Prof. Dr. George Mason Üniversitesi, Barış ve Çatışma Çözümleri Carter Okulu Dekanı
Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG ile Şam arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşması, yalnızca Suriye iç savaşı açısından değil, Türkiye’de barış tartışmaları bakımından da yeni bir eşiğe işaret ediyor. Uzun süredir Türkiye’de barış ihtimalini ertelemenin en güçlü gerekçelerinden biri olarak sunulan “Suriye belirsizliği”, bu gelişmeyle birlikte zayıflamış durumda. Jeopolitik riskler ortadan kalkmadı; ancak barış ihtimalini sürekli ileriye öteleyen
ABD merkezli Dış İlişkiler Konseyi’nin (Council on Foreign Relations – CFR) yayımladığı 2026’da İzlenmesi Gereken Çatışmalar raporu, giderek daha kırılgan, daha parçalı ve daha öngörülemez bir uluslararası ortama işaret ediyor. Raporda, ABD’li dış politika uzmanlarının değerlendirmelerine dayanarak, önümüzdeki yıl küresel güvenliği en fazla tehdit etmesi muhtemel otuz çatışma senaryosu sıralanıyor. Ortaya çıkan tablo net: Küresel
Gazze’ye ilişkin son diplomatik gelişmeler, Türkiye’nin mevcut konumuna dair ilk bakışta çelişkili gibi görünen bir tablo ortaya koyuyor. Bir yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD, Katar ve Mısır’la birlikte Miami’de yürütülen üst düzey görüşmelere katılımı, Ankara’nın ateşkesin ikinci aşaması, savaş sonrası yönetişim ve insani erişim konularında diplomatik sürecin merkezinde yer almaya devam ettiğini gösteriyor. Diğer
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze için kabul ettiği 2803 sayılı karar, Trump yönetiminin 20 maddelik planını onaylayarak yıkıma uğramış bir bölgeyi istikrara kavuşturmayı hedefleyen kararlı bir uluslararası müdahale olarak sunuldu. Oysa bu karar, uluslararası sistemin çatışma yönetimine yaklaşımındaki daha derin bir krizi gözler önüne seriyor. Kararın merkezinde yer alan ve bölge dışından siyasi figürlerin
TBMM’nin Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Cezaevine heyet göndermeye karar vermesi AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin evet, CHP’nin ise ziyarete katılmama tutumuyla gündemin merkezine oturdu. Birkaç haftadır barış sürecine ilişkin neredeyse her tartışma bu başlık etrafında dönüyor. DEM Parti’nin ısrarını anlıyorum; Devlet Bahçeli’nin kendi tabanı açısından ciddi siyasi









