt olan Kasımpaşa’da, Haliç kıyısında kurulmakta olan müzede, başta Emine Erdoğan olmak üzere Erdoğan ailesi üyelerinin etkinliklerine de yer verilecek. Müzenin Kasımpaşa’da Tersane İstanbul adı altında turizm ve konut
Sağlık Bakanlığına bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) yurtdışından getirilen ve kanser tedavisinde kullanılan ilacın sahte içerikle hastalara temin edildiğini doğruladı, konu ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı. 9 Ocak’ta açıklama yayınlayan TİTCK, SGK’nın sahte ilaç alımını onaylayarak “soruşturma gereği kolluk kuvvetleri gözetiminde alınan numunelerin sahte olduğu tespit edilmiştir” dedi, tedarik eden firma
Teknoloji hayatımıza sürekli yeni kelimeler katıyor. İşte yeni bir örnek; “shadowbanning” yani “gizli susturma.” Kelimeyi ilk olarak Taleton Gillespie 2018 yılında yayımlanan “Custodians of the Internet” kitabında kullandı. “Shadowbanning” de neymiş derseniz, burayı tıklayarak da okuyabilirsiniz. Şöyle diyor: “Teknoloji platformları, sitenin temel kaynağını kontrol etmek için tavsiye algoritmaları kullanır. Dikkat; bu algoritmalarla yalnızca engellemek veya
Koç Üniversitesi’nin bilimin gelişmesini teşvik etmek amacıyla her sene verdiği Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası’nın 2022 yılı sahibi bilimsel çalışmalarıyla ön plana çıkan Prof. Dr. Bilge Yıldız oldu. Koç Üniversitesi tarafından her yıl verilen “Rahmi Koç Bilim Madalyası” “evrensel bilgi birikimine üst düzey katkıda bulunmuş 50 yaşını aşmamış bilim insanlarına” veriliyor. Madalya’nın bu
Elon Musk sağ olsun, üzerine yazacak konu bulmakta hiç zorlanmıyorum bir süredir. Kendisi 21 Aralık sabah TSİ 08.00’de bir Twitter canlı yayınına konuk oldu ve yaklaşık bir saat boyunca çeşitli açıklamalarda bulundu. Bunlardan bazıları çok teknik konular bazıları magazinsel bir kaç tanesi de kimi ülkelerde manşet olması gereken haberler niteliğindeydi. Dolayısı ile dinleyen 60 bin
6 yaşındaki çocuğun evlendirilerek istismar edilmesiyle ilgili açılan soruşturma kapsamında Kadir İstekli’nin ardından baba Yusuf Ziya Gümüşel de gözaltına alındı. İstekli ve Gümüşel adliyeye sevk edildi. Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.’yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikâhla evlendirdiği iddialarına ilişkin iddianame geçtiğimiz günlerde kabul edilmişti. İddianamede, Kadir İstekli hakkında
Dünyada tanımlanmış yaklaşık 11 bin kuş türünden 1.480’i küçük ve azalan popülasyon büyüklüğüne sahip oldukları için küresel ölçekte tehlike altında. Bu türlerin 223’ü ise kritik düzeyde tehlike statüsünde; yani, yok olma sınırında. Bu şekilde sınırda olan türlere odaklanmak ve bu türlerin yok olmasını önleyecek tedbirler için çaba harcamak içinde olduğumuz kriz çağında önceliklerimiz arasında olmalı.
Kadınların ahı ve isyanı alacak sizin o vahşi aklınızı, kör vicdanınızı derken sadece İran İslam Cumhuriyetindeki mollalar rejiminden söz etmiyorum, Türkiye’den de söz ediyorum. Bunu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934’te kadınlara erkeklerle eşit seçme ve seçilme hakkı tanıdığı 5 Aralık günü yazmak bana acı veriyor. Ama Anayasa’nın 2’inci maddesine göre kâğıt üzerinde laik, demokratik, sosyal hukuk
Dünya, demokrasinin korunması ve gelişimi için kritik bir dönemden geçiyor, siyaset ve kamu kurumlarına duyulan güven azalıyor. Oysa, kurumlarına güven duyulan toplumların yaşam kalitesi daha yüksek oluyor. İnsanların kamu otoritesi ile en yakın ilişki içerisinde olduğu kurumlar ise belediyeler. Bu nedenle, vatandaş odaklı yerel yönetişim anlayışının yaygınlaşması aslında demokrasinin ve ortak kaynakları paylaştığımız insanlarla birlikte
Bir ülke düşünün. 30 yıldan fazla süre bir diktatör tarafından yönetiliyor. Öyle bir diktatör ki, ülkenin ekonomisinin yarıdan fazlasına sahip olmuş, bununla yetinmeyip, halkın kendisine tam itaatini de bekliyor. Bırakın kamu binalarını, her evin duvarına kendi fotoğrafının asılmasını emrediyor. Yönetime itiraz edenler yargısız infaz edilerek hapishanelere kapatılıyor ve işkence görüyorlar. Yıl 1960, ülke Dominik Cumhuriyeti.









