SDG’nin Suriye ordusuna katılması üzerine 10 Mart’ta açıklanan anlaşmanın ABD’nin arabuluculuğuyla sağlandığı, Ankara’nın ikincil rol oynadığı ortaya çıkıyor. Ankara buna rağmen anlaşmaya “ihtiyatlı iyimserlik” içinde olduğunu söyleyerek kendisini bağlamak istemiyor; anlaşmanın hem Ahmed Şara yönetimi hem de SDG tarafından uygulanıp uygulanmayacağına bakacağını söylüyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Suriye’nin terörden arındırılmasına yönelik her türlü çabayı doğru yönde
DEM Parti TBMM’deki diğer parti gruplarına Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı üzerine TBMM’deki diğer partilerle temaslarına 10 Mart’ta CHP ziyaretiyle başlıyor. DEM’in 17 Mart’ta da AK Parti ve MHP’yi ziyaret edeceği duyuruldu. DEM’in CHP’ye yapacağı bu ilk ziyaret öncesinde iktidar cephesinden sürece dair üç ciddi uyarı geldi. 1- Milli Savunma Bakanı Yaşar
Ortada sandık görünmüyor ama cumhurbaşkanlığı seçim yarışı şimdiden başladı gibi. Dış politikada dünya ABD Başkanı Trump’ın her gün bir başka çıkışıyla sarsılırken iç politikada da her gün ani dönüşler ve karar değişikliklerine tanık oluyoruz. AK Partinin erken başlayan iktidar endişesi artık yemek yazarı Vedat Milor’a Kent Lokantalarını övdüğü için soruşturma açma saçmalığına varmış durumda. Bir
En zor eşik bundan neredeyse yarım asır önce PKK’yı kuran Abdullah Öcalan’ın, örgütün artık ömrünü doldurduğunu, silah bırakıp kendisini feshetmesini söylemesiydi. 27 Şubat’ta üçüncü defa İmralı’ya giden DEM Parti heyetinin Öcalan ile dört saat sonra İstanbul’da yaptıkları açıklamada bu üç unsuru da açık ve başka anlama gelmeyecek şekilde söylemesiyle bu en zor eşik aşıldı. Şimdi
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 26 Şubat’ta AK Parti İl Başkanlarına hitabında CHP lideri Özgür Özel’e “Başkomutan olarak sana sesleniyorum” diye çıkıştı; “Ayaklarını denk al, denk almazsan denk getirmesini biz biliriz! Ordunun komuta kademesine laf atma yetkisi sende değildir, haddini bileceksin.” Özel buna 27 Şubat’ta “Partinin önünde tank mı göndereceksin. Korkutamazsın” yanıtı verdi.(*) Ama neticede Cumhurbaşkanı siyasi
AK Parti’nin 23 Şubat 8’inci Olağan Genel Kurulunda en öne çıkan mesajlardan biri, “Yeni Türkiye’ye alışmak zorundasınız” oldu. Erdoğan bu sözü daha önce TÜSİAD yönetimine söylemişti ve kongre konuşmasında da ismini vermeden TÜSİAD’dan bahsederken kullandı ama konuşmanın bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde tüm muhalif kesimlere hitaben kullandığı anlaşılıyor. Devamında kullandığı “kayıt dışı siyasete dönemi kapandı” sözüyse siyasete
Bazı olguları anlatmak için cümleyi, aynı bilgilerle başka türlü kurduğunuzda zihninizde bambaşka bir pencere açılıyor. Örneğin cümleyi “Rus Büyükelçi, ABD Büyükelçiliğinin karşı kaldırımında Türk polis tarafından öldürüldü” diye kurduğunuzda 2016’daki Karlov suikastına bambaşka açılardan bakmaya başlıyorsunuz. Başlıkta yer alan “Yurtdışına çıkması yasak TBMM yöneticisi Irak’ta” tanımını “MHP’nin Öcalan Açılımı çerçevesinde Erbil’de temaslar yürüten DEM Partili
Yarın ne olur bilemem ama gün itibarıyla görünen, DEM Parti’nin AK Parti ve MHP’nin kurduğu Cumhur İttifakına yeni üye adayı olduğu. DEM’in son Parti Meclisi bildirisi ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Güney Asya temaslarından dönerken söylediklerini üst üste koyduğumuzda gün itibarıyla görünmeye başlayan formülün de “Öcalan tecritinin kaldırılması, artı Kürtçe eğitim eşittir Erdoğan’a ömür boyu başkanlık
DEM Parti 12 Şubat’ta düzenlenen Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesinde “barış ve demokratik çözümün ana konuları” olarak aralarında tecritin kaldırılması şartının da olduğu dört başlık sıraladı. DEM Parti sonuç bildirgesinde “Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği çözüm perspektifi, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalıcı barışın sağlanması açısından tarihsel bir fırsattır. Sayın Öcalan’ın daha önce yaptığı barış çağrıları, Türkiye halklarında









