Türk-Rus ilişkileri Ukrayna sınavında: Enerji, turizm, tarım

Türkiye, NATO’yla birlikte Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı. Son yıllarda bir kaç sınavdan geçen iki ülke ilişkileri şimdi de Ukyarna sınavında. (Foto Cumhurbaşkanlığı)

Ukrayna kriziyle birlikte Türkiye-Rusya ilişkileri zorlu bir sınava daha girdi. Ukrayna sınavında sadece siyasi ve S-400 füzeleri konusunda olduğu gibi savunma boyutunun yanı sıra, Türkiye’de halkın canını daha çok yakma ihtimali bulunan ekonomik boyut öne çıkıyor. Bu boyutta ise doğal gaz, turizm, tarım ve müteahhitlik hizmetleri başlıkları hem halkın hem ülke ekonomisine etkileri bakımından önem taşıyor.
Türkiye, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçıların kontrolündeki Donetsk ve Luhansk bölgelerini bağımsız cumhuriyet olarak tanıyarak başlattığı işgale karşı çıktı. İşin ilginç yanı, nadir görülen bir örnek olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ana muhalefet CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ukrayna topraklarının işgaline karşı çıkmakta birleşmeleri.
Erdoğan’ın 22 Şubat’ta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky ile telefon görüşmesi ardından Afrika seyahatini tamamlamadan Ankara’ya dönme kararı alması durumun ciddiyetini yansıtıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO kararları çerçevesinde askeri hazırlık durumunu artırdığını dün paylaşmıştık.
Hangi alanların nasıl etkileneceğine gelmeden önce bakmamız gereken önemli bir ayrıntı var.

Türkiye-Rusya sınavında üç aşama

Türk-Rus ilişkilerinin Ukrayna sınavında ne şekil alacağına ve ekonominin nasıl etkileneceğine bakmadan önce son birkaç yıl içinde geçirdiği üç büyük sınava bakmamız gerekiyor.
Bunlardan ilki 24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Suriye sınırını ihlal ettiği gerekçesiyle Rus Su-24 uçağını düşürüp pilotunun ölümüne yol açmasıydı. Bu Soğuk Savaşın bitiminden İkinci Dünya Savaşından beri NATO üyesi bir ülkenin bir Rus savaş uçağını düşürmesinin ilk örneğiydi. Putin turist akımını durdurdu, Türk tarım ürünleri Rus gümrüğünden dönmeye başladı. Kriz o zamanki Genelkurmay Başkanı, şimdi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın girişimiyle iş insanı Cavit Çağlar ve Kazak lider Nursultan Nazarbayev’in devreye girmesiyle 29 Haziran 2016’da 15 Temmuz darbe girişiminden iki hafta kadar önce çözüldü.

15 Temmuz kalkışması ve S-400

Türk-Rus ilişkileri sınavında ikinci aşama 15 Temmuz 2016 darbe girişimiydi. Erdoğan ABD’de son aylarını yaşayan Barack Obama yönetiminden gelmeyen desteği Putin’den gördü. 15 Temmuz’dan sadece 5 hafta sonra başlayan ilk Suriye harekâtında da (Cerablus) Rusya’nın örtülü desteği vardı. Erdoğan kalkışma sonrası ilk ziyaretini Putin’e yaptı. Aynı yıl Ekim ayında Türkiye, Rusya ile Türk Akımı doğal gaz anlaşmasını imzaladı, Kasım ayında da NATO uyumu olmayan S-400 hava savunma sistemi görüşmelerinin başladığı duyuruldu.

Karlov suikastı ve Suriye

Sınavda üçüncü aşama ise Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da Ankara’da bir sergi açılışında öldürülmesidir. Karlov, ABD Büyükelçiliğinin çaprazındaki Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezinde kendisine Büyükelçinin koruması süsü veren Türk polis memuru Mevlüt Altıntaş tarafından öldürülürken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la görüşmek üzere Moskova uçağındaydı. Bu kriz Erdoğan’ın Putin’i derhal araması ve Rus uzmanların cinayet soruşturmasına katılma izni vermesiyle aşıldı. 23 Ocak 2017’de Kazakistan’ın Astana şehrinde Türkiye-Rusya ve İran arasında Suriye görüşmeleri başladı.
Görülebileceği gibi iki ülke ilişkileri Türkiye ile ABD arasını daha da açıp Türkiye’nin üretim ortağı olduğu F-35 programından çıkarılmasına yol açan S-400 krizi dahil pek çok sınavı vermiş bulunuyor. Buna Türkiye ve Rusya yanlısı güçlerin Libya’da karşı saflarda savaşmasını, Türk yapımı TB-2 SİHA’sının Trablus havaalanındaki Rus Pantsir hava savunma füzelerini etkisiz hale getirmesi örneğini de ekleyebiliriz.

Türkiye-Rusya ilişkileri “yeni model” mi?

Putin, Ukrayna’nın doğu bölgelerine fiili işgali başlattığı sırada, Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Evren Balta Moskova’da Valdai Forumu’nun Ortadoğu toplantılarındaydı. Kendisiyle sıcağı sıcağına Moskova’dak havayı almak için bir söyleşi yaptık, bu bağlantıdan izleyebilirsiniz.
Balta’nın bu söyleşide aktardığı önemli saptamalardan birisi, Putin’in kendisine artık “gelecekten baktığı” idi. Yani Putin ileride Rusya’yı NATO güçlerinin burnunun dibine gelmesine izin veren lider olarak anılmak istemiyordu.
İkincisiyse, Rus uzmanların Türkiye ile ilişkilerini “21’inci yüzyılın esnek diplomasisine” örnek göstermeleriydi. Yani Rusya ve Türkiye, Suriye’den Libya’ya, Kıbrıs’tan Ukrayna’ya dek karşı saflardaydı ama aynı zamanda başka pek çok alanda da ortak çıkarları vardı. İkisi bir arada devam ettirilebilirse örnek model olacaktı.
Olabilecek mi? Sürdürülebilecek mi?

Şimdi sıra Ukrayna sınavında

Türkiye’nin Ukrayna’ya ihraç ettiği TB-2 Bayraktar SİHA’ları uzun süredir Rusya’dan sert eleştiriler alıyordu. NATO ülkelerinden savaş gemileri, Montrö kısıtlamalarına uyarak Karadeniz’i boş bırakmıyor. Rusya ise Karadeniz filosunu sürekli olarak Akdeniz üzerinden takviye ediyor. Türkiye’nin şu anda Türkiye’nin en önemli güvenlik endişesi hem Rusya hem Ukrayna ile komşu olduğu Karadeniz’de sıcak çatışma ve daha kötüsü savaş ihtimali.
Ancak krizin ekonomik etkileri zaten bir ekonomik krizden çıkmaya çalışan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti yönetimini endişeye sevk ediyor.
Öne çıkan alanları tek tek inceleyelim.

Doğal gaz ve enerji

Hükümet geniş tepkiye yol açan doğal gaz, elektrik ve akaryakıt petrolün varil fiyatı 80 doların altındayken yaptı. Krizle varil fiyatı 100 dolara yaklaştı. Doğal gaz fiyatı petrol fiyatı üzerinden hesaplanıyor. Türkiye 2021’de Rusya’dan 61 milyar metreküp doğal gaz almış; toplam alımının yaklaşık yüzde 40’ı. Bunun yarısı elektrik üretiminde tüketiliyor.
Dolayısıyla gelen tepkiler üzerine elektrik zammını kademeli tedbirlerle indirmeye hazırlanan hükümet yeni bir artış yapmak zorunda kalabilir, ya da bunun maliyetini başka yerlerden çıkarır. Aynı şey doğal gaz ve akaryakıt için de geçerli.
Üç ihtimal var, ikisi Türkiye’yi daha da sıkıntıya sokar. Birincisi, Türkiye Ukrayna’dan yana tutum aldığı için Rusya’nın gazı kesmesi. İkincisi, ABD’nin Türkiye’yi “Ben sana daha ucuza veririm” diyerek Türkiye’yi Rus gazına yaptırıma zorlaması.
Üçüncü ve yüksek ihtimal ise, Türkiye’nin NATO’yla birlikte Ukrayna’ya tem destek vermiş olması nedeniyle, ABD’nin daha önce de olduğu üzere enerji yaptırımlarına zorlanmaması. Bu durumda dahi Erdoğan hükümeti artan fiyatları halka yansıtıp yansıtmama ikileminde kalabilir.

Tarım: ekmek ve ayçiçek fiyatları

Türkiye Rusya’dan tarım ürünleri alımında Çin’le birlikte ilk sırayı paylaşıyor. Rusya’dan en çok -bir zamanlar üretim rekorlarıyla övündüğümüz- buğday alıyoruz. (Ukrayna’dan da alıyoruz.) Ekmek fiyatı tartışması malum. Sonra ayçiçeği çekirdeği geliyor; artan ayçiçek yağı fiyatları bir ara manşetlerdeydi. Ardından arpa, kepek ve kuru bakliyat geliyor; 4 milyar dolardan fazla ödüyoruz yılda.
Bir de Türk tarım ürünleri satışı var Rusya’ya; o da 1,5 Milyar dolar civarında. Domates, biber, patlıcan, limon, turunçgiller… Her krizde Rus gümrüğü sinek var diye geri gönderiyor, kriz geçince düzeliyor.
Tarım ihracatının merkezi de Rusya ve Ukrayna ile turizmin merkezi Antalya.

Turizm gelirleri hayati önemde

Turizm gelirleri Türk ekonomisinin yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor ve daha önemlisi nakit döviz anlamına geliyor.
Covid-19 koşulları ve Türkiye’nin Batıdaki siyasi görünümü gibi nedenlerle turist profili son yıllarda Rusya ve Ukrayna’ya bağımlı hale geldi. Geçen yıl ilk sırada Rus, ikinci sırada Alman, üçüncü sırada Ukraynalı turistler vardı. Rus ve Ukrayna’dan toplam 7 milyon turist gelmişti.
Rus turistlerin gelişi, daha önce de gördüğümüz gibi Putin’in iki dudağı arasında. Ukraynalıların ise gelecek hali olmasını umuyor turizmciler. Krizin savaşa dönüşmemesi, bir iki ay içinde tamamen yatışmasına en çok onlar duacı.

Ve müteahhitlik hizmetleri

Rusya’nın dışarıdan aldığı müteahhitlik hizmetlerinde Türk şirketleri yüzde 20’ye yakın payla ilk sırada.
Turgut Özal döneminde 1984 yılında yapılan anlaşmaya göre bir ölçüde doğal gaz alımıyla takas ediliyor. Ancak uçak krizinde Rusya’nın bir anda Türk şirketlerin faaliyetine nasıl ket vurduğu görüldü. Bu da ekonomi üzerinde ciddi bir tehdit oluşturabilir.
Bütün bunların üstüne bir de krizin döviz kurunu daha da artırıcı etkisi var. Bu da devletin kur korumalı sistemin Mart sonunda dolmasından itibaren ödeyeceği miktarı artırabilir.
Öte yandan ABD’nin Rus bankalarına yaptırım uygulamaya başlaması belki bir miktar fonun Borsa İstanbul üzerinden Rusya’dan Türkiye’ye kaydırılmasına neden olabilir.
Türk-Rus ilişkileri Ukrayna sınavında derken kolay bir sınavdan söz etmiyoruz yani.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...