Yeni yılınız kutlu olsun. Hepinize sağlık ve huzur, ülkemize adalet ve esenlikler dileriz. Hem Türkiye hem Dünyada çalkantılarla, zıtlaşmalarla, savaşlarla dolu bir yıl oldu 2025. Bu iniş çıkışların, adaletsizlikler, çatışmalar ve ekonomik istikrarsızlıkların 2026’da da devam edeceği endişesi hâkim. Geriye dönüp baktığımızda 2025’ten devraldığımız belli başlı sorunları şöyle sıralamak mümkün: 2026’da Terörsüz Türkiye 1- Terörsüz
ABD merkezli Dış İlişkiler Konseyi’nin (Council on Foreign Relations – CFR) yayımladığı 2026’da İzlenmesi Gereken Çatışmalar raporu, giderek daha kırılgan, daha parçalı ve daha öngörülemez bir uluslararası ortama işaret ediyor. Raporda, ABD’li dış politika uzmanlarının değerlendirmelerine dayanarak, önümüzdeki yıl küresel güvenliği en fazla tehdit etmesi muhtemel otuz çatışma senaryosu sıralanıyor. Ortaya çıkan tablo net: Küresel
Gazze’ye ilişkin son diplomatik gelişmeler, Türkiye’nin mevcut konumuna dair ilk bakışta çelişkili gibi görünen bir tablo ortaya koyuyor. Bir yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD, Katar ve Mısır’la birlikte Miami’de yürütülen üst düzey görüşmelere katılımı, Ankara’nın ateşkesin ikinci aşaması, savaş sonrası yönetişim ve insani erişim konularında diplomatik sürecin merkezinde yer almaya devam ettiğini gösteriyor. Diğer
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze için kabul ettiği 2803 sayılı karar, Trump yönetiminin 20 maddelik planını onaylayarak yıkıma uğramış bir bölgeyi istikrara kavuşturmayı hedefleyen kararlı bir uluslararası müdahale olarak sunuldu. Oysa bu karar, uluslararası sistemin çatışma yönetimine yaklaşımındaki daha derin bir krizi gözler önüne seriyor. Kararın merkezinde yer alan ve bölge dışından siyasi figürlerin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisinden Hamas’ı 29 Eylül’de ilan ettiği planı kabulü için ikna etmesini “rica ettiğini”, Trump’ın ricası üzerine Türkiye’nin “muhataplarıyla süratle irtibata geçtiğini” açıkladı. Erdoğan bu açıklamayı 8 Ekim’de Azerbaycan’daki Türk Devletleri Zirvesinden dönüşünde, uçağına kabul ettiği gazetecilere yaptı. Erdoğan, İletişim Başkanlığının internet sitesinde dökümü yayınlanan sözlerinde, Trump’ın Türkiye’den Hamas’ı
İsrail, Gazze’ye insanî yardım ulaştırmak üzere birleşen aktivistleri taşıyan Küresel Sumud Filo’sundan 13 gemiyi 1 Ekim’de uluslararası sularda savaş gemileriyle durdurdu ve katılımcılarını gözaltına aldı. İsrail makamları filonun deniz ablukasını ihlal ettiğini ve çatışma bölgesine girdiğini öne sürerken, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı olayı “terör eylemi” olarak kınadı. Aralarında İsveçli aktivist Greta Thunberg’in de bulunduğu 26 ülkeden
ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Barış Planı, 29 Eylül’de Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşme sonrasında ortaya çıktı. Planın duyurusu, Trump ile Netanyahu’nun ortak basın toplantısında açıklandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Gazze’de akan kanın durması” ve İsrail-Hamas ateşkesin sağlanması için Trump’ın “çaba ve liderliğini takdir ettiğini” ve “Tarafların kabul edeceği adil ve kalıcı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 26 Eylül’de BM Genel Kurulunda konuşmak için kürsüye gelirken salonun büyük ölçüde boşaldığı bütün dünyada haber oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da 27 Eylül’de bir konuşmasında “Netanyahu denilen katil, salondaki o boş koltuklara seslenmek durumunda kaldı” diye memnuniyetini belirtti. Ancak dikkatlerden kaçmaması gereken bir ayrıntı vardı o toplantıda. Müslüman ülkelerin hepsi Netahyahu’nun









