ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs’ta Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor ancak ne yazık ki bu kritik temas, Türkiye’nin hararetli gündeminde henüz hak ettiği ilgiyi görmüş değil. Oysa Trump’ın Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Xi Jinping) ile görüşmesi, yalnızca iki liderin diplomatik buluşması değil, bunun da ötesinde küresel ticaretin, enerji güvenliğinin, teknoloji rekabetinin, tedarik zincirlerinin
Nisan ayı enflasyonu beklenenin üzerinde gerçekleşti: aylık olarak yüzde 4,2, yıllık olarak ise yüzde 32,4. Birkaç noktanın altını çizmek istiyorum. Tek Neden Savaş değil Birincisi, Temmuz 2025’ten bu yana geçen on aylık sürede yıllık enflasyon çok belirgin bir katılık sergiledi: En yüksek düzeyi yüzde 33,5 (Temmuz 2025), en düşük düzeyiyse yüzde 30,65 (Ocak 2026) oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 4 Mayıs 2026’da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde düzenlediği basın toplantısında partisinin “En iyi savunma hücumdur” düsturuyla “Savunmadan hücuma geçtiğini” ilan etti. Özel, iktidara yönelik eleştirilerini sertleştirerek şunları söyledi: “Bugünden itibaren CHP bu kötülüklerin tamamını yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 3 Mayıs akşam saatlerinde uçak arızası nedeniyle acil iniş yaptığı Ankara’dan sabah saatlerinde ayrıldı. Avrupa Siyasi Birliği toplantılarının başlayacağı Ermenistan’ın başkenti Erivan’a gitmek üzere Madrid yakınlarında Torrejón’dan havalanan AME 4517 sefer sayılı Airbus A310 model İspanya Başbakanlık uçağından Türkiye hava sahasında acil iniş izni mesajı geldi. Kokpitte duman uyarısı dolayısıyla yangın
Resmî Gazete’de yayımlanan “Aile ve Nüfus 10 Yılı” kararı, Türkiye’de sosyal politikaların yönünü belirleyen önemli bir çerçeve olarak sunulmaktadır. Bu karar, nüfus artışını teşvik eden ve aile yapısını merkeze alan bir yaklaşımı kurumsallaştırmayı hedeflemektedir. Ancak bu yaklaşım, anayasal ilkeler ve kadın politikaları açısından ele alındığında ciddi tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Anayasa’nın 10’uncu Maddesi Bu noktada
Üyelik Dışında Hiçbir Şey. Üyelik Dışında Herşey. Bu iki kısa ifade, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiyi özetlemektedir, ilki Türkiye’nin uzun süredir izlediği politikayı, ikincisi ise Avrupa Birliği’nin yaklaşımını yansıtmaktadır. Ancak bugün bu ifadeler giderek artan şekilde Ukrayna’nın AB ile ilişkilerini de tanımlar hale gelmektedir. Cumhurbaşkanı Zelensky, Lefkoşa’da Devlet ve Hükümet Başkanlarının gerçekleştirdiği son toplantıdan
Satrancı bugün bildiğimiz şekline geliştiren İranlılar oldu. Pokeri bugünkü haline getiren ise Amerikalılar. Satrançta hamlelerinizi hesaplarsınız. Örneğin İran’ın yaptığı gibi elinizdeki 4 bin km menzilli füzeyi atmak için savaşın 20’nci gününü beklersiniz. Poker ise paranın gücüyle, güçle oynanır ve rakibinize gözdağı verip caydırmak oyunun esaslarındandır. ABD de bunu yapıyor. Bu İran/Satranç-ABD/Poker benzetmesi deneyimli diplomat Bozkurt
Dünya ne kadar hızlı değişirse değişsin diplomasinin özü değişmiyor: doğru zamanda, doğru tonla verilen mesaj. Washington’da birkaç gün önce yaşananlar, bunun güncel ve çarpıcı bir örneği olarak hafızalara kazınıyor. Kral Charles III’ün ABD ziyareti görünürde klasik bir devlet protokolüydü. Kongre konuşması, Beyaz Saray ziyafeti, karşılıklı nezaket mesajları…Ancak satır aralarında çok daha derin bir şey akıyordu:
Hafta başında benim gibi Ermenistan’a hiç ayak basmamış emekli büyükelçi meslektaşlarımdan Hasan Servet Öktem (Tahran Büyükelçiliğimizde görevli olduğu 1984 yılında ASALA mensuplarının suikast girişiminden yaralı olarak kurtulmuştur) ve Ömer Önhon’la birlikte 3 günlüğüne Erivan’a gittik. Ziyaretimiz tümüyle turistik bir nitelik taşımakla birlikte, bu vesileyle halen resmi görevde olmayan Ermenistan’ın önemli şahsiyetleriyle görüşmek ve bir ay
Kısa süre önce hakemlik yaptığım bir araştırma makalesinde, çalışmanın temel bir eksikliğini defalarca vurgulamama rağmen sonunda “reddedilmeli” görüşü bildirdim. Ancak birkaç hafta sonra aynı makalenin söz konusu dergide yayımlandığını gördüm. Bu durum şaşırtıcıydı; fakat asıl dikkat çekici olan ayrıntı derginin yapısına ilişkindi. Açık erişimli bu derginin kabul oranı yüzde 70’ler civarındaydı ve makale yayımlama bedeli









